​DÖRT VODKA
28 May 2017

Rus turistler, kültürel tatil için Antalya’ya döndüler

Jeopolitik çıkarlar ve siyasilerin şahsi ihtirasları yüzenden 2016 yılında Rus turistlerin Antalya’ya, Türk domatesinin ise Rusya’ya hareketi ters döndü. Rusya Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesine kızdı ve bunu saygısızlık olarak gördü. Türk domatesleri Moskova’daki Türkiye büyükelçiliğine fırlatıldı. Türkiye’de başarısız bir darbe girişimi ve akabinde de referandum yapıldı. Sonuç olarak da eski iki imparatorluğun liderleri kendi görüşlerinin sağlamlığı ve halkın desteğinden emin olduktan sonra barışmaya ve yıktıklarını yeniden kurmaya karar verdiler. 

DOMATES SAVAŞINA SON

Moskova, Vnukovo havalimanı sabah saat 04.00. Son yarım saat içinde Antalya’ya artık beşinci charter uçağı kalkıyor. Uçaklar tıklım tıklım dolu. Herkes ailece uçuyor.  Ayrıca Slav görünümlü kadınlar ve yanlarında pek de Slav görünümü olmayan ve daha çok Türklere benzer çocuklar da dikkat çekiyor. Yolculuk üç buçuk saat ve bu çocuklar hiç ara vermeden bağırıyorlar. Türk şirketine ait bu charter uçağında yiyecek olarak yolculara iki bisküvi, fıstık ve içecek ikram ediliyor. İyi ki Analya ile Moskova arasında saat farkı yok ve vize de gerekmiyor. 

Rus turistler Türkiye’yi gerçekten özlemiş gibiler. Akdeniz kıyılarında havaların ısınmasıyla birlikte Ruslar sevimli tatil beldelerine akın ettiler (gerçi Kemer’de bulunduğum dört gün boyunca hep yağmur yağıyordu). Mayıs tatilinde Türkiye’ye giden Rus turist sayısında 14 kat artış yaşandı ve artık bu aşağı inmiyor. Sadece Türk havacılık şirketleri tarafında şuan haftada 365 charter seferi gerçekleştiriliyor ki bunun da çok yakında 470’e çıkarılacağı belirtiliyor. Bu yılın ilk 4 ayında sadece Antalya’da artık 300 bin Rus turist tatilini yaptı ki daha henüz tatil mevsimi de başlamadı. 2017 yılında ise Türkiye, toplam 5 milyon Rus turisti ağırlamaya hazırlaşıyor. İyi ki domates savaşı sona erdi. Demek artık şimdi tatil zamanı. 

SEN DÖNDÜN!

“Biz geçen sene karımla birlikte Kıbrıs’ta tatil yaptık” diye uçakta yanımda oturan yaşlı yolcu anlatıyor.  “Hiç beğenmedim. İyi beslemiyorlar ve kötü davranıyorlar.. O yüzden şimdi dönüyoruz”

Diğer bir yaşlı dede ise “Biz şimdiye kadar Türkiye’ye nasıl gittiysek bundan sonra da gitmeye devam edeceğiz. Onlar bize kanun olamazlar” diyerek ve Putin’i kastederek gözlerini yukarıya doğru kaldırıyor. Tabii ki 10 bin metre yükseklikte yaşlı adamın bu hareketi çok eğlenceli  geliyor bana. 

“Geçen seneyi nasıl geçirdiniz?” diye TUİ turoperatörünün Türkiye bölümü temsilcisi Alina’ya soruyorum. 

“Bizde her şey çok sakindi. Moskova’da Türk elçiliğine domatesler fırlatılırken biz ise Antalya’da Rus matruşkalarını (geleneksel Rus oyuncağı) boyamakla uğraşıyorduk. Kimsede bir gerginlik yoktu”

“Peki Türkiye’de Erdoğan’ın yetkilerini genişleten referandum sonuçlarıyla ilgili ne düşünüyorlar?”

“Ciddi değişikliklerin olacağını zannetmiyorum” 

Türkiye’de yaşayan diğer Ruslar ve Türkler de aşağı yukarı böyle cevaplar verdiler. Hepsi Cumhurbaşkanının yetkilerinin artırılmasının ülkedeki hayata etkisinin çok az olduğunu belirtirken, verdikleri örneklerde ise bunun tam tersine Erdoğan’ın talimatlarıyla ülkenin İslamlaştırılması sürecinin devam ettiğini anlattılar. 

“Geçen sene turizm çok mu zarar gördü” diye soru sormaya devam ediyorum. 

“Bir çok otel zarar gördü. Bazıları çabuk yön değiştirdi, mesela  İranlı tursitlere yönelik çalışmaya başladı. Ama Ağıstos’ta otel çalışanların çoğu iş yokluğu nedeniyle evlerine dönmek zorunda kaldılar. Şimdi ise hepsi geri dönüyor. 

“Yeni mevsimden beklentiniz ne”

“Bizde haziran ortasına kadar boş yer yok, hepsi satıldı. Hatta 2015 yılı rakamları bile geride kaldı. İnsanlar gerçekten Türkiye’yi özlemişler”

“Fiyatlardaki durum nasıl?”

