​GELENEKSEL SAVUNMA VE TERÖR SÜREKLİLİĞİ
11 Ağu 2017

      Uluslar sürekli olarak bir savaşa hazırlanmak durumunda. Amerikan-İngiliz Güvenlik Enformasyonu Konseyine(BASİC) göre Amerika ve Avrupa’daki müttefikleri kendi ulusal güvenliklerine tehdit oluşturacak uluslara karşı genel bir müdahale yapılacak durumdalar.

       Böyle  bir durumda herhangi bir müdahaleye hazır olmak geniş ve güçlü bir silah endüstrisine sahip olmayı gerektiriyor. Bu durumda büyük ülkelerin büyük yatırımlar yaptığı dikkati çekiyor. Tabii iklim değişikliği, kaynakların gittikçe azalması ve fakirliğin gittikçe genişlemesi gibi konuların bir kenara bırakılması gerekiyor. Amerika’yı, Trump döneminde, örnek olarak gösterirsek askeri bütçesinin bir trilyon dolara yaklaştığı görülüyor. Bu rakam Amerika’nın alt yapı harcamalarının kat be kat üstünde.

Ancak silah endüstrisi alet ve edavatını satmak için uluslararası silah pazarına gereksinme duyuyor. Gelir sağlamak, karlılık bu endüstrilerin hükümetlere yüklediği maliyetleri azaltıyor. Uluslararası silah satışlarına bakarsak başı Amerika ve Rusya çekiyor, peşinden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeleri, Almanya ve Nobel Barış Mükafatını veren İsveç gibi ülkeler geliyor. İşin ilginç tarafı en çok silah satan bu ülkeler dünya barışını da korumakla görevli. Bu durumda niçin dünyanın asla barışa kavuşamayacağı anlaşılıyor. İnsan hakları konusunda çok titiz olduklarını iddia eden bu ülkeler, bu tür silah üretimiyle, uluslararası sorunları şiddetle çözeceklerini kapalı bir biçimde belirtmiş oluyorlar.

Silah ticareti ve silah endüstrisi küresel güvensizliğin başlıca nedenlerinden biri.

Eğer II. Dünya Savaşı gibi bir konvansiyonel savaş olmayacaksa, izlenen şiddet politikaları başarısızlığa mahkum.. Günümüzde çatışmanın doğası değiştiği için endüstriyel bir savaş için üretim yapan “askeri endüstriyel yapılanma” gittikçe masraflı ve geçersiz olacak gibi gözüküyor. Amerika’nın Kore ve Vietnam’da aşırı güç kullanarak yaptığı savaşlarda önce durgunluk sonra da yenilgi yaşadığı biliniyor. Afganistan’daki çatışmalarda da Batılı güçlerin durumu iyi değil. Büyük ülkeler, başta Amerika olmak üzere, kendi halklarına birbirlerini düşman göstererek, onları korkutarak, silah üretimine devam etmek zorundalar. Silah üreten şirketleri aynı zamanda bankalara, enerji şirketlerine ve sivil endüstri faaliyetlerine de sahipler.

Eğer fark etmişlerse, mutlaka etmişlerdir, Irak ve Suriye’deki  çatışmalar ve bu ülkelerin işgali gerçekte uluslararası terörizmi sonlandıracağı yerde azdıracak bir eğilim izliyor. Ortadoğu’daki alanlar Cihatçı çatışma yetişme alanı olarak terörizme etkin katkıda bulunuyor.

Bu davranış tarzı ile insanlığın, özellikle gelişmekte olan ülke insanlarının daha çok ızdırap çekeceği, hükümetlerin halklarına güvenlik sağlamakta sıkıntı çekeceği görülüyor. Bu sırada silah üreticileri ve ölüm tacirleri karlarına kar katmaya devam edecek gibi gözüküyor.