KASIM SÜLEYMANİ'NİN ÖLDÜRÜLMESİ SONRASI MUHTEMEL GELİŞMELER

Faruk AKTAŞ 04 Oca 2020

ABD'nin İran ile nükleer anlaşmayı bozup Mayıs ayından bu yana aşama aşama Tahran'a yönelik yaptırımları devreye sokmasından bu yana iki ülke arasında kontrollü bir gerilim yaşanıyordu.

ABD ile İran arasında yaklaşık 6 aydan bu yana Irak üzerinde süre gelen vekâlet savaşlarında yeni bir döneme girildi.

İran Devrim Muhafızlarına Bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle vekâlet savaşları yerine doğrudan savaşın fitili yakılmış oldu.

Bu olay sonrası Ortadoğu’da bir sürü dengenin değişeceğine şüphe yok.

Bunun ilk yansıması şüphesiz Washington-Tahran ilişkilerinin seyrine ilişkin olacak.

ABD’nin İran ile nükleer anlaşmayı bozup Mayıs ayından bu yana aşama aşama Tahran’a yönelik yaptırımları devreye sokmasından bu yana iki ülke arasında kontrollü bir gerilim yaşanıyordu. Bu gerilim daha çok Irak üzerinde vekâlet savaşları şeklinde kendini gösterdi ki bu ülkede aylardır süregelen gerginlikler, iç çekişmeler ve siyasi kaos da önemli ölçüde bu çekişmeden kaynaklanıyordu.

Şimdi İran’ın ABD’ye vereceği yanıt olayların bundan sonraki seyrini de belirleyecek.

İran dini lideri Ayetullah Hamaney’in ve diğer yetkililerin açıklamalarına bakılırsa Tahran bu saldırıya çok sert bir yanıt vermekte kararlı ancak ılımlı Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin “İran ve bölgenin özgür ulusları, ABD'nin işlediği bu korkunç suçun intikamını kuşkusuz alacaktır” şeklindeki açıklamasındaki “özgür uluslar” ibaresine dikkat çekmekte yarar var.

Buradaki “özgür uluslar” tabiri İran için vekâlet savaşı yürüten Haşdi Şabi vb. yapılanmalara işaret ediyor.

Yani İran ABD ile doğrudan karşı karşıya gelmek yerine yine Haşdi Şabi benzeri bir yapılanma aracılığıyla intikam alma yoluna gidebilir ancak zaten ABD, Irak’taki Haşdi Şabi saldırılarına misilleme olarak bu saldırıyı gerçekleştirdi. Dolayısıyla İran’ın vekilleri aracılığıyla vereceği bir karşılığa ABD yine doğrudan İran unsurlarını hedef alan bir karşılık verebilir.

Yani Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden sonra bölgede her an bir ABD-İran savaşı baş gösterebilir.

Gelelim İran’ın muhtemel yanıtlarının neler olabileceğine.

İlk akla gelen ABD’nin Irak’taki üslerine yönelik muhtemel saldırılar. Ki ABD’nin bu ülkede 9 üssü bulunuyor. Bunun yanı sıra Hürmüz Boğazı’nda ABD’ye veya ABD’li şirketlere ait gemilere yönelik büyük bir saldırı gelmesi de muhtemel. Süleymani’nin öldürülmesi sonrası petrol fiyatlarındaki hızlı yükselişin de bu endişeyle ilişkisi var. Irak’ta veya Suriye’de ABD hava araçlarına yönelik saldırılar gerçekleşmesi de olasılıklar arasında.

Bütün bunlar, Kasım Süleymani’nin öldürülmesi sonrası ABD ile İran arasında yaşanması muhtemel ihtimaller.

Olayın bir de Irak üzerindeki olası etkilerine bakmakta yarar var.

Zira ABD ile İran arasında herhangi bir sıcak savaş yaşanmasa bile bu olayın Irak’taki siyasi kaosu daha da derinleştireceğine şüphe yok.

Başbakan Adil Abdulmehdi’nin istifasından sonra ülkeyi seçime götürecek bir başbakan ve yeni bir hükümet seçmekte zorlanan Irak Parlamentosu’nun işi bundan sonra çok daha güç olacak.

Ne zaman yapılacağı belli olmayan erken seçimlere kadar çok kan akabilir.

ABD’nin saldırısında Kasım Süleymani ile birlikte başkan yardımcısı öldürülen Haşdi Şabi’nin, ABD hedeflerine yönelik kanlı saldırılar gerçekleştirmesi muhtemel.

Ülkenin en güçlü aktörlerinden Şii lider Mukteda es-Sadr 2008 yılında lağvettiği kendisine bağlı Mehdi Ordusu’na yeniden silahlanma talimatı verdi.

Yani ülkedeki siyasi çekişme ciddi silahlı çatışmalara gebe.

Bu durum Irak’ı Suriye’den daha beter hale getirebilir.

Hatta DEAŞ’ın 2014’te Musul’u işgali sonrası gündeme gelen, ülkenin bölünme ihtimali şimdi çok daha artmış durumda.

Bu gelişmelerin tümü Türkiye’yi çok yakından ilgilendiriyor.

Dolayısıyla Ankara’nın tüm senaryolara karşı her türlü hazırlığını yapması ve bu planlarını acilen devreye sokması büyük önem arz ediyor.