PEYGAMBERİMİZ (AS) VE GENÇLER (IV)

Recep GARİP 28 Eki 2022

Rebiulevvel ayı Âlemlerin yaratılış sırrı olan Peygamberimiz Hz. Muhamet (as)'ın doğduğu aydır. Bu nedenle çocuklar ve gençler üzerindeki etkisini, yönlendirmesini kısa notlarla ifade etmeye gayret ettik.

Rebiulevvel ayı Âlemlerin yaratılış sırrı olan Peygamberimiz Hz. Muhamet (as)’ın doğduğu aydır. Bu nedenle çocuklar ve gençler üzerindeki etkisini, yönlendirmesini kısa notlarla ifade etmeye gayret ettik. Niyetimiz; geçici dünya diye ifade edilen bu dünya misafirliğinde emanetlere sahip çıkarak ehlimize, evladı ıyalimize, kardeşliğimize, iman ve itikadımıza, Kuran ve sünnete uyma gayretlerimizi artırmaktır. Vatan, bayrak, millet ve ümmet düşüncemizi bu çerçevede ele almaktır.

Hz. Peygamber (as)’a asahabı kiramın bağlılığını, sevmenin kazanımlarını, ondan öğrendiklerini harfiyyen yerine getirme çabalarını, itaat edişlerini, teslimiyetlerini, şeksiz ve şüphesiz Allah ve rasul buyruğuna boyun eğişlerini yeniden ve yeniden idrak etmek, hayatımızı ölümümüze değin öylece devam ettirme azmidir. Doğduğu andan itibaren beklenen-müjdelelnene son peygamberin geliş emarelerinden bahsetmiştik. Küfrün küfrünü artırdığını, kendilerinden olmayınca inkâr edişlerini, bin yıllık yanan ateşin sönmesi, Kısra sarayının sütunlarının yıkılmasının kimi insanların uyanmasına ve kimilerinin de düşmanlıklarına neden olmasını görüp kavradık.

Sırrın, vesilenin, yaratılışın sahibi olan Allah’a (cc) sonsuz şükürler olsun.  Peygamberlerin sonuncusu olan Muhammet (as)ın çocukluğundan gençliğine herkesin, her görenin, tanıyan ve tanımayanın güven duyduğu, emin bildiği bir şahsiyetin aralarında yaşıyor olmasıdır. Herkesin güvendiği, emin bildiği, haktan gayrısına itaat etmeyen, adaletten asla sapmayan, dosdoğru olan, asla ama asla yalan söylemeyen kimlik ve kişilik sahibi Hz. Peygamber (as)’ı örnek almalıyız. Evlatlarımıza, gençlerimize en güzel örneğin, liderin, kahramanın, mihmandarın, rolmodelin Hz. Muahmmet (as) olduğunu öğretmektir. Bunu bilmeye, öğrenmeye, öğretmeye, onun gibi olmak için gayret sarfetmeye mecbururz ve muhtacız. Peygamberimiz (as), 20 yaşlarına geldiklerinde Mekke’nin ileri gelenlerince kurulmuş olan o günün STK’sı kabul edilen, haksızlıklara karşı koymak, adaleti sağlamak, Mekke’ya karşı yapılacak saldırılara tedbirler almak, haksızlığa dur demek gibi hususiyetlerle kurulan “Hılfulfudül Cemiyeti”ne katılmıştır. Yine, 25 yaşlarına geldiğinde Peygamber (as), Mekke’de “el Emin” lakabıyla anılıyor, adalaeti sağlayamadıklarında ona müracaat ediyorlardı.