“Birçok otel Rus turistleri geri getirmek için fiyat indirimine gidiyorlar. Ama doların pahalaştığını dikkate aldığımızda zaten  Türkiye’deki tatil zaten çok ucuz”

“HER ŞEY DAHİL”

- “Bana dört şişe vodka” bir Rus delikanlı özellikle ağzındaki altın dişini gösterirmişçe gülümseyerek barmene hitapta bulunuyor. Barmen ise kafasıyla onaylayarak kendisine vodkaları veriyor. 

Kemer’deki Hydros Oteli ‘her şey dahil sistemiyle çalışıyor. Bu ise burada tatil yapanların gece saat 2’ye kadar istedikleri miktarda vodka, viski, şarap, bira sipariş edebilecekleri anlamına geliyor. 

“Dört şişe vodka”- ben daha şişelerin üstündeki marka etiketini okumaya çalışırken “Bana 18 adet bira.. Burada arkadaşlarla birlikte içeceğiz”  diye sıradaki başka bir turist barmene seslendi.  

“Sarhoşlar çok mu olay çıkarıyorlar” diye güvenlik görevlisine soruyorum. 

“Çok nadiren. Herkes içiyor ama kavga etmiyorlar. Çünkü buraya tatil için, dinlenmek için, meyve yemek için ve sağlıklarını iyileştirmek için gelmişler ya” diyor otelin diğer görevlilerinin çoğu gibi Rusça serbest konuşan güvenlikçi. 

“Peki Rus ve Ukraynalı turistler tartışmıyorlar mı?”

“Onları nasıl ayrıt edeceksiniz ki.. Hepsi zaten Rusça konuşuyor” diyor güvenlikçi. “Hatırlıyorum bir kere iki delikanlı kavga etmişlerdi. Sonra her ikisinin Yekatrinburg kentinde polis görevlileri olduğu ortaya çıktı. Kavga ettikleri gibi de barıştılar. Biz hatta karışmaya bile gerek görmedik. Her şey kontolümüz altında”

Evet bu çok doğru! Antalya’da her şeyin kontrol altında olduğu zaten her adımda hissedilmekte. Sivil giyimli polisler ve “görevliler” turistlerin güvenliği için her şeyi kontrol altında tutuyorlar. Özellikle de Rus turistlerin güvenliği için. Erdoğan güvenlik garantisi verdi ya. Erkek sözü buna derler. Verdiği sözü tutuyor.

Bu arada barmen iki tane kırımızı şarap uzatıyor bana. Halbuki ben bir tane istemiştim. 

“İkincisi bizden bonustur. Rahatsız olmayasınız diye” barmen gülmseyerek bana “İyi tatiller” diyor. 

“Bana dört şişe daha vodka” daha önce dört şişe vodka götüren turist bu arada geri dönüyor. Böylece oteldeki hayat normal akışıyla devam ediyor.

TÜRK HAZZI 

Hiç kuşkusuz Antalya, Kemer, Bodrum, Marmaris’e insanlar sadece yiyip içmek, portakal tatmak ve pilajda güneşlenmek için gitmiyor. Gerçi çoğunluk için tüm bunlar ön planda geliyor. 

Daha aktif tatil için de güzel seçenekler bulunuyor. Mesela 5 dolara bir bisiklet, 20 dolara bir motor, 300 dolara bir otomobil (haftalık) kiralayabilirsiniz. 2 bin 365 metre yüksekliğindeki Tahtalı’ya çıkıp, 200 dolara oradan direkt denize uçabilirsiniz. Sauna, hamam ve diğer hizmetleri artık söylemeye gerek yok.  Malum olaylardan sonra insanlarımızın çoğunda güvenlikle ilgili endişeler bulunuyor. Halbuki ben Türkiye’de bulunduğum sürede en azından tatil beldelerinde kendimi çok güvende hissettim. Her hangi bir İslamlaştırma tehlikesi de görmedim. Kemer’de bulunduğum sürede bir tane başıörtülü kıza rastlamadım. Bar ve restoranlarda, gece kulüperinde herkes eskisi gibi sigara içiyor. Sabaha kadar hepsi çalışıyor. Yasalar sokakta içki içmeyi yasaklasa da bunun otellerle bir ilgisi yok. Burada insan sağlığının iyileşmesi için her türü koşullar da bulunuyor. Sabah 7’de çeşitli spor aktivitilerine katılabilirsiniz. Göbek dansı ve biribirinden ilginç yarışmaları ise artık anlatmak istemiyorum. Sabah kahvaltısında taze meyve suyu, istediğin zaman doğal kahfe, ücretsiz Wi Fi, terlik ve bornoz. Her şey en lüks otellerdeki gibi. Geceler ise Life Dj. Diskotek ve oyunlar.  Çocuk programları da mükemmel. 

Hayat yavaş yavaş kendi akarına dönüyor. Uçak krizi ve domates savaşına rağmen. Yine de eski Antalyamız bize çok aziz. 

Petr Kamençenko  

Lenta.ru