VAY BAŞIMIZA GELENLER!

Fehmi KETENCİ 16 Oca 2022

Son zamanlarda yazdıklarımız neredeyse kopyala yapıştır cinsinden şeyler.

      Son zamanlarda yazdıklarımız neredeyse kopyala yapıştır cinsinden şeyler. Genelde güncel konular ki, o güncel konuların merkezinde başımıza çöreklenen ve neredeyse iki yılı aşkın süredir öyle veya böyle hayatımızı altüst eden, zoraki yaşam biçimi olarak bizi egemenliği altına alan, bizlere istediğini yaptıran, adeta alay edercesine hayatımıza yön veren, tam, biraz olsun nefes alabileceğimizi hissedeceğimiz zamanlarda ertesi sabah uyandığımızda yeni türemeleriyle aklımızı alan namıdeğer Covid 19. Bu Covid 19 denilen davetsiz misafir ve türettiği yeni varyantlarıyla nasıl uğraşacağımızla ilgili çok net bilgilere sahip olamadığımızı artık biliyoruz. Aklımızı yitirmek üzereyiz. Bu konuda havada uçuşan bilgilerden, neyin anlatılmaya çalışıldığıyla, değil yeterli bilgilenmek, kafaları iyice karıştırmaktan zerre kadar ileriye gidemeyeceğimizi artık iyi biliyoruz..

      Bir zamanlar bu illetin üzerimize iyice çöreklendiği dönemlerde Sağlık Bakanlığı’na bağlı, salgınla ilgili gidişatı takip eden, toplumu bilgilendiren Sağlık Bilim Kurulu diye bir oluşum vardı. Son zamanlarda neredeyse hiçbir haber yok.

       Yaz sonuna doğru birazcık iyileşme olacak beklentileri, Eylül, Ekim ayklarında Covid 19’un mutasyona uğramış haliyle bir anda ortaya çıkması ve hızla yayılmasıyla hayal kırıklığına dönüştü. Bu arada iyice öne çıkarılan, hızı arttırılan aşılama çalışmalarında, görüldü ki olması gereken yerin çok uzağındaymışız.

      Covid 19’un yeni varyantı Omicron yapacağını çoktan yapmaya başlamıştı bile. Ülke genelinde 20-22 binlere kadar inmiş vaka sayılarıyla birlikte ellili rakamlarda olan vefat sayıları, haftadan haftaya hızla yükselerek kendini hızla hissettirmeye ve yeni varyantı yapacağını yapmaya başlamıştı bile.

      Aralık ayı içinde salgında şekil iyice değişmişti. Öncelikle Afrika’da görülüp yayılmaya başlayan Omicron adlı yeni varyant gündeme bomba gibi düştü.. Avrupa bu yeni varyantla uğraşmaya, Covid 19 önlemlerini daha da sıkılaştırarak neredeyse başa dönmeye başlamışlardı.

      Çok geçmedi, Aralık ayı yarısından sonra Omicron artık bize de gelmiş ve hızla yayılmaya başlamıştı. Endişe ve korku sağnağa döner mi bilinmiyordu ama, görünen köy de kılavuz istemiyordu. Aşılanma bir kez daha gündemin birinci maddesi haline dönüştü. Bir gerçek de gün yüzüne çıkmıştı. Hala az sayılamayacak oranda aşısızların, özellikle de aşı karşıtlığının ortalıkta dolaştığı dillerden düşmüyordu. Bu arada hızla yayılan Omicron varyantına rağmen bizdeki yaşam serbestliği, rahatlıkta abartı sınırını çoktan aşmıştı. Kafeler, barlar, toplu alanlar, toplu taşımalar ve benzeri tüm kalabalık alanlarda özellikle de sosyal mesafe, maske konusu, neredeyse lafta kalmış görüntüsü veriyordu.

      Geçtiğimiz günlerde İstanbul’u merkezi ve en çok ziyaret edilen yerlerinden Taksim ve Beyoğlu’na gitmek durumunda kaldım. Yeni varyantın İstanbul’u neden mesken tuttuğunu, kol gezdiğini, anlamakta zorlanmadım. Bütün İstanbul neredeyse İstiklal Caddesi’ndeydi. Herkes omuz omuzaydı. Normal yürümeyle 15-20 dakikada bir boydan bir boya yürüyebileceğiniz İstiklal Caddesi’ni bir saatte yürümeniz için insanlara çarpa çarpa kendinize çarpışanlar gibi yol açarak dolaşmanız gerekiyor.

      Bir başka ünlü cadde Bağdat Caddesi’nde de durum pek farklı değildi. İki cadde kalabalıklığı arasında çok özel bir fark vardı, onu belirtmeden geçmeyeyim. En çok belli olan şey, Betoğlu’nda gördüğüm kalabalıkların yarısı İstanbullu değil, yabancı. Genelde Arap ülkelerinden gelenlerden oluşuyordu. Böylesine göçün olduğu bir ilde daha neler olmaz ki.

      Gördüm ve anladım ki; Covid 19 İstanbul’dan ve Türkiye’den gitmez. Ben de Covid-19 olsam hiçbir yere gitmezdim. Ayrıca son söylenenlere göre kimse gitmesini de istemiyor gibi. Tavsiye edilen yöntem, evde karantinada kalma ile Omicronu defetmeye çalışmamız. Önlem için PCR testi mi, ona gerek yokmuş ki!

      Üniversiteler şu sıra imtihanlarla uğraşıyorlar, kulağımıza gelenlere göre Omicron oralarda da varlığını iyice hissettiriyor. Birkaç gün önce okulda imtihanım vardı, imtihandan çıktığımda birkaç öğrenci endişeli gözlerle; “Hocam siz bilirsiniz, okul online eğitime geçecek mi” diye sordular. Yüzlerindeki endişeyi gördüğümde ben de endişelendim..

      İçim şişti, daha yazacak o kadar çok şey varki, hangisini yazayım diye şaştım.

      Ama daha devamı var..

      Şimdilik görünen o ki, işimiz Allah’a kalmış..