FETÖ SİNEKLERİNİN BESLENDİĞİ BATAKLIK

Eğitim sistemimiz, "sınav müşterisi öğrenci" yetiştiren bir sektör olmaktan kurtulmalıdır. Birçoğu yaldızlı bir kâğıt parçasına dönüşmüş olan okul diplomaları, bilgi, beceri ve liyâkate tercih edildiği sürece, FETÖ'nün yaydığı mikroptan hangi aşıyla korunabiliriz?

Ortamı germeye çalışanlar var. Bu gerilimi görmeyenler, FETÖ’yü unutmuşa benziyor. FETÖ, seçim sürecinin başlamasıyla ortaya çıkan çatı aday, mutabakat, seçim ittifakı, onbeş milletvekili, CHP’nin adayı gibi geçici gündemlerin arkasında kendini unutturmaya çalışıyor. Millî Savunma Bakanı Canikli, geçen haftalarda TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmada, TSK içinde tespit edilen 3000 FETÖ mensubunun KHK ile ihraç edileceğini açıkladı. 3000 rakamını söylemesi dile kolay gelebilir, ama bunca temizlikten sonra bile bu kadar FETÖ’cünün varlığı, bu hâin terör örgütü ile mücâdelenin daha derinlemesine ve daha çok boyutlu yapılması gerektiğini göstermektedir. Bu derinleşme ve boyutlaşma için seçimlerin erkene alınması önemli bir adım oldu. Büyüklerimiz, hayırlı şeyleri fazla uzatmamalı, derler.

Sayın Canikli’nin açıkladığı rakamlarla birlikte son FETÖ’cünün de TSK’dan temizlendiğine inanmak istiyoruz. TSK gibi darbe açısından en kritik kurum başta olmak üzere, hiçbir devlet kurumunda FETÖ’ye göz açtırılmamalıdır. Özel sektör de bu konu da sorumlu bir durum ortaya koymalıdır.

Bataklık neden kurumuyor?

15 Temmuz’dan bugüne gelene kadar yirmi iki aylık zaman zarfında verilen mücâdeleye rağmen, FETÖ özelinde yapılan ihraçlar, diğer yapılanmalara perde olmamalıdır. PKK’nın YPG veya PYD adlarını alması gibi, aynı şey FETÖ için de geçerlidir. Zira karşımızdaki FETÖ’yü ortaya çıkaran bataklık kurutulmadığı sürece, benzeri belâlar yeni sinekler olarak ortaya çıkacaktır.

Meselenin en hassas tarafı, bu bataklığın her yerde olabileceğidir. FETÖ’nün yıllarca sinsi bir şekilde larvalarını bırakıp yuva yapma şansı bulduğu yerler, bu toplumun bütün mecrâları olabilir. FETÖ’nün larvalarını bıraktığı yerlerde şartların onlar için neden uygun olduğuna bakalım. FETÖ deyince kamuoyunun aklına ilk gelen ahlaksızlıklardan biri, sınav sorularının çalınması ve kendi mensuplarına verilmesidir.

Peki, toplumsal ahlak yapımız, öğrencilerin okullarındaki herhangi sınavda kopya çekme teşebbüsüne veya eylemine nasıl bakıyor?

Sayıları Yunanistan nüfusundan fazla olan ilk ve orta öğretim öğrencilerimizden kaç tânesi kopya çekmeye yeltenmiyor?

İlkokul birinci sınıftan üniversite son sınıfa kadar milyonlarca öğrencimizden kaç tânesi, sınavdan önce bir şekilde sınav soruları kendisine verilse, hayır diyebilir? Gençlerimizi geçelim, KPDS gibi meslekî sınavlara giren memur adaylarının kaçı, fırsat bulsa bile kopyaya tenezzül etmez?

Hababam Sınıfı’nın sempatik senaryosu ve oyuncu kadrosu arkasına gizlenen mesajlarda kopya çekmenin mârifet olduğu anlatılmadı mı?

Nurettin Topçu’nun tespitiyle en önemli iki sorunu “eğitim” ve “sistem” olan eğitim sistemimiz(!), öğrencileri hayâta hazırlamak yerine “diploma verme kurumları”nın idâre-yi maslahat edildiği yapı olmaktan kurtarılmadığı sürece, FETÖ gibi sineklerinin ürediği bataklıklar nasıl kurutulabilir?

Ahlak zâfiyeti içindeki iş dünyâmız, çalışmadan zengin olmak için vurgun peşinde koşan fırsatçılardan oluştuğu sürece, bu bataklıkla nasıl mücâdele edilebilir? Serdar Kuzuloğlu’nun Gündem Özel programının bir bölümünde dediği gibi, herkes Elon Musk’ın şöhreti peşinde, ama kimse onun kadar çalışmak istemiyor. Çok yerinde bir tespit. Herkes cennete gitmek istiyor ama, zor olduğu için kimse günahtan kaçınmıyor.

Özel sektörde bile iş yaptırmak için “tanıdık biri” bulmak amacıyla çevre edinen ve bu çevreyi kullanmaktan çekinmeyen bir zihniyet var. Bu zihniyet olduğu sürece ve eğitim sistemimiz bu zihniyetle uğraşmak yerine, sinekleri avlamakla yetindiği sürece, bu bataklığı KHK’larla kurutmak mümkün olabilir mi?

Eğitim sistemimiz, “sınav müşterisi öğrenci” yetiştiren bir sektör olmaktan kurtulmalıdır. Birçoğu yaldızlı bir kâğıt parçasına dönüşmüş olan okul diplomaları, bilgi, beceri ve liyâkate tercih edildiği sürece, FETÖ’nün yaydığı mikroptan hangi aşıyla korunabiliriz?

Kopya çekmek için görme becerini insanüstü seviyelere çıkaran öğrenci profilinden kurtulmadığımız ve bu profili ortaya çıkaran sistemi düzeltmediğimiz sürece, bu ülkede bilgiyi ölçmek için yapılan hiçbir sınav verimli olamayacaktır. Benzer sorunlar, her ülkede olabilir ama biz kendi ülkemizden sorumluyuz.

Bu ülkenin devlet ve özel eğitim kurumlarındaki sınavlar, gözetmensiz ve hatta farklı gruplarda kitapçık hazırlamaya gerek kalmadan yapılana kadar ve bu ahlakî yapının oluşturulması âilelerinden başlayana kadar, bugün FETÖ ismiyle uçuşan sinekler, yarın başka isimlerle veya isimsiz olarak, kulağımızda vızıldayıp uykumuzu kaçırmaya, bizi sokup kanımızı emmeye devam edecektir.