RUSYA KISMİ SEFERBERLİK İLAN EDERKEN BM ZİRVESİNDEKİ HAVA

BM'nin 77. Genel Kurul (BMGK) Toplantısı Ukrayna Savaşı'nın gölgesinde yapıldı. Dünyanın pek çok sorunu olduğu biliniyor, zaten liderler Genel Kurul Toplantısı konuşmalarında mülteci politikalarından, iklim değişimine, gıda krizine, refah krizine pek çok konuya değindiler.

BM’nin 77. Genel Kurul (BMGK) Toplantısı Ukrayna Savaşı’nın gölgesinde yapıldı. Dünyanın pek çok sorunu olduğu biliniyor, zaten liderler Genel Kurul Toplantısı konuşmalarında mülteci politikalarından, iklim değişimine, gıda krizine, refah krizine pek çok konuya değindiler. BMGK’unun klasik meselelerine değinildi değinilmesine de silahsızlanmanın geleceği muğlak, İran Nükleer Anlaşmasının geleceği muğlak, İsrail-Filistin sorunun geleceği muğlak. Kıbrıs sorunu konusunda Türkiye KKTC’nin tanınması çağrısını açıkça yaparak Cenevre’de ortaya çıkan yeni iki devletli çözüm parametrelerini desteklediğini herkese ilan etmiş oldu, BM’nin bu sürece nasıl uyum sağlayacağı şimdilik muğlak. Üstelik şimdi bu muğlaklıkları güçlendiren bir şekilde BM sistemine ve kolektif güvenlik rejiminin doğasına büyük bir güvensizlik var. Rejimin kuruluşundan itibaren en önemli amaçlarından biri kolektif güvenliğin muhtelif ve muhtemel saldırganlığın caydırılması yoluyla inşası-ki hem büyük güçler son on yıllarda saldırgan olarak tek taraflı politikalarla arz-ı endam etmek çekinmiyorlar hem de birbirlerinin saldırganlığını durduracak caydırıcılığı üretmeyi başaramıyorlar. Bu yüzden tüm kurul ve tartışmalar Rusya-Ukrayna cephesinde ne yaşanıyor sorusuna kilitli kaldı. Uluslararası basına baktığımızda Biden’ın konuşmasının büyük bir heyecan dalgası yaratmamasının temel sebebi olarak da konuşmanın anlık gerçekliğin gerisinde kaldığının ima edildiğini görüyoruz. Gerçekten de Biden, iktidarının bilindik dış politika tezlerini tekrarlarken (Ukrayna’ya desteğimiz tam, İran’ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceğiz, Çin’le Soğuk savaş istemiyoruz, Ukrayna savaşının suçlusu Rusya ama çatışmaların bitmesini de istiyoruz) dinleyicilerin aklında iki soru vardı: 1)- ABD’nin istekleri bu kadar net ise neden büyük güçler arasındaki hareket sahasında büyük güç dengesine dayalı kırmızı çizgileri görmüyoruz? ve 2)- Biden, Putin’in BMGK’na katılmadan BM gündemine kısmi seferberlik ilanı ve nükleer tehditle damga vurduğunu bilmiyor olabilir mi?

Referandumlarla ne amaçlanıyor?

