​TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ
12 Eki 2017

      Dünya Kupası elemeleri ile ilgili olarak grubumuzda, sahamızda oynadığımız ve 3-0 kaybedilen İzlanda maçı sonrasında, gurubumuzda, deplasmandaki Finlandiya karşılaşması, tamamen bir prestij maçına dönüşmüştü. Bu karşılaşmadan alacağımız bir galibiyet, bundan sonrası yapılacak olan Avrupa Şampiyonası’nda ülke puan sıralamamız açsından çok önemliydi.. 

    Ama olamadı. Neredeyse tamamen yenilenen, ülkemizin geleceği olarak gördüğümüz, ağırlıklı gençlerden kurulu milli takımımız Finlandiya’nın Turku kentinde pazartesi akşamı oynadıkları karşılaşmada, iki kez galip duruma geçmelerine rağmen aldıkları sonuçla sahadan beraberlikle ayrıldılar ve kazanılan bir puanla yetinmek zorunda kaldılar. 

      Bir iki deneyimli oyuncunun yanı sıra, gençlerden kurulu bu ulusal takımımız, zaman zaman iyi oynamalarına rağmen, özellikle oturmamış ve basit hatalar yapan savunma anlayışıyla galibiyeti koruyamadılar ve basit goller yediler. Bu karşılaşmada izlediğimiz genç oyunculardan kurulu bu takım, gelecek için oldukça umut verdi ama, savunmada yapılan basit hatalara da mutlaka çözüm oluşturulması gerçeğini de gözler önüne serdi. 

      Futbolumuzun en kronik hastalığı olan savunma zaafımıza bir türlü çare bulamadık. Zaman zaman yetiştirdiğimiz yerli savunma oyuncularımız, çoğunlukla formsuzlar veya bu konuda yakalanan kuşakların yerine yenilerini koyamadık. Olanlar da yaşlandılar. Her ne kadar Avrupa Liglerinde oynayan bir kaç gurbetçi oyuncuyla şimdilik idare eder durumda olsak da, bunlar birlikte oynadıkları diğer Türk futbolcularla kısa süreli, sadece milli takım çalışmaları sırasında birlikte oldukları için uyum sorunu yaşadıkları da bir gerçek. 

      Ligimizde şampiyonluğa oynayan takımlarımızın çoğunda ise savunma oyuncularının büyük bölümü yabancı kaynaklı olduğundan da bu konumda yetişen Türk oyuncular takımlarında sürekli oynamama sorunu yaşıyorlar. Böyle olunca da, deneyim kazanamıyorlar ve ulusal takımımız için gerekli olan bu kaynaklardan da yeterince yararlanamıyoruz. Ayrıca, yaşlanan savunma oyuncularımızın yerlerine yenilerini koyamıyoruz.

      TF; takımlarımızın alt yapılarına çok daha özen göstermeleri için; yeni, özendirici, yasal olarak zorlayıcı ve kaynak desteği sağlamak gibi önlemleri ivedilikle alması gerektiğini ne zaman anlayacak. Bir iki kulübümüzün dışında, alt yapıya, neredeyse hiç bütçe ayırmayan takımlarımız var.

      Milli takım sorumlumuz, birden bire geldiği ortamda kısa zamanda kucağındaki sorunlar paketiyle uğraşmaya başladı. Bu arada hatalar da yaptı. Arda Turan ve bazı eski futbolcularla ilgili yanlış kararlar verdi. Kadro seçimini  yeterince gözlem yapamadan yaptı. Özellikle, Arda konusunda yanlış yaptı ve bu yanlışı hiç bir müdahale edemeyen TFF de gelişmeleri sadece seyretti.

      Sonuç ne oldu, hiç doğru olmayan bir yöntemle İzlanda karşılaşmasının sorumluları Arda ve Burak Yılmaz’mış gibi kadro dışı bırakıldılar. Asıl yapılan hatalar katmerlendi. Arda’yı yaptığı hatayı yok sayıp, ayağına giderek affetmek ve kadroya çağırmak hataydı. Şimdi ise bir maçın yükünü üzerine yükleyip kadrodan çıkarmak ayrı bir hata oldu. Tüm bunlar; kurumsallık zaafı yaşamanın bir eseridir. 

      Bu konuda ilginç olan, TTF’nin nasıl bir tavır sergilediğidir..

      Neredeyse tüm futbol kulüplerimiz, uzun zamandır TFF ve başta Merkez Hakem Kurulu ve Tahkim Kurulu olmak üzere bir çok kuruldan şikayetçiler. Son zamanlarda hakem atamalarındaki şikayetler, hakemlerin karşılaşma sonuçlarını etkileyen, tartışılan yanlış kararları, işlerin hiç de iyi gitmediğinin en bariz göstergesi.

      Bu konu Kulüpler Birliği Vakfı’nın son toplantısında da dile getirildi. Özellikle Hakem atamaları, hakemlerin tartışılan yanlış kararları, bu yönetimler zaafı, futbolumuzun başına dertler açacak gibi görünüyor. 

      Ligde işler daha da kızışacak. Bu sorunlar yumağıyla nereye varacağız belli değil. Çok net olan bir şeyler var ki onlar da, kronikleşen yönetim zaaflarıdır.