​SEN KİMİN SÖZCÜSÜSÜN TAŞGETİREN?

Ekin GÜN 21 Haz 2017

Bir ara 249 kişinin katilini unutmuş, o FETÖ'cülerin "mağduriyetlerini" anlatmaya yeltenmişti.

Bir ara 249 kişinin katilini unutmuş, o FETÖ’cülerin “mağduriyetlerini” anlatmaya yeltenmişti.

Bununla da kalmadı… “Hukukçu diyor ki” diye başlık açıp “FETÖ diye bir örgütün olmadığını” ima edecek kadar zavallı pozisyonuna düştü.

Biraz daha ileri gitse “15 Temmuz’da darbe falan olmadı” diyecekti ama daha kötüsünü yaparak “FETÖ diye bir örgütün varlığını” sorguladı.

Hem de hiç utanmadan!

Ve ar damarı çatlamış bir şekilde pişkince “FETÖ’cüler mağdur ediliyor” yazıları yazmaya devam etti.

Yaşını başını almış, görmüş geçirmiş, kibar bir beyefendi dedik ama şehitlerimizin katillerini “mağdur” gibi göstermeye başlayınca orada “dur” demek gerekiyordu.

Defalarca onu samimiyetle uyaranlar olsa da o bu tarz yazılar karalamaya devam etti…

Ve en sonunda Kemal Kılıçdaroğlu’nun FETÖ için yürüyüşünü, casusluk suçuna sahip çıkışını “direnç” olarak niteledi, “CHP tabanının ötesinde karşılık bulacağını” ifade etti.

Neyin “direnciydi” ya da CHP tabanının “ötesi” neresiydi bilinmez ama yazmış olduğu o yazılar 15 Temmuz’u bizzat yaşamış herkesi derinden yaraladı.

Yaralamaya da devam ediyor hala…

***

Müdavimleri kendisine laf söyletmez, kibarca eleştireni dahi Müslümanlığa yakışmayacak sözlerle linç etmeye kalkardı.

İkide bir 28 Şubat zamanı DGM’de yargılandığı o fotoğrafı koyarak şimdi yazmış olduğu o ahlak dışı yazıları “meşru” göstermeye çalışırlardı.

Şimdi onlar bile suskun, onların bile kendisini savunmaya yüzü yok.

Olamaz zaten… FETÖ’cüleri “mağdur” göstermeye çalışan, CHP’nin FETÖ için yürüyüşünü alkışlamadığı kalan, yürüyüşün “ötesi” tarafından kabul göreceğini söyleyen, iktidarın bu yürüyüşü dikkate alması gerektiğini ifade eden bir adamın savunulacak bir tarafı olamaz.

“Yazıklar olsun” demek bile bu saatten sonra hafif kalır… Kibarlığının altına saklanıp süslü cümlelerle yazı yazmanın karşılığı FETÖ’cüleri mağdur göstermek ve FETÖ’ye destek yürüyüşünü savunmak olamaz, olmamalıdır.

Ya da yaşını başını almışlık, görmüş geçirmişlik tüm bu hazin tabloyu “meşru” görmemizi sağlayamaz.

“69 yaşında bir direnç yürüyüşüdür bu” sözünün nasıl bir açıklaması vardır bilinmez.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedefe alarak “şehit duyarlılığı çok güzel, mazlumiyet duyarlılığı da çok hayati bana göre” demenin nasıl bir savunması vardır, o da bilinmez.

Lakin…

FETÖ’cüleri “mazlum” saymanın neresi hoş görülebilir?

Casusluk suçunu desteklemenin neresi “dirençtir”?

***

Cumartesi günü tüm bu pespaye yazıları yazan kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın medyaya verdiği iftar yemeğindeydi.

Acaba sağına soluna ve en önemlisi bu yazılardan sonra Cumhurbaşkanı’nın yüzüne bakarken az da olsa utanmış mıdır bilemiyorum.

Ama bildiğim bir şey var ki o da bu yazılar ne Erdoğan’ın liderliğindeki AK Parti davasına ne de o güzide medya kuruluşuna yakışıyor.

Bunu çok net bir şekilde biliyorum.

Sadece ben değil, birçok insan da benimle aynı düşünüyor bu konuda.

“Türkiye’yi terörist ülke olarak göstermek istemekle birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uluslararası mahkemelerde savaş suçlusu olarak haince yargılatmayı” amaç edinenlerin yürüyüşünü “direnç” olarak nitelemek ayıptır ve hatta ayıptan çok fazlasıdır.

MİT TIR’ları ihanetini tertipleyenlerin, buna kol kanat gerenlerin ve siyasal zeminde bunun sözcülüğüne soyunan CHP’nin ne yapmak istediğini biliyoruz da…

Sen kimin sözcülüğüne soyunuyorsun Taşgetiren?

Sen kimin adına konuşuyorsun?

Çıkar o ağzında gevelediğin baklayı da mert olup açıkla.

Konuştuğun, yazdığın ağız kimin ağzıdır?