AVRUPA'DA TÜRKİYE'NİN BAŞARILARINDAN RAHATSIZ OLANLAR

Ozan CEYHUN 12 Haz 2019

Normalde sporun politikaya bulaştırılmaması gerekir. Ancak söz konusu Türkiye olduğundan spor politika için istismar edilmekte. Avrupa'nın değerleri ayaklar altına alınmakta.

Son aylarda Türkiye birçok spor dalında başarılı sonuçlar elde etmekte. Bunlardan biri de futbol. Türkiye Milli Takımı, Euro 2020 H Grubunda tüm maçlarını kazanarak lider konumda başarılı bir grafik çizmekte. Son olarak geçtiğimiz cumartesi günü Dünya Şampiyonu Fransa karşısında 2-0 galip geldi. 

Söz konusu olan futbol. Yani spor. Fransa Milli Takımı kötü oynadı. Türkiye Milli Takımı daha iyi idi. Türkiye şansları ustaca değerlendirdi ve kazandı. Ne eksik ne de fazla. Türk seyirciler sevindi. Fransız seyirciler üzüldü. Elbette her futbol maçında olduğu gibi aşırı heyecanlı taraftarlar abartılı coştu ya da abartılı üzüldü. Sonuçta maç bitti. Ancak Fransa’da bu maçla ilgili öyle yorumlar yapıldı ki, sanki futbol maçı değil de Türkiye ve Fransa arasında askeri bir sürtüşme yaşanmışcasına tepkiler gündeme geldi.

Özellikle aşırı sağcı popülist Fransız politikacılar bu yenilgiyi yabancı düşmanı ve özellikle Türkiye karşıtı demeçler ile istismar ettiler. 

Sadece Fransa olsa gülüp geçeceğiz. Ancak maalesef öyle değil.

Almanya’nın başarılı milli futbolcusu Mesut Özil geçtiğimiz cumartesi günü İstanbul’da evlendi. Yıllarca Almanya Milli Takımı forması giyen, Almanya için goller atan (Türkiye’ye de gol attı) ve gollük paslar veren Mesut Özil hakkında Almanya’da yazılanlar ve söylenenler de çok üzücüydü. Örneğin Almanya’nın bulvar gazetelerinden bir tanesinin manşetinde Mesut Özil’in düğünü bile politika için istismar edildi. Oysa Almanya için ter dökmüş bir futbolcuya “vefa” gösterilmesi gerekmez miydi?

Mesut Özil, düğününe istediği kişileri çağırır. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şahidi olması onu onurlandırır. Bu durumu bile istismar etmek ve Mesut Özil’i bu nedenle manşetlere taşımak ise büyük bir nankörlüktür.

Son olarak önceki gün İzlanda’da yaşananlar ise tam bir skandal. Türkiye Milli Futbol Takımı önceki gün özel bir uçak ile İzlanda’ya gitti. Euro 2020 maçı için İzlanda’ya giden Türk futbolcuların medeni bir şekilde ağırlanması gerekirken onlara çok kötü davranıldı. İzlanda, bu uygulaması ile tam bir “muz cumhuriyeti” davranışı sergiledi. İzlanda Milli Takımı ile bir futbol maçı oynayacak olan milli futbolcularımız 3 saat pasaport kontrolünde bekletildi. Ayrıca içerisinde spor malzemeleri olan bagajları sanki sıradan turistlermiş gibi bir uygulamadan geçti. İzlanda bu tavrı ile futbola politikayı bulaştırdı. İzlanda’nın Türkiye Milli Takımı oyuncularına yaptığını yarın Türkiye, İzlandalı futbolcular Türkiye’ye geldiğinde yapsa acaba İzlandalılar memnun kalırlar mıydı!

Hangi “ırkçı” zihniyete sahip sorumlular buna sebep oldular bilmiyorum ama İzlanda adına tam bir “rezillik” sergilendi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Milli Takımımıza İzlanda'da yapılan muameleye sosyal medya adresinde yaptığı paylaşımla tepki gösterirken, “Türkiye Milli Futbol Takımının 2020 Avrupa Şampiyonası Elemeleri H Grubu'nda İzlanda ile yarın yapacağı maç için bu ülkeye gelişinde havaalanında maruz kaldığı muamelenin diplomatik teamüller bakımından da insani bakımdan da kabul edilemeyeceğini vurgulayarak, "Gereğini yapacağımızdan milletimizin şüphesi olmasın." dedi.

Ayrıca Türkiye, Türkiye Milli Futbol Takımının Keflavik Havalimanında maruz kaldığı muamele nedeniyle İzlanda'ya durumu kınayan bir nota verdi. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun konu ile ilgili İzlanda Dışişleri Bakanı ile görüşeceği açıklandı.

Şimdi soruyorum: “Ne geçti İzlanda’nın eline?”. Yapılan bu çirkinlik oynanacak olan İzlanda-Türkiye Milli Maçı’nı karaladı. 

Avrupa’da bazı ülkeler ve politikacılar anlaşılan Türkiye’nin başarılarından çok rahatsız olmaktalar. 

Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada her geçen gün daha da güçlü ve bağımsız kararlar alan bir ülke olması bunları tedirgin etmekte. Türkiye’yi ekonomik olarak sabote edemedikçe daha da hırçınlaşmaktalar. Türkiye’nin güvenlik, terörle mücadele, ekonomi ve diğer alanlarda tüm güçlüklerle başa çıkması bunları iyice hırçınlaştırmakta.

Bir de Türkiye’nin sporun birçok dalında başarılı olması “bardağı taşıran son damla” gibi görülmekte. 

Evet, Türkiye en başta bunlara muhtaç olmadan başarıyla yolunda ilerlemekte. İster Keflavik Havaalanında “ırkçı zihniyete” sahip yetkililer ile isterse başka yöntemlerle ne yaparlarsa yapsınlar Türkiye’nin başarılarını engelleyemeyecekler. Tam tersine bu çirkinlikler Türkiye’nin daha da başarılı olma hırsını arttırmakta.