2021 BEKLENTILERI VE MOTO KURYE TERÖRÜ!

Ahmet ÇELİK 04 Oca 2021

2021 yılının tüm dünyaya, öncelikle de ülkemize hayırlı uğurlu gelmesi en büyük beklentim.

Hepimizin hatta tüm dünyanın “lanetlediği” 2020 bitti ve 2021’e girdik. Pandemi belasıyla bu süreçte her şeyimiz değişti. Yaşantımız, alışkanlıklarımız, çalışma biçimimiz, alış-veriş tarzımız, insan ilişkilerimiz gibi bizi var eden tüm davranış biçimlerimizden adeta vazgeçtik. 2020’de 7 aylık bir süreçte yaşadığımız eve kapanma ve karantina sürecinden etkilenmeyen kişi, kuruluş, meslek kalmadı… Hala da bu süreç devam ediyor. Bizler de bu süreç içinde değişen, değiştirmek zorunda kaldığımız alışkanlıklarımızın yerine yeni alışkanlıklar ediniyoruz. İnsanoğlu işte her şeye alışıyor…

2021 yılının tüm dünyaya, öncelikle de ülkemize hayırlı uğurlu gelmesi en büyük beklentim. 2020’deki yaşantımızı bir an önce bırakıp 2021’de yavaş yavaş da olsa normale dönmemizi temenni ediyorum. Gerçi artık her şey düzelse de eski normale dönebileceğimizi pek sanmıyorum. 2021’de 25 yılı bulacak olan otomotiv gazeteciliğimde tabi ki en büyük temennim otomotiv sektörünün “normale” dönmesi. Umarım 2021’de sektör yöneticilerinin beklentileri doğrultusunda, çalkantısız bir yıl olur…

Kuralsızlar ya da kısaca moto kuryeler!

Neredeyse bir yılı bulacak olan bu süreçte hayatımıza doğal olarak online alış-verişler girdi. Her şeyi, ama her şeyi oturduğumuz yerden, cep telefonlarımızdaki uygunlamalarla vermeye hem çok sevdik hem de çok çabuk alıştık… Alışamadığımız ve alışamayacağımız tek şey sanırım bu süreçte sayıları karınca ordusu gibi artan moto kuryeler olacak. Bence en büyük ortak özellikleri “kuralsızlıkları”… “Siparişi acil olarak yetiştirme” uğruna; öncelikle kendilerinin, ardından da diğer insanların hayatlarını büyük tehliklere sokuyorlar. Ben neredeyse hemen hemen hergün yollarda yerde yatan bir moto kurye görür ve buna da alışır oldum. Ters yoldan gelen onlar, yaya kaldırımlarından giden onlar, arabalar arasında durmak bilmeyen, kırmızı ışıkta beklemeyen, hiç ama hiç kural tanımayan onlar…     Peki neden? Siparişi olsun olmasın ambulans refleksiyle sanki bir önceliği, sanki bir ayrıcalığı varmış gibi trafikte seyretmek neden? Neden biliyor musunuz? Hiç eğitimleri yok önce… Ardından hiçbir denetimleri yok. En kötü de onlara karşı hiçkimsenin bir yaptırımı yok. Ne ehliyetlerine el konuyor, ne trafikten men ediliyorlar, ne de herhangi bir ceza alıyorlar! Ancak bir trafik kazasında içler acısı bir şekilde yerde kıvranırken pişman oluyorlar mı, ders alıyorlar mı onu da bilemiyorum. Bunun adı açık bir moto kurye teröründen başka hiçbir şey değil. Alt tarafı -ne olursa olsun- bir siparişi acele olarak yetiştireceğim diye değer mi? Tabi ki değmez… Bu tür risklere girerek kaza yapan kuryelere öncelikle; işverenlerinin, patronlarının, sorumlu müdürlerinin kesinlikle bir yaptırımı şart. Ardından trafikteki kural tanımazlıklarına da trafik cezalarının kesilmesi çaydırıcı olacaktır diye düşünüyorum. Bir moto kuryenin yaya kaldırımından gitmeye hakkı var mı? Kırmızı ışıkta beklememeyi nasıl kendisinde bir hakmış gibi görebiliyor? Bir arabanın sağından-solundan geçerken kapılarının açılma ihtimalini hesaplayamayacak kadar gözleri dönebilir mi? Diyecekseniz ki; trafikteki otomobillerin, dikkatsiz şoför ve yolcuların hiç mi suçu yok? Moto kuryeleri trafikte şöyle bir 10 dakika izleyin en büyük suçun onlardan kaynaklandığını göreceksiniz… Ama dediğim gibi hiçbir kuralsızlık cezasız kalmayınca biz daha yollarda kaza yapan çok moto kurye görürüz…

Bu yazıyı yazmadan önce bu konuda rakamsal bilgilere sahip olmak için küçük bir araştırma yaptım. Tüm Anadolu Motosikletli Kuryeler Federasyonu Kurucu Başkanı Çağdaş Yavuz’un 2020 yılının ocak ayında verdiği bazı rakamlar var. Yavuz, 2019 yılında 978 bin motosikletli kurye olduğunu söylüyor. Bu rakam bu yıl pandemi süreciyle 2’ye katlanmıştır diye tahmin ediyorum. Yine geçen senenin rakamlarına göre 103 motosiklet kazasının 75’ini moto kuryeler yapmış. 2020 yılı motosiklet kazalarını ve bunların kaçını moto kuryelerinin yaptığını çok merak ediyorum. Açıklandığı anda paylaşacağım…  Evine ekmek götüren her emekçinin emeğine, terine çok ama çok büyük bir saygım var. Ama o emekler verilirken, diğer insanların da aynı saygıyı görmeleri gerekiyor diye düşünüyorum…