KADINLARA SAĞLIĞINI SORAN VAR MI?

Biz kadınlar! Annemizin doktor randevularını organize eder; ameliyat olan babamızın başucunda sabahlarız.

Çocuğumuzu  hastaneye götürür, eşimizin tansiyon ve şeker ölçümünü yaparız. Sevdiklerimiz bize öylesine güvenir ki; kullandıkları ilaçlarının isimlerini, alınma zamanlarını bilmezler. Tansiyon ve şeker ölçümü gibi bireysel yapabilecekleri ölçümlerin yapılma şeklini bir türlü öğrenmezler. Çünkü evin hemşiresi, doktoru, psikoloğu, sağlık danışmanı biz kadınlar; her zaman sevdiklerimizin yanındayızdır.

Böyle bir senaryo içinde çoğu kadın, ailesinin sağlığını yönetirken kendi sağlığını ihmal eder. Jinekolojik muayenelerini, meme kontrollerini yaptırmaz. Geceleri ağrıyan el bilekleri için doktora gidebilecek zamanı bir türlü bulamaz. Hayattaki önceliği hep sevdiklerinin iyiliği ve sağlıdır. Bir defa bile kendini hayatın merkezine koymaz. İşte, bu yüzden tıbbın hafızası milyonlarca kadının ilerlemiş kanser ya da organ yetmezliği hikayeleriyle doludur.

BÖBREK HASTASI KADINLARDA TEDAVİ ORANLARI NEDEN DAHA AZ?

Türk Nefroloji Derneği tarafından 10 bin 748 kişi arasında gerçekleştirilen CREDİT çalışmasının sonuçları, sevdiklerinin sağlığına bu kadar duyarlı kadınların kendi sağlıklarını hiçe saydığını bilimsel olarak doğruluyor.

. Yaklaşık 195 milyon kadını etkileyen kronik böbrek hastalığı kadınlardaki ölüm nedenleri arasında sekizinci sırada yer alıyor. Her 100 kadından 18.4’ünün sağlığını tehdit eden böbrek hastalığı, erkeklerde yüzde 12.8 oranında görülüyor.  İdrarda mikroalbuminüri oranları da  kadınlar arasında daha yüksek. Böbrek hastalığının kadınlar arasında daha yaygın olmasına karşın, diyaliz tedavisi görme ve  organ nakli olma sayılarında kadınlar geriye düşüyor. Acı ama gerçek. İşte veriler:

. 2016 diyaliz kayıtlarına göre, hemodiyalize giren 32 bin 134 hastanın yüzde 57’si erkek, yüzde 43’ü kadın.

. Böbrek nakli olma oranlarında da eşit olmayan bir dağılım söz konusu. Toplam erişkin böbrek nakillerinde 3 bin 416 hastanın yaklaşık yüzde 63’ü erkek, yüzde 37’si ise kadın.

. Konuya verici olma açısından baktığımızda kadınlar sevdiklerinin hayatını kurtarma konusunda daha fedakar. Canlı vericiden nakil yapılan 66 çocuğun yüzde 60’ına anneleri böbrek bağışında bulunmuş. Buna karşın, çocukların yaşamda kalması için böbreklerini bağışlayan babaların oranı yüzde 29.

AİLENİN SAĞLIĞINI YÖNETEN KADINLAR HASTALANDIĞINDA...

Özetle, böbrek hastalıkları kadınlarda daha çok görülüyor ama kadınlar hemodiyaliz ve organ nakli gibi tedavilerden daha az faydalanıyor. Aile bireylerinin sağlığıyla ilgilenirken, kendilerinde olan yakınmaları en son aşamaya kadar hastaneye, doktora gitmeden idare etmeye çalışıyorlar. Bence bunun bir nedeni de; ailenin sağlık koçu kadınların hastalandıklarında yalnız kalmaları. Kendilerini doktora gitmeye ya da bir hastaneye başvurmaya teşvik edecek, teşhis ve tedavi aşamasında yanlarında olacak birilerinin olmaması. Çünkü aile bireylerinde; kadınların sağlıkla ilgili konulardaki bu vericiliği yüzünden hastalıklarda yapılması gerekenlerle ilgi bir refleks oluşmuyor. Şimdi “Bana bunun refleksle ne ilgisi var, peki ya aile olmak? Peki ya, sevgi ya da sorumluluk?” diyeceksiniz. Ve ben de susacağım.

Hayat bizlere verilmiş en güzel armağan. Şimdi düşünün bakalım değer mi kendinize karşı bu kadar umursamaz olmaya? Yaptığınız her fedakarlık gün gelecek kanıksanacak. Karşınızdaki daha fazlasını, sonra biraz daha fazlasını isteyecek sizden. Takdir yerine, sitem göreceksiniz. Siz sevdikleriniz için saçlarınızı süpürge, ruhunuzu paspas ederken; kimse size “Peki, ya senin sağlığın nasıl?” diye sormayacak. Gözlerinizin derinlerine bakıp konuşmadıkları için bakışlarınızı esir alan yorgunluğu asla fark etmeyecekler. Bu yüzden sevgili kadınlar, sağlık kontrollerini asla ihmal etmeyin. Ara sıra kendinizi de yaşamın merkezine koyun.