Örnek olan şahsiyetlerin sözlerinden ziyade etkisi davranışları ve yaşayışlarıdır. Büyüklerin bütün hal ve davranışlarının kendilerinden sonraki kuşaklara etki ettiği unutulmamalıdır. Büyükler yaşlarına uygun yaşayışlarla, giyim ve kuşamlarla, sözleri ve eylemleriyle örtüşmelidir. Bakıldığında, birlikte olunduğunda, görüldüğünde etkilenilmeli, sahtesiz, samimi ve içten bir muhabbetin yayıldığı kimseler olunmalıdır. Hz. Muhammet (as)’ın çevresine, dostlarına, insanlara, hayvanlara, mevcudata karşı tavırları ve davranışları nasılsa öyle olunmalıdır. Arkadaşlarına karşı davranışları, Ashabıyla olan ünsiyeti-muhabbeti, şefkat ve merhameti, dostluğa gösterdiği özen ve yakınlığı, baba ve ana dostlarına hayat boyu gösterdiği vefa bizim de yapmamız gereken hususlardır. Arayıp sormak, hal hatır etmek, varsa ihtiyaçlarını görmek, hastalıklarında ziyaret edip şifayap olmak, elimizden gelecek olan her türlü katkı ve gayretin içinde olmak peygamberimizin bizatihi yaptığı hususlardır. Bizler de öyle yapmalı ve öyle yaşamalıyız. Çünkü önderimiz, liderimiz, rehberimiz, imamımız, örneğimiz Peygamber (as)’dır.  

Bütün Peygamberin hem evveli, hem ahiri odur. Buhari’de nakledilen hadisi şerifte; “Ben nasıl namaz kılıyorsam öyle namaz kılınız” buyurduklarını hayatımızın bütününe şamil kılmalıyız. Ben nasıl yaşadıysam öyle yaşayınız. Ben nasıl oturup kalktıysam öyle oturup kalkınız. Ben nasıl yemek yediysem, suyu nasıl içtiysem öyle yemek yiyiniz, öyle su içiniz. Ben nasıl Allah’a itaat ettiysem sizlerde böyle Allah’a ve onun rasulünün size bıraktıklarına itaat ediniz ve uygulayınız. Ben nasıl Allah’ı sevdiysem sizlerde öyle seviniz, ben nasıl koktuysam sizlerde öyle korkunuz. Ben nasıl çocuklara, gençlere, insanlara, ağaçlara, kuşlara, varlıklara, toprağa dokunduysam, sevdiysem sizlerde öyle dokununuz seviniz demektir. Hayatın bütünü içinde namaz bizleri ruhen ve bedenen ayakta tutan en büyük nimettir. Enbiya suresi 107’de; “(Ey Nebim!) Biz Seni (ve Kur’an-ı Kerim’i) bütün âlemlere (ve dönemlere) rahmet (vesilesi ve selamet rehberi) olarak gönderdik” ve Kalem suresi 4. Ayette; “(Ey Resulüm!) Gerçekten Sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin” buyrulan âlemlerin sultanı iki cihan güneşimiz Hz. Muhammet (as) gibi olmaya çalışmak, onun gibi ahlak sahibi olmak, emin olunan, adalet sahibi, özüne ve sözüne güvenilir olmak her bir müminin-müslümanın görevidir.

“Siyeri Nebi” dersleri yapmak, “Evlerimizi Kuran Okulu”na dönüştürmek, hem yüzünden hem de “Meal ve Tefsir Dersleri” yapmak, “Fıkıh ve Kelam Dersleri”yle hafızaları süslemek ve her ailede, komşularda, sokaklarımızda, semtlerimizde sohbet halkaları oluşturmak mecburiyetindeyiz. “Edebiyat, Sanat, Şiir ve Kültür Dersleri”ni asla göz ardı etmediğimiz bilinmelidir. Medeniyet bunlarsız inşa edilemez.  Güzel ahlak sahibi gençlerin yetişmesi, büyüklerin örnek olmalarına bağlıdır. Evin içindeki her duygu, her sözcük, her sohbet yetişmekte olan en küçük evladımızın hem ruhunu, hem aklını hem de gönlünü besler. Bunu unutmadan evlerde hasbihal etmek icap eder. Peygamberimizin hayatı, yaşayışı, davranışı her birimizin örnek aldığı rol modelimizdir, öyle olunmalıdır. Fitneden, fesatçılıktan, dedikodudan (insanların arkasından konuşmaktan) uzak durulmalıdır. Peygamberimiz birleştirmiş ve toplumu kaynaştırmıştır. Aile bireylerinin birbiriyle kopmaz bağlarla ünsiyetini et ve kemiğin kaynaması gibi kaynaştırmıştır. Asla tefrikaya düşmemeli, fırsatlar verilmemelidir. Yetişkinlerin usul ve üslupları, tavır ve davranışları gençlerin tefrikaya düşmelerine engel olmalıdır. Hz. Peygamber (as), kıyamet gününde arşın gölgesi altında mutlu olacaklar arasında, gönlü Allah’a bağlı, severek Allah’a ibadet eden gençleri de saymıştır. Gençliğimizin iman ve itikadı sırat üzere dosdoğru olmalıdır. Bu bizim halimize bağlıdır. Bahsettiğimiz gençlik hem kızları hem de erkekleri kapsar. Bizler hiçbir surette birini diğerinden ayrı-uzak tutmayız. Öğretimiz bunu icap ettirir. Hz. Aişe ve Fatıma validelerimizin kız çocukları olduğu, iman edenler içinde gencecik kızlarımızın peygamberimize nasıl sahip çıktıkları, ilimde ve irfan ehli olmada erkeklerden geri kalmadıklarını da ifade etmiş olalım. Kardeşlik anlayışımız “bütün müminlerin kardeşliğidir”. İstişaresiz herhangi bir karar alınmamış, O Peygamber (as) kendiliğinden bir şey yapmamıştır. Bu nedenledir ki büyüklerin tecrübelerine, ilim ve irfan ehline sormak, akıl danışmak insanın istikametini doğrulttuğu gibi, doğru kararlar almasına da vesile olur. “Akıl danışan yol almış danışmayan yolda kalmış” denilir. Peygamberimiz istişaresiz hareket etmemiştir. Şura suresi 38.ayette zikredilen; “Onlar işlerini aralarında müşâvere ile yürütürler” emrini unutmamak icap eder. Soran yeni şeyler öğrenir. Bilmediklerimizi sorarak öğrenebiliriz. Ashabı Kiram efendilerimiz (Onların çocukları, kızları, hanımları) Peygamberimize akıllarına gelen her şeyi sormuşlardır.

