'BİR İKİ ÜÇ TIP, SUS' DESİN BİRİ ÜLKEYE!

Yaşar İÇEN 19 Eyl 2019

Biz bozdukça çocuklar düzeltmeye çalışıyor, biz görmezden geldikçe onlar zaferleri ile var olmaya çalışıyor, biz onların menfaatine olanı elimizin tersiyle ittikçe onlar tomurcuklar açmaya devam ediyor, biz hırslar peşinde koşarken onları eteğimizden silkeledikçe onlar bize sımsıkı tutunmaya çalışıyor...

Onların yüzüne bakmaya halâ mecalimiz kaldı mı? Onlar çiçek açtıkça bizler mis kokularını ciğerimize çekmemeye, saçlarını okşamamaya, alınlarının ortasından öpmemeye halâ devam edecek miyiz? Çocuklarımız bizi utandırmaya devam ediyor... Büyükler içte ve dışta kurulan oyunları zembereği boşalmış cümleler ile gece gündüz konuşurken evlatlarımızdan birer birer madalyalar geliyor. Maşallah devamı fazlasıyla gelsin. Bu arada biri çıkıp ‘bir iki üç tıp SUS’ desin ülkeye kurban olayım! Bi susun! Gece-gündüz üç beş ismin sahne aldığı ‘televizyon programı terörüne’ maruz kalıyoruz ve komadayız artık! Kavgalar, hakaretler, cahillikler... Son günlerde sevinci ve hüznü aynı anda yaşıyorum. HDP önünde oturan annelerin evlatları hepimizin olmalı-ydı! Evlatlar üzerinde ayrışmadan, onları teröre maşa yapanları aklamaya çalışmadan, ‘Yok öyle yok böyle’ diye kıvırmadan; ‘evlatlara zarar veren tüm eller kırılsın’ diyebilmeliydik. Diyemediler! Demedikleri gibi diyenlere de akıllara zarar suçlamalar yönelttiler. ‘Bazı anlar vardır yüreğe, zihne, dile kızgın mühürler vurur ve kişinin cümleler kurmasına izin vermez! ‘Başımızı ellerimizin arasına alıp lâl oluruz, susarız, yok olmak isteriz, insan olmaktan nefret ederiz... Ben mi doldum yoksa dünya komple mi doldu bilemiyorum fakat ‘eyvallahları gemilere yükleyip yaktık artık’. Sabırlarımız dipsiz kuyulara atıldı. Yüreğimizi besleyen ‘Can Pınarları’ kurudu. Geleceği emanet edeceğimiz evlatlarımıza her baktığımda utanıyorum, eziliyorum, yer yarılsa da içine zula olsam diyorum... Çünkü biz mi onları taşıyoruz geleceğe yoksa onlar mı bizim tüm ayıplarımızı örtüyor sorusuna bulduğum cevap karşısında ‘vah malamıne’ diyebiliyorum sadece. Sümeyye başta olmak üzere tüm engelli gençlerimizin başarıları, milli güreşçi Rıza Kayaalp’in zaferi, ampute futbol takımımızın gol çığlıkları, avuç içi kadar Tunceli’de düzenlenen Dünya Rafting Şampiyonası’nın yarattığı uluslararası coşku... İmkansızlıklar sebebiyle tarlada koşarak hazırlanan sonra madalya kazanan, kendi imkanlarıyla şampiyon olup sonra destek bulamayınca yok olan; çocuklar, çocuklarımız, geleceğimiz... Biz bozdukça çocuklar düzeltmeye çalışıyor, biz görmezden geldikçe onlar zaferleri ile var olmaya çalışıyor, biz onların menfaatine olanı elimizin tersiyle ittikçe onlar tomurcuklar açmaya devam ediyor, biz hırslar peşinde koşarken onları eteğimizden silkeledikçe onlar bize sımsıkı tutunmaya çalışıyor... Nereye kadar sürer bu tutunma? Nereye kadar bilmiyorum fakat evlatlarımızın ahı vebali üzerimizdeyken bizim iflah olmayacağımızı çok iyi biliyorum.