AVRUPA MEDYASININ "GÜÇLÜ TÜRKİYE" KORKUSU

Ozan CEYHUN 07 Haz 2018

Avrupa medyasında 16 Nisan 2017 tarihinde Türkiye'de gerçekleştirilen "Anayasa Referandumundan" itibaren yeni bir akım gündeme geldi ve şimdi de 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak olan Türkiye'nin seçiminde de bu aynen devam etmekte.

Eskiden Türkiye haberlerine fazla yer vermeyen bir çok gazete ve dergi geçen yıl Türkiye’deki “Anayasa Referandumu” öncesi Türkçe manşetler bile attılar. Hatta Almanya’da Türkiye ve Türkler konusunda sadece ve sadece olumsuz haberleri ile tanıdığımız bir gazete manşetten Mustafa Kemal Atatürk resmi kullanarak ve de hem Almanca hem de Türkçe olarak “Erdoğan’a destek vermeyin, Anayasaya hayır” propagandası bile yaptı. Avrupa’da ama özellikle Almanya’da yaşamakta olan Türkiye kökenli Avrupalılar “Anayasaya hayır” oyu versinler diye tüm Avrupa ve de özellikle Almanya medyası seferber oldu. 

Gazeteler, dergiler, radyolar, televizyonlar ve internet üzerinden yayın yapanlar neredeyse hepsi tek bir hedefe kilitlenmişti. Recep Tayyip Erdoğan’ın Anayasa oylamasını kaybetmesini sağlamak tek hedefleriydi. Almanya’nın en ciddi olarak tanınan gazetesinden en “pespaye” diye bilinen gazetesine kadar hepsi neredeyse “Türkçe” baskılar yapacaklardı. Dergiler aynı şekilde tüm olanaklarını seferber ettiler. Radyo ve televizyonlarda her kanalda neredeyse tek bir konsept hayata geçirildi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sürekli “diktatör” denilerek hakaret edildi. Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti sürekli karalandı. Buna karşın o dönemde “Anayasa’ya Hayır” diyen muhalefetin lideri aşırı bir şekilde abartılarak övüldü. Öyle ki onun kendi partisindekiler bile yazılanlara ve söylenenlere şaşırdılar. Çünkü onun ne olup, olmadığını iyi bilmekteydiler. 

Tüm bu hakaretler, yalanlar, algı operasyonları ve “kara” propaganda sonuçta hiç bir işe yaramadı. Özellikle Avrupa’daki Türkiye kökenli Avrupalı seçmenler ezici bir çoğunlukla “Anayasaya evet” dediler. 

Bu sayede 16 Nisan 2017 tarihinden beri Türkiye’nin yeni ve modern bir anayasası var. Bu anayasa sayesinde Türkiye daha da modernleşmesini, demokratikleşmesini ve de güçlü bir ülke olmasını sağlayacak olan Başkanlık Sistemine geçebildi. Şimdi de yeni anayasanın ön gördüğü seçimler 24 Haziran 2018 tarihinde yapılıyor. Türkiye hem yeni devlet başkanını hem de meclisini seçecek. Seçmenlerin iki oyu var. Bir devlet başkanı için diğeri de mecliste görmek istedikleri parti ve milletvekilleri için. 

Maalesef Avrupa medyası 16 Nisan 2017’den hiç ders çıkarmamış bir şekilde gene aynı çirkin yöntemlere başvurmakta.

Almanya’da, Fransa’da, Belçika’da, Avusturya’da, Danimarka’da, İsviçre’de ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde gazeteler, dergiler, radyolar ve televizyonlar hem Avrupa’daki Türkiye kökenli Avrupalı seçmenlerin hem de Türkiye’de seçmenlerin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yeni devlet başkanı olarak seçmemesi ve mecliste AK Parti’nin çoğunluğa sahip olamaması için propagandaya başladılar.

Yine her türlü hakaret, her türlü yalan ve “kara” propaganda devreye sokuldu.

Her gün gazete ve dergilerde Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret edilmekte. Yalanlar üzerine kurulu iddialar gerektiğinde manşetlere taşınmakta. “Diktatör “ diye suçladıkları Cumhurbaşkanı seçmenlerin çoğunluğunun desteği ile demokratik seçimlerle seçilen bir lider. Bugüne kadar girdiği her seçimde milleti onu seçti. Demokratik seçimler ile iktidara gelen bir lidere “diktatör” demek aslında hiç etik değil. Ancak Avrupa medyası bu konuda zaten “basın etiğini” çoktan ayaklar altına almış durumda.

Avrupa medyası bu tavrıyla Türkiye’de demokratik seçimlere ve seçmen tercihine saygı göstermediğini kanıtlamakta. Utanmasalar “Türkiye’de faşist bir darbe yapılsın” diye manşet atacak hale gelmiş durumdalar.

Türkiye’nin sosyal, demokratik ve güçlü bir ülke olması anlaşılan onları çok rahatsız etmekte ve bunu kesinlikle engellemek istemekteler. Bunu engellemenin tek yolunun da milletinin sevgi ve güvenine sahip Recep Tayyip Erdoğan’ı “devirmek” olduğuna inanıyorlar ve bu amaçlarını gerçekleştirmek için de her yolu “mubah” sayıyorlar. Demokratik değerler, hatta AB’nin demokrasi ile ilgili tüm değerleri ve de “basın ahlakı” sürekli ayaklar altında çiğnenmekte.

Anlaşılan 24 Haziran 2018 tarihine kadar Avrupa medyasını tek derdi “Recep Tayyip Erdoğan ve güçlü Türkiye’yi engellemek” olmaya devam edecek.

Bir türlü anlayamadıkları gerçek ise Türkiye vatandaşlarının tün bu yapılanları kızgınlıkla izlediği gerçeği. Hatta Türkiye ve Avrupa’da bu yapılanlar insanlarımızın midesini bulandırmakta. Sabırla izliyor ve bekliyorlar. Bu yapılanlara cevabı oy vermek için sandık başına gittiklerinde vermeye kararlılar. 

Seçmenler Avrupa medyasına haddini bildirmek için oy verecekleri günü bekliyorlar. Avrupa medyası ve bu algı operasyonlarını organize eden “toplum mühendisleri” aynı 16 Nisan 2017 tarihinde olduğu gibi 24 Haziran 2018 tarihinde de “bozguna uğrayacaklar”.

Acı olanı ise bu yapılanların uzun vadede hem toplumsal hem de ülkeler arasında ilişkilere çok zarar veriyor olması. Yazık oluyor.