HAYAT BEKLEYEN KULE

Gülay YÜCEL 13 Eki 2020

İnşaatı tamamlandığından bu yana geçen 12 yıldır "yalnızlığın kulesi" oldu. Büyükçekmece'deki 55 milyon dolarlık atıl Endem TV Kulesine imzasını atan Endem İnşaat'ın sahibi Osman Naci Endem kulenin yeni Çamlıca Kulesi ile fonksiyon açısından bir bütün olarak düşünülmesi gerektiğini söylüyor.

Yıl 1972.. Aralık ayının 18'i.. Abdi İpekçi'nin Milliyet Gazetesi'ndeki "her hafta bir sohbet" sayfasının konu başlığı "Televizyon Kulesi", konuğu ise o zamanın Çamlıca TV kulesini yapan Naci Endem..

İpekçi, röportajın hemen başında, dünyadaki diğer örneklerden bahsederek şu soruyu yöneltiyor:

"TV anteni için yapılan kuleler, sadece bir kule ve sadece o kulede çalışan teknisyenleri barındıran bir yer olmaktan çıktı. Değişik, biraz da turistik ve eğlence amaçları ile kullanılan kule haline geldi, öyle değil mi?"

Endem'in cevabı, "Evet. Dünyada böyle. Bizde de coğrafi durumumuz çok engebeli olmasına rağmen Televizyon Kulesinin turistik hizmetlere de cevap vermesi arzu ediliyor. Nitekim Çamlıca, şehrin içinde hakikaten turistik bir yer olması sebebiyle kulenin burada yapılması düşünüldü.." oluyor..

Yapıldığı dönem, Türkiye'nin önemli projelerinden olan 'Çamlıca TV Kulesi'nin inşaatı, Temmuz 1976'da tamamlanıyor.

Kule, amacına uygun olarak TV ve radyo yayını ile yoluna devam ederken, ne düşünülen döner lokantaya, ne de turistik bir kimliğe sahip oluyor.

Naci Endem o günden bu güne, İstanbul'un yanı sıra; İzmir ve Erzurum TV Kuleleri başta olmak üzere çok sayıda kuleye, ayrıca Cezayir iki Kule, MV - Samsun Kombine Doğalgaz Çevrim Santrali, Katar Ulusal Kongre Merkezi, Tüpraş Gaz Kanalları, Atatürk Havalimanı Kontrol Kulesi, NATO Uydu Yer İstasyonu, İstanbul Olimpik Stadyumu ve İstanbul  Havalimanı Hava Kontrol Kulesi, Yangın ve Kurtarma Binası İnşaatı v ve benzeri pek çok projeye imza atıyor, adını yazdırıyor.

Ancak Endem'in hiç şüphesiz en önemli projesi, soy ismini de taşıyan 'Endem Yayın Kulesi' oluyor.

Geçen 12 yılda yalnızlığın kulesine dönen yapıyı Naci Endem'e sorduk..

Yakın tarihimizin en önemli mühendislik başarılarından olan televizyon yayıncılığı için kule inşa teknolojisinin (*) Türkiye’deki gelişim sürecinde şüphesiz adından hiç söz edilmeyen yüzlerce, belki de binlerce isimsiz kahraman var.. Naci Endem onlardan biri. Kendi ifadesiyle Türkiye’deki pek çok kulede imzası olan bir isim. 

Endem, ilk televizyon tecrübe yayınını yapmak için ilk TV yayın antenini kuran İstanbul Teknik Üniversitesi mezunlarından.

Kaç kule yaptınız şimdiye kadar?

18 tane var. Bunlardan bazıları; İstanbul, İzmir, Erzurum, Kars, Gaziantep ve Bursa kuleleriydi.

Zorlu bir iş..

Düşünün, Erzurum Palandöken'de Büyük Ejder Tepesi 3176 metre rakımlı. 14 kilometrelik sarp bir yoldan ulaşılıyor, iklim şartları ve oksijen kaybı da cabası.. Bunun üzerine 102,10 metre boyunda kule inşa ediyorsunuz. 3176 metreye 102 metre ilave edin kulemizin yüksekliği işte bu. Zorluğunu siz düşünün..

'İlk Çamlıca TV Kulesi'nin inşaatını da siz yaptınız..

1972 senesinde Çamlıca Televizyon Kulesi’nin yapılacağı ilan edildi. O sırada ve sonradan Boğaziçi Köprüsü Müdürü olan Nezih Oylu -1954’te üniversitemizden mezundur- TRT Yapı Dairesi eski Başkanı olduğu için bundan beni haberdar etti: “Oraya bir pilon koyacaklar çok da çirkin olacak. Lütfen sen müdahale et, mükemmel kule yapıyorsun, bu kulenin ihalesine lütfen sen de hazırlan” dedi.