Putin’in hamlesi Ukrayna Savaşının evrildiğini gösteriyor, çok şaşırtıcı ve ya savaşın doğasını şimdi olduğundan farklı bir yere doğru götüren bir hamle değil. Yine de Batı’da büyük bir şaşkınlıkla karşılandı ve abartılı bir biçimde Rusya’nın Ukrayna sahasında sıkışmasının bir göstergesi olarak yorumlandı. Bilindiği üzere kısmi seferberlik ilanı Rusya’nın Ukrayna’da kontrol altında tuttuğu dört bölgede Rusya’ya katılma referandumları düzenleme kararının bir uzantısı. Luhansk ve Donetsk zaten Ukrayna Savaşının başlangıcında bağımsızlıklarını ilan etmişlerdi ve Rusya Federasyonu bu iki bölgenin bağımsızlığını tanıyarak Kiev’e karşı saldırısını başlatmıştı. O günden bugüne bir Kırım senaryosunun tekrarlayacağı ve işgal altında düzenlenen referandumlarla Donbass’ın Rusya’ya ilhakının sağlanacağı, böylece bu toprakların Rusya’nın toprakları olarak Rus kuvvetlerince savunulmasının sağlanacağı konuşuluyordu. Tabi bölgede Rus yanlısı ayrılıkçı kuvvetler kadar Rus askeri güçleri de var, üstelik Batı sonucu şimdiden belli bu referandumları tanımayacağını açıkladı, bu yüzden işgal yoluyla ilhak opsiyonu öncesi ve sonrası tam anlamıyla ne değişecek sorusu soruluyor.

Bu sorunun muhtemel cevabını Putin, son ulusa sesleniş konuşmasında Rusya’nın elindeki özel silahlardan- neyin kastedildiği belli olmamakla beraber bu ifadeleriyle nükleer ya da nükleer olmayan yıkıcı saldırının maliyetini düşürebilecek yeni geliştirilmeye çalışılan teknolojilerle ilgili söylentileri güçlendiriyor Kremlin- ve nükleer savaş olasılığından bahsederken verdi. Bu tehditler yeni değil ve yine bu köşemizden bahsetmiştik Rus nükleer savunma doktrini savunmacı bir doktrin: Temelinde Rus topraklarının işgal ihtimalinde ya da Rusya’nın varlığının hayati bir tehlike altına girmesi durumunda kullanılabileceği söylenen silahlar bunlar. Elbette Luhansk, Donetsk ve aynı tür referandum gerçekleştirilen Zaporidja ve Herson’un Rus kontrollü altındaki toprakları referandum sonrası bir ay zarfında Rusya’daki siyasi onay süreçlerinden sonra Rusya Federasyonu’na katılırsa Rusya’nın bir parçası sayılacak Kremlin tarafından. Zaporidja ve Herson hem stratejik açıdan hem de Ukrayna alt yapısı açısından çok önemli alanlar, bu nedenle Ukrayna direnişi ne zaman belini doğrultsa buradaki Rus kontrolüne zarar verecek bir karşı saldırı ihtimalinden bahsedilir.

Tehlikeli bir caydırıcılık oyunu

Sözün özü, Putin, Biden daha BMGK kürsüsüne çıkmadan bir taşla üç kuş vurmayı hedefledi:

1)-Kırım senaryosunu tekrarlamak, yani işgalin bir oldu bitti çerçevesinde meşrulaştırılmasını Donbass ve ötesi için gerçekleştirmek. Bu hem uluslararası topluma hem Ukrayna direnişine hem de Ukrayna direnişini destekleyenlere verilen “artık işgal öncesi Ukrayna sorunun kaldığı yere geriye dönmenin mümkün olmadığı” mesajı.

2)-Ukrayna direnişi bir süredir karşı saldırı senaryosunda ciddi olduğu mesajını vermekte. ABD başta olmak üzere Ukrayna müttefiklerinin karşı saldırı için kilit bazı askeri kapasiteleri Kiev’e sağlamak konusunda çok kıskanç davranmadığı bir dönemdeyiz. Ama elbette söz konusu Ukrayna karşı saldırısı olduğunda bazı soru işaretleri beliriyor zihinlerde. Zelenski, doğal olarak Kırım dahil tüm Ukrayna topraklarının işgalden kurtarılacağını söylüyor. Ancak direniş bugün kaybetmeyeceği, hayatta kalacağına dair herkese umut verse de tüm Rus askeri kuvvetlerini Ukrayna’daki her karış topraktan söküp atmak kolay değil. Üstüne üstük kış geliyor ve eğer karşı saldırı senaryosu bu tür topyekûn bir karşı saldırı olasılığı için kullanılıyorsa uygun zaman aralığı kısalıyor. Bu nedenle genel beklenti Ukrayna için ve Rusya için önemli Herson gibi bazı alanların Rusya’nın moralini bozacak şekilde bir saldırıyla geri alınması. İşte Rusya bu olasılığı elini nükleer savaş ihtimaline doğru yükselterek caydırmaya çalışıyor.

