
Anneciğim!
Bayram sabahı.
Kabristan'a gidiyorum, anacığıma babacığıma dua ediyorum.
Çok dua ediyorum.
Anacığıma usulca fısıldıyorum, ah anam ah, kıymetlim benim, senden başka kimsem olmadı diyorum.
Ve annem ile dertleşiyorum ve anneme anlatıyorum.
Anneciğim, sen bırakıp gittin gideli insanlar ve hayat çok değişti.
Kapılar kapalı annem, sevgisizlik sürgüleri ardına kadar çekilmiş.
Buna rağmen, sürgü yetmiyor annem, hiç tanımadığın insanlar, bulaşıyor, çatıyor, hakaret ediyor.
Kardeşlik,
Arkadaşlık,
Dostluk,
Ahbap,
Komşu.
Her tarafta,
Sevgisizlik var, güvensizlik var.
Anneciğim.
Evlerin eşiklerinden nankör ışıklar sızıyor.
Herkes kendini ele veriyor.
Herkesin, arkadaşlarının vefasının anahtar gibi bir çevirmelik canı var.
Kardeşliğinin bile bitmesinin, anahtar gibi bir çevirmelik canı var.
Çevirince insan kayboluyor.
Anlamlar kaybolmuş.
Herkes birbirinin yabancısı olmuş.
Herkes çaresiz menfaatlerinin arkasına saklanmış.
Herkes yalan kıskacında kalıvermiş,
Algılarımın gücü git gide yükseliyor anneciğim.
Baktın ki samimiyetsiz var, yalan var kapının ardında, öylece bırakıp gitmek lazım anneciğim.
Kendi anahtarımı kendi cebime koyacağım ve hiçbir şey aldırmayacağım anneciğim.
İnsanların, yalan, dolan ve samimiyetsizliğini sorgulamanın yazgısındayım sanki.
Ne münasebet değil mi, anneciğim.
Bundan hemen vazgeçmek lazım değil mi, anneciğim.
Bir yolu olmalı bunun anneciğim.
Bu kayıtları silmek lazım anneciğim.
Hiçbir karara varamayacağım ve hiçbir yargı yüklemeyeceğim anneciğim.
Kendimi kendime saklayacağım anneciğim.
Söz.
Ellerinden öperim anneciğim.