Darüşşafaka Birlik
Cargill_Mobil


AK PARTİ KONGRESİ: KÜRDÜ SAHİPLENEN DEVLET, DEVLETİ SAHİPLENEN KÜRT

Faruk AKTAŞ 26 Mar 2021

Özellikle de Kürtler üzerinden Türkiye'ye karşı yürütülen terör faaliyetleri, bu faaliyetlerin bir unsuru olarak bölgede terör devleti oluşturma çabalarının önlenmesi açısından.

Koronavirüs salgınının tüm dünyada yarattığı etkiler, Biden dönemi ile birlikte dünyada esen soğuk savaş rüzgarları, Ege, Doğu Akdeniz ve Kafkasya’da yaşanan gerilimler ve en önemlisi güney sınırlarımızın dibinde bir terör devleti oluşturma çabalarının sürdüğü bir dönemde önceki gün yapılan AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi büyük önem taşıyordu.

Bu önem, AK Parti’nin iktidar mücadelesinden çok devletin ve milletin bekasıyla ilgili.

Zira Türkiye sözünü ettiğimiz nedenlerden dolayı tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçiyor.

Bu kritik süreçte ülkeyi ve devleti yöneten partinin kadroların belirlenmesi ve yenilenmesi açısından bu kongre de oldukça önemliydi.

Özellikle de Kürtler üzerinden Türkiye’ye karşı yürütülen terör faaliyetleri, bu faaliyetlerin bir unsuru olarak bölgede terör devleti oluşturma çabalarının önlenmesi açısından.

Şeyh Said’in torunu Abdurrahim Fırat gibi bir Kürt kanaat önderi ile Diyarbakır eski Milletvekili Abdurrahman Kurt gibi Kürt toplumu arasında büyük saygınlığı olan donanımlı, entelektüel bir siyasetçinin, yine Kürtler arasında sevilen sayılan Alaattin Parlak, Burhan Kayatürk, Kasım Gülpınar ve Murat Çiçek gibi isimlerin MKYK’ya alınması aynı şekilde Kürt meselesinde entelektüel birikimi olan Orhan Miroğlu’nun yeniden listede tutulması sözünü ettiğimiz tehdidin bertaraf edilmesi açısından oldukça doğru ve yerinde adımlar diye düşünüyorum.

AK Parti’nin yönetim kadrolarının bu isimlerle güçlendirilmesinin, PKK ve HDP’nin Kürtleri Türkiye’den ayrıştırarak ülkeyi bölme hayallerine vurulan en büyük darbe olarak görülmesi gerek.

Küresel güçlerin PKK ve HDP’yi piyon olarak kullanarak Kürtler üzerinden Türkiye’ye diz çöktürme planlarının önlenmesine yönelik tek adım, sözünü ettiğimiz önemli Kürt şahsiyetlerin AK Parti yönetimine alınması değil.

Kürt meselesi konusunda büyük birikime ve deneyime sahip Efkan Ala, Yalçın Akdoğan ve Ömer Çelik gibi isimlerin parti yönetiminde en güçlü konumlarda tutulmasının da önümüzdeki dönem Türkiye’nin bekasına yönelik girişimlere karşı güçlü bir duvar oluşturacak.

Terörle mücadele konusunda içeride ve dışarda en büyük sorumluluğu üstlenmiş iki isim olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın kabinedeki görevlerini sürdürmelerinin bu güçlü duruşun tamamlayıcı unsurları olacağı kanaatindeyim.

Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüne yönelik tehditlerin en üst düzeye çıktığı ve daha da artmasının beklendiği bir dönemde özellikle Kürt meselesi ilgili hem politika üretme hem de bunları uygulama konusunda bu denli güçlü ve donanımlı, güçlü isimlerin varlığı ülke için büyük bir şans.

AK Parti’deki bu değişim ve yenilenmeyi, yukarıda belirttiğimiz gibi sadece iktidar partisinin önümüzdeki seçimlerde iktidarını korumaya yönelik refleksi olarak görmek yanlış olur.

Bu, stratejik ve jeopolitik önemi nedeniyle ülkenin yönetimini yeniden ele geçirmeye çalışan küresel aktörlerin planlarına karşı devleti, ülkeyi ve milleti korumaya yönelik doğru ve yerinde hamleler.

Bu yenilenme ve değişiklikler, Kürdü daha güçlü bir şekilde sahiplenen devlet anlayışı ile devletini daha güçlü bir şekilde sahiplenen Kürt yaklaşımının hayata geçirilme çabasıdır.

Bu sağlandıktan sonra sözünü ettiğimiz aktörlerin hesapları ve planlarını da, o aktörlerin piyonu PKK ve HDP’nin hayalleri de bu topraklarda hayat bulamayacaktır.