ENFLASYON…

Herkesin kendine göre bir gündemi var. Kimi elektroniğe gelen zamda, kimi motorlu taşıtların zamlarında, kimi tekstile yapılan zamlarda.

Herkesin kendine göre bir gündemi var. Kimi elektroniğe gelen zamda, kimi motorlu taşıtların zamlarında, kimi tekstile yapılan zamlarda. Hepsinin ucu bir şekilde dövize dayanıyor. Döviz demişken birkaç aydır New York’tayım. Eskiden, çok da eski değil bir sene önce cebimde 10 USD varken birçok şeyi alabiliyordum hatta günlük karnımı bile doyurabiliyordum. Pandemi sonrası yani şimdiye bakıyorum inanmayacaksınız ama enflasyon çılgınlığı burada da yaşanıyor. Artık 10 USD ile alışveriş yapmak için kendinize tek bir seçenek belirlemeniz gerekiyor. Ekmek mi, tatlı mı, meyve mi, yoksa et mi? Hadi diyelim gıda değil seçeneğimiz, bir sene önce 10 USD’ye aldığım herhangi bir tekstil ürünü şu anda 30 USD. Yani ateş pahası zamlar burada da mevcut. Peki işsizliğin bu kadar yüksek olduğu bu ülkede insanlar nasıl geçiniyor? Bildiğim üzere devlet Ekim ayı itibari ile yardımları ve işsizlik ödeneklerini kesti. Yani artık yaşamak için çalışmak zorundalar. Bir yandan artan vaka sayıları, yeni varyantlar varken insanların asla maske takmıyor olmaları da beni çok şaşırtıyor.

New York aşı karşıtlarının da yüksek olduğu şehirlerden. Ama New York’ta aşınız yoksa restorana, mağazalara, konsere, tiyatroya, sinemaya, spor müsabakalarına yani hiçbir yere giriş yapamıyorsunuz. Bir nevi aşı olmayı zorunlu kılıyorlar. Hatta yakın zamanda Amerika hükümetinin uluslararası uçuşlarda bile aşı zorunluğu getirebileceği kulaktan kulağa konuşuluyor. Onu bunu boş verelim de biz yine maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymaya devam edelim.