MİLLETİN VEKİLİ, MİLLETİN HALİNİ GÖRMELİ

Musa ALİOĞLU 03 Eki 2021

Parlamentoda 563 milletvekili var dedik. Bu milletvekillerinin hepsi okur yazardır ve de herkesten çok uçağa binmekteler.

“Hakimiyet bila kayd-ü şart milletindir.”

(Mustafa Kemal Atatürk)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünün hemen arkasında yazılı olan “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” sözü aynı zamanda Anayasamızın 6. maddesidir.

“Millet, egemenlik hakkını temsili olarak kendi seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullanır” denilse de, bunun aslında böyle olmadığını, partilerde milletvekillerini genel başkanların belirlediğini biliyoruz. Haliyle, milletin vekili olan bu seçilmişler görevlerini yaparken, genel başkanların ve partinin tüzüğüne/ programına aykırı düşecek konularda faaliyet gösteremez.

Yeni yasama dönemine törenle başlayan Meclis, yasama görevinin yanı sıra bir de denetim görevi icra eder. Milletvekilleri Yazılı Soru, Genel Görüşme, Meclis Araştırma, Meclis Soruşturma Önergesi vererek istedikleri konuda bilgi sahibi olabilir. Ayrıca, Meclis Araştırması ve Meclis Soruşturması Komisyonları da bazı konularda denetim görevi yapar.

Parlamenter sistemde bu önergeler Başbakan ve bakanlar hakkında verilir ve doğrudan cevaplandırılırdı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bu önergelere muhatap ilgili bakanlar ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı’dır. Her ne kadar çözüm olmasa da bazı konuların TBMM’de gündem olmasını sağlayan bu önergeler demokratik hak kullanımıdır. 27. Dönemde TBMM’de 14 siyasi partinin

579 ve 5’te bağımsız olmak üzere 584 milletvekili bulunmaktadır. Beş büyük partinin toplam milletvekili sayısı ise 563’tür. Bu milletvekillerinin halkın hangi sorunu için, hangi konularda, ne kadar önerge verdiğini burada anlatmak zor.

Bir örnekten yola çıkarak konuya girelim.

CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan Pegasus Havayolları uçaklarının fazlaca ve kasıtlı rötar (geç kalkış) yaptığını ileri sürerek Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’nın cevaplandırması istemiyle TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi vermiş.

Yaşanan rötarların keyfi uygulamalar sonucu ortaya çıktığını ve vatandaşların Pegasus havayolu şirketi tarafından kasıtlı bir şekilde mağdur edildiğine dikkat çeken Tarhan şöyle devam etmiş “40-45 dakikalık uçuş mesafesine 7 saat rötar olmaz! Bunun adı uçak iptali olması gerekiyor! Neredeyse her uçuşta yaşanan rötarlar vatandaşları isyan ettirmektedir. Uzun saatler süren ve sistematik olarak artan rötarların olması kasıtlı ihmal olduğunu göstermektedir. Tüm şikayetlere rağmen yolcuları mağdur eden bu keyfi uygulamalar karşısında hiçbir şey yapılmıyor. Hiçbir denetim ve yaptırım uygulanmıyor. Bu da bize göstermektedir ki; söz konusu şirket bu gecikmelerin doğal, vatandaş mağduriyetlerinin ise önemsiz olduğunu düşünmektedir.”

Bakanlığın denetim sorumluluğuna da dikkat çeken Tarhan şöyle devam etmiş:

“Ancak bu noktada tüm sorumluluk firmaya ait değildir. Firmanın keyfi uygulamalarını denetlemeyen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da bu sorunların hepsinin muhatabıdır.”

Sayın milletvekili, bulunduğu makamın sorumluluğu gereği, halkın derdi diyerek bu konuyu gündeme getirerek yerinde bir hareket sergilemiş. Bu konuda, önce TBMM Başkanlığı Bakanlığa, Bakanlık denetimden sorumlu olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne (SHGM) ve onlar da Pegasus’a gecikme sebebini soracak.

Milletvekilleri doğal olarak her konuda bilgi sahibi olmayabilir. Sayın Tarhan da havacılık sektörüne tam anlamıyla vakıf olmadığı için kendisine anlatılanlardan yola çıkarak, önerge vermiş. Pegasus’un kasıtlı ve sürekli rötar yapmasının nasıl bir amacı olur doğrusu bunu anlamadım.

Parlamentoda 563 milletvekili var dedik. Bu milletvekillerinin hepsi okur yazardır ve de herkesten çok uçağa binmekteler.

Bu sayın vekiller, Türkiye’de sadece bir havayolu şirketi olmadığını da biliyorlar.

Pegasus’un ve diğer şirketlerin yaptığı bu rötarları sadece bir vekil mi biliyor. Yüzlerce milletvekilinden başka hiçbiri bu gecikmeleri duymadı ve görmedi mi?

