TDV Gazetebirlik


BİM' DEN PEYNİR, MAKRO'DAN PEYNİR!

Bodrum Belediyesi bir fotoğraf paylaşıyor, yıl 1976 bir tabela var, Bodrum nüfus 6000 yazıyor, tabelanın önünde Kadir İnanır var.

Kadın son model cipinden, maskesi çenesinde, elinde sigara ile indi.

Sigarasının kalanını çat diye yere attı ve çirkin parmaklarına giydiği parmak arası terlikleri ile izmariti söndürdü.

Makro’dan eli paketlerle çıkan yüzü terli kocasını sigara içerek bekliyordu. 

Camdan gördüğüm kasa kuyruğu, park yeri, yol, ana baba günü çok kalabalıktı.

Yolda 48 plakalı araçlar ölümüne gaza basarak hızla bir yerlere yetişiyordu. 

Hafriyat kamyonları, kepçeler, beton dökme arabaları, camcılar, montajcılar çılgınca sağa sola yetişiyorlardı.

Bodrum delik deşik, dağlarda küçücük bir avuç yer kalmamacasına talan ediliyor. 

Tam da bu sırada..

Bodrum Belediyesi bir fotoğraf paylaşıyor, yıl 1976 bir tabela var, Bodrum nüfus 6000 yazıyor, tabelanın önünde Kadir İnanır var.

İroni yapıyor güya.

Kısıtlamalar üzerine nüfusu daha şimdiden 500 bine ulaşmış.

Belediye Başkanı Ahmet bey televizyon programlarına bağlanıyor.

Göçten çok şikayetçi. 

“Biz hastanelerimizi kış aylarına göre düzenledik.

Yoğun bakım yatağımız yok, yeterli değiliz.”

Gerçekten inanılmaz değil mi.

Hastaneleri kış nüfusuna göre yapacaksınız, inşaatlara yaz aylarına göre izin vereceksiniz.

Daha önce belediye başkanlığı yapan beyefendi tam 20 yıl Bodrum'da Belediye başkanı olarak kaldı.

Yüzlerce inşaata izin veren bu belediye başkanları hastane konusunda şikayet nasıl edebiliyorlar.

Ev fiyatları milyon dolarlar, milyon eurolar havada uçuşuyor 

Kocaman ünlü inşaat şirketleri dağı taşı delik deşip edip inşaat yapıyorlar.

Bu büyük inşaat şirketlerine her mahalleye, her bir ilçeye, bir klinik, bir hastane yapmak zorunda bıraksaydınız, bu şartla inşaat izin verseydiniz.

Bugün hastanemiz yok diye anlatacak tek bir cümleniz olmazdı.

Hastanemiz yok demek çok ayıp değil mi aslında.

Bu ülkede aman bu insanlar cahil ne desen anlamaz diyen insanlar  var.

Okumamış, okuyamamış insanları aşağılayan insanlar var.

Sanki okumamak kendi tercihleri.

Ya eğitimliler.

Siz kendinize, bir aynaya bakın bakalım.

Sabah saat 09 00.

Özel hastane.

Hastanede izdiham var, aşı kuyruğu var.

Herkes maskeli, mesafe sıfır, üst üste bekliyorlar.

Hemşire bağırıyor, "saat 09.00 randevuları elini kaldırsın lütfen".

20 kişi el kaldırıyor, aynı anda ben diye. 

Baktığın zaman üst baş tamam, aşağı-yukarı varlıklı ve eğitimli insanlar gibi.

Hemşire diyor ki, bu kadar çok sayıda insan 09.00 randevusu olamaz.

Kadın bakıyor, bakın ben 09.00 randevusuyum diyor, hemşire bakıyor diyor ki hanımefendi sizin randevunuz 09.10.

Bir diğeri 09.15, bir diğeri 09.20. 

Herkes başka birinin yerini almak istiyor. 

Saatini, sırasını bekleyen, saygılı, sabırlı, sözde eğitimli hiç kimse yok.

O zaman ne diyelim.

Ki ben demeyeceğim.

Cahil insan anlamaz. 

Eğitimli insanlar bir tuhaf.

Eğitimli insanlar, hep önceliğin kendisi olduğunu düşünüyor, hakkını sırasını bilmiyor, egolar tavan ve önce ben dertleri var.

Ey eğitimliler! 

Sizin BİM kavanoz kapağı kuyruğuna giren, ayıpladığınız hatta aşağıladığınız insanlardan farkınız nedir. 

Ortalama bir kooperatif sitesinde oturan şımarık kadınlara, evini sevmelere doyamayan bakan eskisi karılarına, tüm bu kadınlara ne diyelim.

Milyon euroluk evde oturan, şoförüne evde hizmetçisi için BİM' den, kendine Makro'dan peynir alan insanlara ne diyelim.

Çocuklarının tuvalet alışkanlığı olmayan, pet şişelere işeten kadınlara ne diyelim.

O nedenle.

Bir daha birine cahil dediğinizde, siz eğitimlilere dalar çok acayip hikayelerim var anlatacağım. 

Funda'nın aklındakiler…

... 31 yaşında veteriner Arda, bir köpeğe acil müdahale etmek için kliniğine gitmek üzere yola çıkıyor. 

Başka bir araç ile karşılaşıyor ve aralarında yol verme tartışması başlıyor.

Diğer araç veterinerin önünü kesiyor, zorla otomobilinden indiriyor.

2 kişi saldırıyorlar, çocuğu öldüresiye dövüyorlar.

Yolda baygın halde yatarken vatandaşlar görüyor ve hastaneye kaldırıyorlar.

Veteriner Arda beyin kanaması geçiriyor, hemen uyutuyorlar. 

Ve halen yoğun bakımda yatıyor.

Polis 2 saldırganı dün göz altına almış.

Bakalım adalet ne karar verecek.

Çok merak ediyorum 

Allah'ım vicdanlı bir hakimin önüne düşsünler. 

... Oyuncu Yasemin Özilhan, İzzet Özilhan ile evlendikten sonra sosyetik güzel diye yazılamaya başlandı. 

Bunu neden diyorum, gazeteciler sosyetik kelimesi kullanmasını çok seviyor.

Sanki çok önemliymiş gibi.

Neyse sosyetik güzel Yasemin hanım, Marmaris Selimiye yakınlarında ıssız bir koyda ev almışlar.

Ev 1 milyon euro. 

Yazlık yerlerde milyon eurolar havada uçuşuyor.

Eskiden emekli olalım, emekli maaşı ile, Ege' de, Akdeniz'de kutu gibi küçük, bahçeli bir ev alalım, orada yaşayalım, çok uzaklarda kaldı.

Artık sosyetikler gözlerden uzak tatil yapmayı tercih ediyorlarmış.

Bence hiç inandırıcı değil, o insanların giydikleri elbiseler, ayakkabılar, çantalar, bindikleri tekneler başkaları görmeden ne anlam taşır ki. 

Gözden uzak yaşamak duygusu, çok farklı, çok derin bir konudur.

Çok zenginsin, çok zengin bir yaşamın olacak ve hiç kimse bilmeyecek, görmeyecek.

Oraya ulaşmak o kadar kolay olamaz.