Allah cc. ve rasulü(as), iman sahibi insanların yani bizlerin ve gençlerin düşünen ve tefekkür ehli olmalarını arzu ediyor. Suyutî, Camiu’s-Sağir’de şöyle bir hadis naklediyor; “Bir saat tefekkür bazen bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır.” Bu Hadisi şerifi Zilzal suresi 7 ve 8. Ayetlerle anlamak daha isabetli olacaktır; “Zerre ağırlığınca hayır yapan onu bulur. Zerre ağırlığınca şer yapan da onu bulur.” Buna sebeptir ki sağlıklı olmaya ve sağlıklı düşünmeye mecburiyetimiz var. Allah cc. Bizlere sağlam bir beden ikram etmiş; gözlerimizle, kulaklarımızla, ellerimiz ve ayaklarımızla, dudaklarımız, dilimiz ve ağzımızla yani bütün uzuvlarımızla sapasağlam şükretmemiz gerektiğini idrak edebiliyor muyuz? Bunun içindir ki verilmiş olan bu sapasağlam gövdemizi Zariyat 56.ayette; “Ben, cinnleri ve insanları ancak ve yalnız Bana ibadet etsinler (her şeyi Benden bilip, Benden isteyip, Benden beklesinler ve her konuda hükümlerimi yerine getirsinler) diye yarattım. ” emrine tabi kılmalıyız. Kötü alışkanlıklardan, hallerden, içki, kumar, sigara vb. hususlardan uzak durmalıyız. Peygamberimiz (as); beş şey gelmeden beş şeyin kıymetini bilmemizi; “İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın, fakirlik gelmeden zenginliğin, ölüm gelmeden hayatın ve meşgul olmadan zamanın-vaktin değerini-kıymetini bilmemizi” tavsiye etmişlerdir.

Elhasıl; genç ilgi, şefkat ve merhamet gösterilmesini ister. Tarzımızla, davranışlarımızla, öğretmek ve eğitmek için verdiğimiz emeklerle, şefkatin en güzelini dili yumuşak, huyu yumuşak ve bütünüyle yaşadığımız güzel ahlak çerçevesinde şekillendirilmesi gerekiyor. Azarlamadan kalplerini, gönüllerini ve ruhlarını imana, ibadete, tefekküre ve teslimiyete doğru taşımalıyız. Bütün bunlar inandıklarımızı yaşamamıza bağlıdır. Biz nasılsak gençlerimiz ve geleceğimiz öyle olacaktır. Hayra ve hakka doğru yürürseniz gençlerde, gelecek de hayra ve hakka yürür.

www.recepgarip.com