Biz bunun üstüne Boğaziçi Üniversitesinin sonradan rektörü olan, çocukluk arkadaşım Prof. Dr. Semih Tezcan ile birlikte bir proje hazırladık. İhaleye betonarme kule projesiyle alternatif teklif verdik. Proje kulede döner restoranı da kapsadığı için TRT ihalede bizi tercih etti. Ve 8 ay içinde Çamlıca Kulesi bitirildi, antenleri ve verici cihazları yerleştirilerek yayına başlandı. TRT, bu gerçekleşince çok mutlu oldu, Türkiye’de televizyon yayınının yayılmasını sağlayan dört istasyon yapımını daha verdiler. Bunları da hızla bitirdikten sonra Türkiye’nin tüm sathını kapsayacak bir yayını gerçekleştirmek için yeni kuleler yapmamı talep ettiler. Bu şekilde Türkiye’de TRT, alan yayıncılığı yaparak bütün Türkiye’nin sathını kapsayan ve köylere dahi televizyon yayını ulaştıran bir sistemin planlamasını yapmış oluyordu.. Ve bu planlamada ve uygulamada benim bir şekilde hizmetim oldu. Bunu hatırlamak beni şu an çok mutlu ediyor. Bu arada, halen 'eski Çamlıca TV Kulesi'nin betonunun üzerinde Naci Endem ve Semih Tezcan adı yazılıdır. 

Endem TV Kulesi.. Nasıl karar verdiniz, fikir nasıl oluştu?

Ülkemizde 1990 yılından itibaren özel radyo ve televizyon yayınları başlayınca, biraz da hazırlıksız ve programsız, kanal sayısı arttı. Özel televizyoncular küçük vericilerle yayın yapmak, büyük kuleler gibi masraflara girmemek için kendi istasyonlarına nüfusa uygun çelik pilonlar koymaya başladılar. Bir nevi onlar da gerekeni yaptılar belki de. Ama İstanbul büyük bir rekabet içinde olunca Çamlıca tepesi bir sürü antenle doldu. Zaten her yer doluyordu ama Çamlıca’daki rahatsız edici şekilde doldu. Özel televizyonların yayın hayatına girmesinin yarattığı karmaşa Radyo ve Televizyon Üst Kurulu‘nun (RTÜK) kurulmasını sağladı. 1993 yılında Anayasa değişikliği ile radyo ve televizyon yayınları üzerindeki kamu tekeli ortadan kaldırılmış, özel radyo ve televizyon yayınlarının yapılmasına olanak sağlanmış oldu. Sonrasında da RTÜK bir frekans planlaması yaptırttı. Tüm Türkiye sathını yersel televizyon yayınına kavuşturmak için hangi noktalardan yayın yapılacağının planını yaptı. Bu planda koordinatlar gösterildi. Enlem şu, boylam şu diye. İstanbul’da da iki merkez belirlendi. Bir tanesi Çamlıca, bir tanesi de Büyükçekmece’de, şimdi bizim kulenin olduğu nokta.

Bu arada özellikle TRT’ci arkadaşlar beni teşvik etmeye başladılar, “Naci abi, sen niye bir televizyon kulesi yapmıyorsun?” diye. “Nereden çıktı?” dedim, “Fransızlar geliyor, onlar geliyor, bunlar geliyor, yapalım diyorlar, Abi sen yap, bu işi biliyorsun.” dediler. Dolduruş yaptılar yani özetiyle.

Hemen karar mı verdiniz?

Aslında hemen değil. Bu dolduruşlar devam etti: “Verici mümesilliğin var, anten temsilciliğin var sen niye yapmıyorsun?” derken ben heveslendim. “Nereye bir kule yapalım dedim.”  Büyükçekmece’deki emisyon noktasına. Orada da Çamlıca tepesindeki anten karmaşası, doğmasın diye. Bu işe kalkışmamı sadece idealistlik diyorum.

Naci Endem, fikir oluştuktan hemen sonra Büyükçekmece’nin yolunu tutuyor. Başkanın karşısına geçip burada da bir anten karmaşası olabileceğini anlatıyor.

“Politikacı, başkan bir anda ağabeyliğe geçti.”

Tapulu alan mı, tahsis mi?

Gel zaman, git zaman Belediye Başkanı (Hasan Akgün) bir gün, “Naci abi, emisyon noktasındaki arsa belediyenin arsası. Ben sana yer veririm, ama bir de döner restoran yaparsan.” dedi. “Yapma” dedik, “Kule başka. Döner restoranlı kule başka, restoran işi değiştiriyor. Asansör falan derken iş büyüyor.”

“Şartım bu abi” dedi. “Yapar mıyız, yaparız.” dedik, o günkü imkanlarım iyi. Başkan ne kadar yer ihtiyacı olduğunu sordu, “8 dönüm, kirala bize.” dedim, “Abi sonra ben elinden alırım bak. Kira yok, tapuyu almadan sakın yapma. Ben giderim başkası gelir senin elinden alır.” dedi. İhaleye çıkardılar, bize 8 dönüm arsayı verdiler. Verirken ruhsatını aldık, başladık kuleyi yapmaya. Ama bir türlü frekans planlaması uygulanamadı. O günden beri bekliyoruz. Kısaca, yapılması büyük bir hırs değildir, sadece idealistliktir.”

Kompleksin teknik özellikleri neler?

