
Ermenistan ve Azerbaycan'ın ileriye doğru attıkları büyük adım
Yıllardır ülkemizin doğu komşusu Ermenistan ile devamlı bir stres yaşanır. Her nisan ayında Amerika’ya kulak veririz Birleşik Devletlerde Ermeni soykırımı diyecekler mi diye bekler dururuz. Yıllardır dışişleri personelimizi, elçilerimizi şehit ettiler. Ama artık Ermenistan da bu yanlış bilginin peşinde koşmuyor. Onlar da anladılar ki tarih uydurma değil kitaplarda yazıldığı gibi. Ankara'dan gelen dış destek, ivmeyi korumak için kritik bir barış çağrısı, 13 Mart'ta Azerbaycan ve Ermenistan ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, otuz yılı aşkın bir süredir devam eden çatışmanın ardından ilk kez ilişkileri normalleştirmek için bir anlaşma metni üzerindeki farklılıklarını nihayet çözdüklerini söylediler.
Duyuru, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından "tarihi" olarak nitelendirildi. Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas bunu "kararlı bir adım" olarak nitelendirdi. İkinci ifade işarete biraz daha yakın. Bu, Güney Kafkasya'yı istikrara kavuşturmak için ileriye doğru atılmış büyük bir adımdır, ancak tam barışın sağlanabilmesi için birkaç adıma daha ihtiyaç vardır.
Uluslararası bağlam kritiktir. Moskova ve Washington, Ukrayna'nın geleceği konusunda müzakere ederken, özellikle Ermeniler, savaşın yükünden kurtulan Rusya'nın Güney Kafkasya'ya bir kez daha saldırgan bir bakış açısı getireceği bir senaryodan korkuyor. Prensip olarak bile, iki düşman arasında diplomatik ilişkiler başlatmak için ikili bir barış anlaşması metnini kabul etmek, Moskova'ya müdahale etmek için daha az imkan sağlıyor.
Bu ilerleme, esas olarak, bir anlaşma arayışında bir dizi taviz veren Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın ısrarı sayesinde gerçekleşti.
Durum böyle olunca da Uluslararası Adalet Divanı gibi uluslararası mahkemelerde birbirlerine karşı açılan davaları geri çekmeyi, reddetmeyi veya çözmeyi taahhüt ediyor. Ayrıca, ortak sınırlarında "üçüncü taraf güçler" konuşlandırmama konusunda da anlaştılar.
Bu konu, Rusya'nın sınırda varlığını engelliyor, ancak aynı zamanda AB'nin sivil sınır izleme misyonu olan ve görev süresi yakın zamanda 2027'ye kadar uzatılan Ermenistan'daki Avrupa Birliği Misyonu'nun (EUMA) geleceğini de tehdit ediyor. EUMA, hem AB hem de Ermenistan için amiral gemisi bir proje olmuştur ve sınır bölgelerindeki Ermeni sivillere güvence sağlamıştı.
Ermenistan misyonu korumak istiyorsa, EUMA'nın görev yönergesinde büyük değişiklikler yapmayı kabul etmek zorunda kalacak. Tabi bir de ABD var. Bu bölge Çin için de çok önem taşıyor. Azerbaycan ve Ermenistan ayrı ayrı çok istekli davranıyor ve Türkiye’ de bu konuda onları destekliyor. Çünkü, Zengezur Koridoru, Nahçıvan'ı Azerbaycan ve Türkiye ile bağlayarak, Nahçıvan'dan Türkiye'ye, oradan Akdeniz üzerinden diğer batı ülkelerine, bir başka deyişle, bölge ülkelerine Çin, Orta Asya-Azerbaycan, Ermenistan, Türkiye, Avrupa transit ulaşım hattını kullanma imkânı sağlar. Bu da bölge ekonomisine büyük katkı sağlar.
Bu konu ülkelerin halklarına çok doğru anlatılmalı ve doğru çalışmalıdır.
Paşinyan, "Gerçek Ermenistan" ve "Tarihi Ermenistan" olarak adlandırdığı konu ile aslında, temel bir felsefi seçim olarak çok önemli bir proje sunuyor. Azerbaycan da bu konuya çok temkinli ve istekli yaklaşıyor. Ancak yıllardır bu iki ülke üzerinde düşmanca kışkırtmalar yapan diğer ülkelerin bu sadece bölgedeki değil başta Fransa olmak üzere Avrupa ülklerinin de ABD’nin de bir rahat bırakması lazım.
Ermenistan ile normalleşmenin Türkiye'yi Güney Kafkasya'da daha güçlü bir oyuncu haline getirdiğini, Rusya'nın Ermenistan üzerindeki tarihi hakimiyetini gevşettiğini ve Türkiye'nin doğusundaki yoksul sınır bölgeleri için iyi bir ekonomik güç olduğunu biliyor dünya. Türkiye de hem Azerbaycan ile Ermenistan’ı hem de diğer ülkelerle olan ilişkileri sağlam tutup barış içinde yaşamak için ikna etmeli.