YERLİ VE MİLLİ PARA

Ülkelerin bağımsızlıklarını işaret eden temel göstergelerden bir tanesi de; egemenlik sınırları içinde geçerli olacak tüm alış-veriş ve borçlanmalarda kullanılacak yerli ve milli parayı üretmek ve bunu tedavül ettirmektir. (Bayrak ve Milli Marş kadar önemli bir husustur "senyoraj" hakkı da denen para basma hakkı)

Güzel ve şanssız Ülkemizde uzun zamandır devam eden yabancı para birimleri ile alış-veriş, kiralama ve kontratlar yapma modasının gelip dayandığı yer (ne yazık ki); egemenlik haklarımızın hiçe sayılması noktası olmak üzeredir.

Hayatın futbola, futbolun da hayata çok benzediği günümüzde ise futbol kulüplerimizin yerli-yabancı futbolcu ve teknik adamlarla yaptıkları TL dışındaki para birimleriyle akdedilen kontratlar, döviz fiyatlarında yaşanan sıçramalardan dolayı ve çarpan etkisi ile futbol ailesini hızla iflas noktasına doğru götürmektedir.

Yerli ve milli paramız olan TL’de yaşanmakta olan değer kaybını telafi etmek için yurt dışından gelen futbolcu ve teknik adamların yabancı para birimleri ile kontratlar yapmaları ve alacaklarını buna göre tahsil etmeleri kısmen anlaşılabilir bir şeydir. Fakat bu Ülke vatandaşı olan, kederde ve tasada, sevinçte ve hüzünde, iyi günde, kötü günde bu Ülkenin vatandaşı olmaya devam eden yerli-yerel futbolcularımız ile yapılan kontratların Dolar veya Euro ile yapılması “milli ekonomi” anlayışına uymamaktadır.

Stadyum gelirlerimiz Türk Lirası, forma ve ürün fiyatlarımız Türk Lirası, kulüp personeline ödediğimiz maaşlar Türk Lirası, Devletimize ödediğimiz vergi ve harçlar Türk Lirası iken hangi akla hizmetten mesela- Gökhan GÖNÜL’le, Mehmet TOPAL’la ve Oğuzhan ÖZYAKUP kardeşlerimizle Dolar/Euro kontrat yapabiliyoruz?

Bunun bir adım ötesinde hangi çılgınlık kaldı iflas etmek için yapılması gereken?

Konunun yabancı teknik direktör ve futbolcuları ilgilendiren yönüne gelirsek; belki şöyle bir açılımla kulüplerin üzerindeki kur zararı riski küçültülebilir; TFF ve Kulüpler Birliği Vakfı nasıl ki yayın ihalesini alan BEIN SPORTS ile gelirlerini 3.26’lık dolar kuruna sabitlediyse kulüplerimiz de tek yabancı para gelir kaynağı olan bu gelirden yaptığı harcamaları (futbolcu kontratları vb) aynı şekilde bir kurda sabitleyebilir.

Yerli oyuncuya TL ile yabancı oyuncu ve teknik direktöre sabitlenmiş bir kur üzerinden yabancı para birimi ile yapılacak kontratlar, kur farkından doğan finansman giderlerini de aşağıya çekerek UEFA Finansal Fair Play’e uyum konusunda kulüplerimizin bilançolarını/elini güçlendirecektir.

Galatasaray ve Fenerbahçe’de yeni seçilen yönetimlerin Beşiktaş başta olmak üzere diğer paydaşlarıyla birlikte hemen harekete geçerek TFF ve Kulüpler Birliği Vakfı ile bir konsensüs sağlayıp hem Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı’nı hem de Maliye Bakanlığı’nı, bunun ikamesi için gereken mevzuat düzenlemesi konusunda ikna etmeleri gereklidir.

Zaten yabancı futbolcular kontratlarında yazan ücretleri Ülkemizde “kılçıksız” olarak tahsil ettikleri için sabit kur uygulamasından çok büyük bir kayıp yaşamayacaklardır. Yerli oyuncularımız ise kulüpleri aracılığı ile neredeyse vergi muafiyetine haiz oldukları için vergi dairesinin yolunu bilmemektedirler. Bu bile tek başına TL kontrat için yeterli argümandır.

Transfermarkt başta olmak üzere futbolcuların yaklaşık bonservis değerlerini tabiatıyla €uro bazında yayınlayan internet sitelerinin referans alındığı bu rakamların futbol ekonomimize daha fazla zarar vermeden bir yerde durdurulması için ortak akılla bir çözüm üretilmeli ve en azından üç-beş sene bu uygulamada ısrar edilmelidir.

Yarın gece idrak edeceğimiz Kadir Gecesi’nin Ülkemize ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni eder, iyi bir hafta sonu dilerim.