Kulenin yapımına 1998 yılında başladık, 2008 yılında kaba inşaatı biterek kullanıma hazır hale geldi. Yapımında 8 bin metreküp beton, 900 ton demir, 650 ton çelik kullanıldı. Yapı, 230 metre yüksekliği ile Avrupa’nın 4., dünyanın 17. büyük TV kulesi olma özelliğini taşıyor. Bir kompleks olarak planlandı. Kompleks bünyesinde 230 metre yüksekliğinde TV kulesi, 100 metre yüksekliğinde 23 katlı ofis binası ve bunların altında 4 katlı kapalı otopark var. Bu yayın noktası, yersel analog veya dijital televizyon yayıncılığının yanı sıra, mobil telefon operatörleri, dijital radyo yayınları, fm radyo link sistemleri ve trunk telsiz operatörleri için de uygun bir yerdir.

Naci Endem kuleyi gezdirirken "Açık havalarda buradan Uludağ’ı görüyoruz" diyor. Kulenin, giriş katında 1900 kişilik konser salonu var.  Kule’nin 155 ve 149. kotlarında iki camdan seyir terası, 145. kotunda ise döner restoran alanı var. 280 kişi kapasiteli restoran 360 derecelik dönüşünü 1 saatte tamamlıyor. Kuleye 24 kişilik, saniyede 4 metre hızla giden 2 asansörle çıkılıyor. Naci Endem kulenin sağlamlığına olan güvenini şu sözlerle ifade ediyor: "Allah göstermesin bir deprem olursa, ben burada olmayı tercih ederim".

Şimdilerde boş duruyor kule..

“Evvela madem televizyon kulesi olarak yaptık televizyon kulesi olarak fonksiyonunu yapması, onun organizasyonunun yapılması ve ondan sonra da diğer fonksiyonları kullandırmaya açmamız lazım ki şahsiyetli olsun” diyorduk.

TRT 2009’da oraya dijital yayın deneme yayını için kira bile ödeyerek verici koydu ve yayın yaptı. Gerçi, içeride şu an cihaz yok. Kabloları var. Vericilerin konması lazım. Vericilerin konması için de kombiner konması lazım. Bunlar için de her kanalın frekanslarının belli olması lazım ki, yayın yapılsın. O kanallar genelde yayıncılara aittir. Ama her şeyi var. Elektriği, suyu, asansörü..

Batıdaki bütün gelişmiş ülkelerde, şehirlerde televizyon kulesi var. Hepsinde yersel dijital yayın yapılıyor. Hatta bazı şehirlerde iki kule var. Yani onlar bunu kullanıyorsa demek ki Türkiye’de kullanabilir. Böylece devlet halka para ödemeden televizyon yayını izleme imkanını sağlar. Sayın Cumhurbaşkanımıza da Belediye Başkanlığı döneminde imkan bulup bunu arz etmiştim. Endişem, bu işi bunca senedir bilen bir kişi olarak, eğer Büyükçekmece Kulesiden yayın yapılamazsa, yeni Çamlıca kulesinin de fonksiyonun tam olamayabileceği. Yani, tek başına Çamlıca kulesinden yapılan yayın tepelere veya yüksek binalara çarptığı zaman arkasında kalanlar yayını alamayacaklar. Çünkü kesintisiz bir yersel yayının iki taraftan gelmesi gerekir. Umuyorum bunun gerçekleştiğini görme imkanımız olur.

Bir profesör, bir doçent, bir minareci

Kış aylarının sürdüğü 1951 yılı..

Dönemin İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Santur ve sonraki yıllarda yine İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Dekanı olacak olan o günün doçenti, Prof. Dr. Adnan Ataman..

İTÜ’nün en güzel binalarından Taşkışla’da bir TV stüdyosu kurulması için çalışma başlatırlar. Çatı katında küçük bir mekân..

TV teknolojisinin olmadığı bir ülkede, anten dikmek gibi aslında basit bir iş, özel bir mesai, özel bir çaba gerektirir.. Hocalar nasıl yapılacağını teknik olarak bilseler de uygulamaya geçirmek için pratik zekaya başvururlar. İlhamı da bir camiden ve bir gemiden alırlar. Önce bir minarecinin kapısını çalıp durumu anlatırlar ve çatıya anteni yerleştirmek için yardım isterler. Sonra da Karaköy Perşembe Pazarı’nın yolunu tutup gemi direkleri yapılan bir dükkanda, anten direği yaptırırlar.

Taşkışla’ya dönüp, kışın son demlerine denk gelen bir İstanbul sabahında; bir profesör, bir doçent ve bir minareci üniversitenin çatısına çıkıp Türkiye için televizyon dönemini başlatacak anteni dikerken, onlara bir asistan, bir teknisyen ve bir de okulun kat görevlisi eşlik eder. (**) 

DİP NOT

(*) Naci Endem’le sohbet öncesi, teknik olarak biraz bilgi sahibi olabilmek adına karıştırdığım yayınlardan biri olan, İTÜ Vakfı Yayınları’nın Zeynep Şahin Tutuk ve Burak Barutçu’nun Mehmet Karaca editörlüğünde çıkan “Televizyon Diye Bir Şey Varmış” adlı kitaptan.