DEĞİŞİM… TEKERLEĞİN İCADINDAN 11 EYLÜL SALDIRISINA…

Mehtap DEMİR 04 Eki 2020

Savaşlar, devrimler, toplumsal ihtiyaçlar, hukuk düzeni, devlet yapılarındaki değişimler gibi büyük hareketler de sayılabilir.

İnsanlık tarihi boyunca yaşanılan her yenilik her yeni buluş, uyumlanma sürecindeki zorlukları da beraberinde getirdi.

Toplumların değişmesini gerektiren konular sadece buluşlarla sınırlı değil tabii ki.

Savaşlar, devrimler, toplumsal ihtiyaçlar, hukuk düzeni, devlet yapılarındaki değişimler gibi büyük hareketler de sayılabilir.

Yine de modernleşme, kapitalizm, küreselleşme gibi büyük başlıklar altında toplanan ve insanlığın hayatını baştan aşağı değiştiren yüzyıllardan bahsediyoruz.

Bugün değişim kelimesini; Yenilik, ilerleme, reform gibi tanımların yerine kullanıyoruz.

Değişime ayak uydurmak zor gibi…

Çünkü ayak uydurmanın; ritim duygusu, enerji, iyi takip, doğru nefes almak, iyi bir hafıza, üretkenlik ve estetik gibi bir çok gereksinimi var…

Metaforik olarak yazdığım bu ayak uydurma meselesi her çağda zorlu olmuştur.

Şimdi hem hafızamızı tazeleyelim hem de değişimin farklı alanlarındaki büyük adımlarını hatırlayalım ki bu adımların her biri toplumsal örgüler/yapılar ile insanlığın dönüşümünü de sağlayan adımlardı…

Tekerleğin, yazının icadı, Mezopotamya'da ilk Sümer şehirlerinin kuruluşu,

MÖ 1600'ler’de Alfabenin icadı,

Yunan medeniyeti ve Roma’nın kurulması,

Konfüçyüs, Buda, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in doğuşu,

Tekerleğin bulunması, demirin işlenmesi

Çin’in birleşerek imparatorluk olması,

Cengiz Han’ın Asya’yı fethetmesi,

Günümüzdeki anayasa kavramının temeli olan Magna Carta'nın İngiltere Kralı tarafından imzalanması,

İstanbul’un Fethi,

Kristof Kolomb'un Yeni Dünya'yı (Amerika) keşfi,

Saatin İcadı,

Thomas Hobbes'un kitabı Leviathan ile Sivil toplum ve kanun önünde eşitlik gibi kavramların oluşması,

Martin Luther tarafından Reform hareketleri,

Fransız devrimi,

Şekerin, kahvenin keşfi ve ticaret mekanizmalarının oluşması,

Darwin’in türlerin kökeni, Instein'in "Özel Görelilik Kuramı"yani İzafiyet teorisinin yayımlanması,

Buharlı Tren ve petrol ile çalışan arabanın yapılması,

Rus devrimi, Dünya savaşları, Atom bombası, Bilgisayar çağının öncüsü olan silikon çipin icadı,

Tüfek, mikrop ve çelik…

Elektriğin icadı, telefonun icadı, Ay’a ayak basılması,

Ve 11 Eylül saldırısı…

İnsanlığın değişiminin ana kodları, kritik dönüşüm zamanları…

Devam edeceğiz…

Şimdi dijitalleşme zamanı

İnsanlık tarihine geçerken nasibimize dünyayı sarsan bir salgın ve dijitalleşme düştü diyelim mi?

Virüs yapay mı? Aşısı aslında var mı?

Dünya nüfusunu azaltmak için mi kullanıldı? Bundan sonra maskelerle mi yaşayacağız? Sosyal mesafe yaşamımızdan neleri aldı götürdü, şimdilik bilemiyoruz.

Henüz çok taze ve içinde yaşadığımız bir süreçteyiz.

Yine de insanlık tarihine yukarıda saydığım olaylar gibi büyük bir değişim tetiklemesi yaptığı bir gerçek…

Özellikle dijital hayat başka bir formasyon başka bir vizyon getirdi.

Ve hızlı bir değişim bu.

Alt yapısı olmayan ya da yetmeyen büyük bir hareket.

Virüsün hayatımıza sadece bu değişimi hızlandırmak için girdiğini düşünmemek içten bile değil…

Eğitimde, İş dünyasında, Kültür ve Sanatta yeni bir dönem var artık.

Ticarette, üretimde, tüketimde yeni bir çağ…

Daha önceleri hayatımızın bir parçası olan dijital dünya artık tamamını kaplayacak.

Böyle konuşunca ya da yazınca felaket tellallığı gibi hissettiriyor insana.

Bazen daha şeffaf, daha erişilebilir, daha akılcı, pratik, sistemli olarak düşünüp kendimizi rahatlatıyoruz…

Bazense, belki de yeni jargona, kullanım hızına, işlevselliğine yetişemediğimizden ve öğrenmemizin gelişmelerin yanında yavaş kalması korkusu ile karamsar olabiliyoruz.

Bunların yanı sıra, ekran karşısından gözünü ayırmayan, şimdiye kadar bildiğimiz insancıl davranışlardan uzak büyüyen farklı bir nesil de var.

Sarılmadan, gerçek kahkahalar atmadan, üzüldüklerinde birbirlerinin gözyaşlarını silmeden büyüyen bir alfa kuşağı!

Değişimin en trajik tarafı da bu sanırım.

Sizin bildiğiniz ve yaşadığınız duyguların, gelen nesil tarafından asla bilinmeyecek olması…

Onların normları, duyguları, bilgileri, hisleri, fikirleri daha dijital.

Belki biz üzülüyoruz bu hale.

Lakin, eminim ki onlar bilmedikleri bir şeye üzülmeyecekler…

Bu da benim içimi rahatlatıyor… Zira üzülmelerini hiç istemem.

Günün Sözü

“Tarihin akışını seyredip onun üzerine düşündükçe şunu anlayacağımızı bilmiyorlardı: Değişim önce ruhta başlar, sonra hayatlarımıza yansır…”

Franz Kafka