Nükleer tehdit blöf mü?

3)- Caydırıcılığın oldukça karmaşık bir biçimiyle karşı karşıyayız. Zira nükleer silahların kullanımı söz konusu olduğunda ne düşünmemiz gerektiğini tam bilmiyoruz. Öncellikle nükleer silahların kullanımı ya da nükleer savaşı beraberinde getirebilecek bir karşılaşma hala çok maliyetli. Rusya, hangi süper silahı geliştirirse geliştirsin caydırıcılığın ötesinde Avrupa’nın orta yerinde yıkım üzerinden bir strateji geliştirmek için çok büyük ve dayanıklı bir konvansiyonel kapasite kadar ekonomik kapasite de gerektiriyor. Yıkım sonrası düzeni tekrar rakipleri de razı ederek kurabilecek bir kapasiteden bahsediyoruz bu yaptırımlara dayanmaya benzemez. Ama öte yandan tüm maliyetine rağmen Rusya gerçekten kaybetme noktasına gelirse özellikle taktik düzeyde nükleer silahlarını kullanabilir. Ben bu olasılığın hala çok düşük olduğunu düşünenlerdenim, ama blöfse bile-ki Rusya stratejik kültüründe blöfe yer verir- inandırıcı olabilen bir blöfle karşı karşıyayız. Elbette Batı dünyası da bu konuda ne düşüneceğini tam bilmiyor. Borell’e bakarsanız Putin kesinlikle blöf filan yapmıyor, ABD ise baştan itibaren stratejik denge hususunda bir hata yapılmadıkça Rusya’nın nükleer silahlarını kullanmayacağı hesabından yola çıkıyor. İşte bu kafa karışıklığında Kremlin Batılıların durumu sadece nükleer caydırıcılığa indirgememesi için kısmi seferberlik ilan ederek bir hamle daha yaptı. Kısmi seferberlikten bahsediyoruz ama bu kısmi kısım bile 300.000 yedeğin çağrılması anlamına geliyor. Rus yetkilileri bunun sadece %1’inin şimdilik Ukrayna’da hizmet edeceğini açıkladı, ama bu referandum sonuçlarını hayata geçirmek için bizzat Rus halkının savaşa taraf edilmesi ve halkın savaşma azmi üzerinden Rus caydırıcılığının artırılması hamlesidir.

Türkiye’nin uyarısı: Herkes kaybeder!

Rus halkının savaşma azminin nasıl artırılacağı konusunda özellikle Batı’da şüpheler var. Kremlin bu konuda her hangi bir yalpalamaya izin vermemek için seferberlik sonrası kararname üzerine kararname çıkarttı. Rusya’da tüm bu sürece karşıt gösteriler de gerçekleşiyor, hatta kimi yorumcular Kremlin’in Savaşın başlangıcında Rus halkı ile yaptığı görünmez protokolü bozduğu görüşünde. Seferberliğin Rus halkının psikolojisini etkilemesi kaçınılmaz ama görünen o ki, seferberliğin temel amacı kazanmaktan ziyade Rusya’nın Ukrayna’da kendisi için kazançlı bir çıkmazı Ukrayna ve müttefiklerine empoze ederken caydırıcılığını güçlendirmek. Bunu başarırsa Biden’ın iddia ettiği gibi bu savaşın gereksiz bir savaş olduğunu Rus halkının söylemesi daha çok kış, daha çok bahar alır. Özetle Biden’ın BMGK konuşması Putin’in çizdiği yeni çerçevede hoş bir seda olarak dahi kubbelerde yankılanmadı, Türkiye’nin uyarıları ise bir kere daha hatırlandı. Bu savaşın uzaması durumunda herkesin kaybedeceği çok şey olacak.