Biraz daha geri gidelim. Bu ülkede her gün televizyonlara reklam veren ve en iyi, en büyük, en karlı olduğunu belirten Atlas Global diye bir havayolu şirketinin varlığından haberdar değiller miydi? Bu şirket, çalışanlarının maaşlarını aylarca vermedi. Göz göre göre malı mülkü bir şekilde tuz buz etti ve “Ben iflas ettim” diyerek, çekip gitti hiç mi duymadınız?

Çalışanlar seslerini duyurmak için yasal gösteri yaptılar, ama gözaltına alındılar.

Hiçbir partiden, bir tek milletvekilini bile orada göremedik. Onları duymadılar.

Bugüne gelirsek, Onur Air Şirketi’nin çalışanları da hak arama peşindeler. Tam 19 aydır maaş alamıyorlar. Hafta içinde Onur Air patronu Cankut Bagana ve Genel Müdür Teoman Tosun ile görüştüler. Cankut Bey, 15 ile 30 gün arasında bir süre istedi ve “80 yaşında bir insan olarak ticari itibarıma güvenin” diyerek biraz daha beklemelerini istedi.

Her yaştan, evli, bekar çocuk sahibi bu insanlara, iktidardan veya muhalefetten hiçbir milletvekili “Nedir derdiniz?” diye sormadı, onlarla hiç bir araya gelmedi.

Sayın milletvekilleri, şirketin kurtarılması veya emin ellere satılması konusunda bir fikriniz yok mu? Bu konuda size iş düşer.

Siz ki, her şeyden haberi olan ve her konuda görüş bildiren milletvekilleri; bu konudan da bihaber misiniz? Onur Air çalışanları sizin desteğinize muhtaçlar.

Her partiden sayın milletvekilleri, her konuda halkın sesini duymak ve dile getirmek de sizin de görevlerinizdendir demeye gerek yok sanıyorum. Açın gözlerinizi ve kulaklarınızı olup biteni ve de olacakları görünüz ve duyunuz lütfen.

Hem de hiç vakit geçmeden ey vekiller.

Mutlu yarınlar Türkiye’m.

2020 yılı bütçesi sadece 82 milyon TL

Türkiye Uzay Ajansı, aya VIP minibüsle mi gidecek?

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Havacılık ve Uzay Teknolojileri Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan Türkiye Uzay Ajansı (TUA), uzay ve havacılıkla ilgili uluslararası kuruluşlarda Türkiye’yi temsil etmek ve bu kuruluşlarla ilgili faaliyetleri yürütmekle görevli olarak 2018 yılında kuruldu.

Genel Müdürlüğü’ne DHMİ Eski Genel Müdürü Serdar Hüseyin Yıldırım’ın getirildiği Türkiye Uzay Ajansı (TUA); uzay ve havacılık bilimi ve teknolojilerine yönelik orta ve uzun vadeli amaçları, temel ilke ve yaklaşımları, hedef ve öncelikleri, performans ölçütlerini, bunlara ulaşmak için izlenecek yöntemler ile kaynak dağılımlarını da içeren stratejik planlar hazırlamakla görevlendirdi.

2023 yılında, Ay’a yolculuk yapacağı açıklanan Türkiye Uzay Ajansı, 2020 yılını 82 milyon TL’lik bir bütçeyle kapattı. Üç yıl sonra uzaya gidecek olan bu kurum bu bütçeyle mi Ay’a gidecek?

Ay’a iniş hedefi açıklandıktan kısa bir süre sonra biri VIP minibüs olmak üzere toplam 1 milyon TL maliyetle kiraladığı araçlarla gündeme gelen TUA, 2020 yılında yalnızca 82 milyon TL harcadı.

Çünkü, iddialı hedeflerine karşın Türkiye Uzay Ajansı’na 2020 yılı için yalnızca 92 milyon 443 bin TL ödenek verilmişti. TUA’nın 2020 yılı harcamalarının yüzde 92,7’sini sermaye transferleri, yüzde 3,7’sini sermaye giderleri, yüzde 2,87’sini ise mal ve hizmet alımı giderleri oluşturdu.

Türkiye Uzay Ajansı’nın, Bütçe Uygulama Tablosu’ndaki gider kalemleri ise şöyle; Temsil ve tanıtım için 87 bin TL, Hizmet alımları için ise 1,5 milyon TL ödedi. Gider kalemleri içinde yüksek yer tutan diğer iki harcama ise 1,9 milyon TL ile “Menkul sermaye üretim giderleri” ve 1 milyon TL ile “Mamul mal alımları” oldu. Uzay aracı ile değil de VIP minibüsle uzaya gidecek Türkiye Uzay Ajansı’na iyi yolculuklar.