​ELLERE VAR DA BİZE YOK MU?
14 Kas 2017

Zamanın Türkiye Futbol Direktörü olan “Emparatoré” tarafından, takımlarımızın kadrolarında 14 yabancı oyuncu bulundurabileceğine dair karar açıklandığında (ki iki sezon önceye denk geliyor), Türk Futbolu için bir dönüm noktası olacağını düşünmüştük hepimiz.

Açıklanan kararların içerisinde çok önemli bazı detaylar da bulunmaktaydı. TFF tarafından yabancı menşeli oyuncular için verilen her lisans karşılığında, kulüpler belli oranlarda artan şekilde “altyapı”ya bir fon ödemek zorundaydı. Bilindiği kadarıyla kadrosunda 14 yabancı menşeli oyuncu bulunduran bir takım “altyapı fonu”na yaklaşık 6 Milyon TL katkıda bulunmuş olacaktı. 

Yine açıklanan kararların içerisinde “can alıcı” noktalardan bir tanesi de; kulüplerin 18 kişilik maç kadrolarında altyapıdan yetişmiş en az iki oyuncu bulundurma mecburiyetiydi, bu rakam beş sezon sonunda kademeli olarak artarak en az altı oyuncuya kadar çıkacak ve bu esami listesine yazılan oyunculardan en az bir tanesi ilk 11’de sahaya çıkmaya başlayacaktı. Bu sayı da kademeli olarak her yıl artacak ve altı yılın sonunda minimum dört altyapı oyuncusunun ilk 11’de sahaya çıktığını görebilecektik.

Dikkat ederseniz hep “di”li geçmiş zaman kullanıyoruz çünkü bu kararlar geçmişte takılı kaldı ve bugünlere taşınamadı maalesef.

Geldiğimiz noktada; aslında 14 Yabancı Kuralı’nı ihdas ederken doğabilecek mahsurları da gidermeyi hedefleyen iradenin, dengeleyici olarak sisteme koyduğu uygulamaların, zaman içinde aşındırılması ve sulandırılmasıyla ortaya çıkan durumun abukluğu oldu. Yine-yeni-yeniden; Alman gibi başlayıp, Türk gibi bitirdik.

Her yabancı kontratında altyapıya yapılacak ödemeler konusunda kulüpler hemen “su koyuverdi”. Devreye giren Kulüpler Birliği Vakfı da TFF’ye baskı yaparak lisans ücretleri karşılığında alt yapı fonuna yapılacak ödemeleri “kuşa çevirtti” ve fon bir anda buharlaştı. Aslında günlük çıkarlar ve muhasebe dengeleri yüzünden Türk Futbolunun geleceği buharlaşmaktaydı ama ne gam!

Daha sonraki aşamada ise takımların 18 kişi olan maç kadroları 23 kişiye çıkartılarak görünüşte çağdaş bir düzenlemeye gidilirken altyapı fonunun tabutuna son çivi çakılmaktaydı. Bu uygulama aynı zamanda kademeli olarak ilk 11’e taşınacak altyapı oyuncularını da devre dışı bırakıyordu. Takımlar 23 kişilik maç kadrolarında gene altyapıdan yetişmiş oyuncu bulunduruyorlar ama iş o futbolculara sahada forma vermeye gelince bir türlü olmuyordu çünkü ilave edilen 5 kişiden onlara bir türlü sıra gelmiyordu, zaten hepi topu üç oyuncu değiştirilebiliyor takımlarımız.

Önce altyapı fonunun, ardından da esami listesinde bulunacak genç futbolcuların önünün kesilmesiyle elimizde kala kala 14 yabancı oyuncuyu kadroda bulundurup bunların on birine birden forma vermeyi mümkün kılan değişiklik kaldı. Bu haliyle de genç Türk futbolculara haksızlık edildiğine dair bir kanaat oluştu kamuoyunda. Uygulama başlangıçta planlandığı gibi yapılabilseydi verimli olabilecekken bu haliyle eleştirilerin odağı haline geldi. Konuyla ilgili-ilgisiz herkes yabancı sayısıyla ilgili rakamlar telaffuz etmeye başladı. Spor Bakanımızın da 5-6 rakamını telaffuz etmesi tartışmalara değişik bir ivme kazandırdı.

Seyirci sayıları ve bol gollü maçlar artmaya, 0-0’lık kısır maçlar oldukça azalmaya başlamışken, izleyenler zevk alıyor, yayıncı kuruluş da (sabitlenen kur sebebiyle) kâr edebiliyorken, yabancı oyuncu sayısında yapılacak dramatik bir azaltma ilkbaharın ardından kış gelmesi gibi bir etki yapacaktır futbolumuz için.

Kural değişikliği iki sezon önce açıklanırken beş yıllık bir takvim öngörülmüştü. Dere geçerken at değiştirilmez atasözümüze bağlı kalarak hiç olmazsa kalan süreyi bu şekilde ikmal edersek, yatırımlarını buna göre planlayan ve kontratlar imzalayan kulüplerimiz için de yıkım olmaz. (Sn. Cumhurbaşkanımızın açıklamaları son derece isabetli olmuştur ve kulüplerimizi rahatlatıcı niteliktedir.)

İyi bir hafta diliyorum.