SEÇİM VE DEĞİŞİM? -ALMANYA MERKEL SONRASINA HAZIR MI?

16 yıllık Merkel dönemi sonrası Almanya geleceğinin yol haritasını şekillendiriyor.

16 yıllık Merkel dönemi sonrası Almanya geleceğinin yol haritasını şekillendiriyor. Seçimin yapıldığı 26 Ekim 2021 günü’nün Almanya’nın siyasi tarihinde önemli kavşak noktalarından birini oluşturacağı kesin gibi. Almanya tarihinde kendine iyi bir yer edinen Mutti (Anneciğim) olarak adlandırılan Merkel sonrasına Almanya’nın ne ölçüde hazır olduğu ise şüpheli.

16 yaşına gelen gençler Merkel dışında bir Şansölye tanımadılar. Onunla büyüdüler, göç, refah, iklim değişikliği, mevcutları kullanarak ve lükse kaçmadan sade bir yaşamın sürdürülebileceği vb. kavramları onunla tanıdılar. Seçime katılan hemen bütün partilerin iklim değişikliği ile mücadele konusuna yer vermiş olmaları, Yeşillerin oy oranında yükselme gençlerin yöneliş ve önceliklerini gösterme açısından önemli. Göç hareketleri ile aşırı sağ yapılanmalar ve faaliyetler, İslamafobi gibi  kavramsaldan uygulamaya geçmeye çalışan İslam düşmanlığının arttığı görülse de diğer ülkelerle mukayese edildiğinde Almanya’da aşırılara fazla prim verilmediği görülmektedir.

Merkel, ülkesinin dış politikasının yürütülmesinde, AB’ye liderlik edilmesinde, işsizlik oranının  azaltılmasında ve ekonomideki kronik zayıf büyüme sorununun çözümünde, kamu borcunun GSYH'ye oranının azaltılmasında, kişi başına düşen milli gelirin artırılmasında ve bütçe açığının kapatılmasında, iyi bir göç politikası ile göçmenlerin topluma uyumunda önemli katkıları olmuştur. Bununla birlikte özellikle alt yapı sorunları ile sağlık ve bakım sisteminde artan yetersizliklerle mücadelede, enerji ve iklim hedeflerine ulaşmada yeterli çabanın gösterilememesi, artan yolsuzluk iddiaları, dijitalleşmede rekabet gücünü arttırma yönelik çabaların düşük bir profil göstermesi, iç güvenlik sisteminde personel yetersizliği ve artan olaylar başta olmak üzere birçok alanda Almanya’nın geriye doğru gitmekte olduğu istatistiki verilerin gerçeği olarak karşımıza çıkmaktadır.

BELİRSİZLİĞE KARŞILAR

Alman liderler genellikle uzun dönemli olarak yönetimde kalmışlardır. Bu durum Alman Vatandaşlarının belirsizliğe karşı oldukları ve istikrara prim verdiklerinin bir  işareti olarak  algılanabilir. Konrad Adenauer Batı Almanya’yı 14 yıl, Helmut Kohl ise 16 yıl yönetmiştir. Merkel 16 yıl ile aralarına katılmaktadır.

Peki Almanlar 16 yıldır alıştıkları merkez siyasetin özelliklerini bir arada tutmayı başaran ve bu özelliği ile sakinleştirici bir etki yaratmayı başaran Merkel dönemini özleyebilirler mi? Almanya'nın Bavyera Eyaleti’nde bulunan Augsburg kentinde yayınlanan Augsburger Allgemeine gazetesi’nin yaptırdığı bir ankete göre, Almanların yüzde 52’sinin Merkel’i özlemeyeceğini, yüzde 38'inin ise eksikliğini hissedecekleri yönünde cevap vermeleri dikkat çekici bulunmuştur. Özellikle pandemi sürecinde ki çalışmaları sorgulanan Merkel, yönetimde olduğu sürece en düşük kamuoyu destek oranını yüzde 50 ile Şubat 2020’de yapılan kamuoyu yoklaması ile almıştır.

TERCİH MERKEL’DEN YANA

Merkel’in AB ülkeleri arasında da Almanya’nın liderlik ve saygınlığına önemli katkı sağladığı söylenebilir. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) tarafından 12 AB ülkesinde yapılan,"Bir Avrupa başkanlığı seçimi olsaydı ve adaylar sadece Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Başbakanı Angela Merkel olsaydı, hangisine oy verirdiniz?" sorusunun yöneltildiği ankette Fransa dahil olmak üzere 12 ülkenin 11'inde ankete katılanların çoğunluğunun tercihini Merkel'den yana kullandığı görülmüştür. Fransa'da bile  ankete katılanların yüzde 32'si "Merkel"i tercih ederken, Macron’un  yüzde 26’da kaldığı görülmüştür. Yine aynı ankette, Avrupalıların kıtanın en büyük ekonomisi olan Almanya'nın gücünün Merkel sonrasında azalacağına inandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ankete katılan Almanların yüzde 52'sinin ülkelerinin gücünün azalmakta olduğuna işaret etmeleri önemli bir sonuç olarak değerlendirilmelidir. Almanların, ülkelerinin demokrasi ve insan hakları konularında liderliğini muhafaza etmeye devam edeceğine inanmaları anketin çıkan bir diğer sonucudur.

Seçim sonucunda, Almanya’yı yine bir koalisyonun beklemektedir. Seçimi kim önde tamamlarsa tamamlasın, Merkel’in etkisinden kurtulmaları kolay olmayacaktır. Bu durum Almanya’nın sorunlarını daha da derinleştirebilir. AB’de liderliğin Fransa’ya geçmesine, aşırı milliyetçiliğin artışına yol açabilir, ekonomik rekabette bir adım daha geride kalınmasına neden olabilir.

Ayrıca, koalisyon pazarlıklarının ne zaman sona ereceğini kestirmek güç olacağı gibi, hükümet programında ortak bir yol bulunması maksadı ile sürdürülecek çabalar Almanya’ya zaman ciddi zaman kaybettirebilecektir. Bu durum ise sorunların üstesinden gelinmesi konusunda politikaların üretilmesi ve uygulamaya başlanılmasını zorlaştırabilecektir.