
Mübarek Ramazan Bayramımız kutlu olsun
Bir aydır huzur içinde ifa ettiğimiz mübarek Ramazan’ı dün akşamki iftarla sona erdirdik. Bugün Ramazan Bayramı’nı her zaman olduğu gibi tüm ülke yaşayanları olarak ülke genelinde hep birlikte kutluyoruz….
Ekonomik ve siyasal açıdan son yıllarımızı oldukça sıkıntılı geçiriyor olsak da, ülkemiz insanlarının, tüm ekonomik zorluklara ve geçim sıkıntısının yarattığı zorluklara göğüs gerek, ekonomik darboğazdan geçebilmenin hesabını kıt kanaat yaparak, mutfaktaki yangını söndürme çabası içinde zorlanarak geçirecekleri bir bayram olacak. Ne olursa olsun, geçici mutlulukların yaşandığı birkaç gün bile olsa da bayram bayramdır.
Bu Ramazan, bir süredir ülkemizin karabasanı haline gelen terör olayları, doğu ve güneydoğudan gelen şehit haberlerinin yarattığı travmanın psikolojik bozukluğundan kurtularak yeniden farklı bir yaşama geçebilme umutlarının yeşermek üzere olduğu bir dönem aydınlığına yol alabilecek gibi bir gelecek hayali ile yaşayabilme umutları bazı olumsuzlukları kısmen de olsa unutturacak gibi. Çok yakın zamana kadar tam bir güvenlik karmaşasına dönüşmüş olan endişeli bir yaşamdan, uzun süre yeni ve daha güzel bir yaşama dönebilme umutlarının yeşereceği ilk bayramına merhaba diyebileceğimiz daha mutlu bir bayramı hayal edeceğimiz tedirgin, bayram çoşkusunu tam yaşayamayan insanlarımızın hayal edeceği bir toplum olarak farklı bir Ramazan Bayramını yaşayacağız..
Umduğumuz yaşayabilmeyi hayal ettiğimiz bir bayramı yaşayabilmek en özlemini çektiğimiz bir şey. Bayramlar güzeldir, hoşgörü günlerinin yaşandığı günlerdir. Bayramlar tüm dargınlıkların bayram süresine olsa bile giderildikleri tedavi edici çok özgün günlerdir. Hatta hatta neredeyse tüm dargınların barıştıkları günlerdir. Çocukların en mutlu edildikleri, en çok mutlu oldukları günlerdir. Bayramların en etkin özelliği dargınlıkların ve özlemlerin giderildiği günleri yaşatmasındadır. Aylardır kırgın, dargın olanlar, aylardır bir araya gelip görüşemeyenler bayramlar vesilesi ile bir araya gelir görüşür ve özlem giderirler. Dargınlar barışır, yeni yeni dostluklar filizlenir.
Ramazan Bayramı’nın bir diğer adı ise Şeker Bayramı’dır. Bayramlardan Kurban Bayramı’na verilen adı anlayabiliyorum da Ramazan Bayramı’na neden Şeker Bayramı dendiğini bir türlü anlayamamışımdır. Bayram ziyaretlerinde gelenlere tatlı, şeker veya çikolata ikram etmek bayram geleneklerindendir. Ama bu bir anlık seromoninin bir bayrama adını verecek kadar etkin olabileceğini düşünmüyorum. Bu nedenle de ben Ramazan Bayramı demeye devam edeceğim…
Bu Pazar günü bayram kutlaması içeren bir yazı yazmayı düşünürken geçmiş zamanlarda yaşanan terör olaylarını, deprem, sel felaketlerini, tüm doğal afetleri doğu ve güney doğuda yaşananları, bölge olarak ülkemiz çevresinde yaşanan karmaşık düzenin yarattığı savaşlar ve çatışmaların ekonomik açıdan ülkemiz sosyal yaşamına etkilerini, ekonomimize sosyal yaşamımıza yansımalarının hala etksine olduğumuzu unutmak istesek de tam olarak unutabildiğimizi, tümüyle yok sayabileceğimizi söyleyemeyiz. Her ne olursa özellikle birincisini, Ramazan’ın sona ermesiyle yaşadığımız, yaşattığımız Ramazan Bayramı ve iki ay on gün sonraki mübarek Kurban Bayramı’nın yaşatacağı dini bayramlar çoşkularımız hala yaşayabileceğimiz en güzel günlerin en çoşkulu tesellileridir.
Bu beklentilerin beraberinde getireceği bayram coşkuları tamamen olmasa da, yaşamdaki zorlukların bir bölümünü tedavi edebileceğini asla yok saymıyoruz. Bu hevesle Ramazan’ın sonunda kutluyor olduğumuz Mübarek Ramazan Bayramı’ndan beklentilerimiz diğerlerinden daha fazladır. Yaşayacağımız bayram coşkusunun getireceklerinden çok şey bekliyoruz. Yaşananlardan, yaşatılanlardan “iyice bunalan”, güvenlik konusunda endişeleri olan bir toplumun, “bayram gelmiş neyine” demeyecekleri bir bayram kutlaması, coşkusunu yaşayabilmelerini diliyorum.
Ekonomik zorlukların yaşandığı, dargelirlinin geçim sıkıntısıyla boğuştuğu, peşisıra ve gelecek zamlara nasıl göğüs gerebileceğinin kaygısını yaşadığı ve en önemlisi terör korkusunun olmayacağı, insanımızın kendisini her an güvende hissedebildiği bir ortamda bayram coşkusunu hayal edebilmek varken, yaşadıklarımızın yarattığı, yoğunlaştığı böylesi bir ortamda insanın içinden doyasıya bayram keyfini sürdürebilmek, bayram coşkusunu doyasıya yaşayabilmek de gelmiyor ama, her şeye rağmen çok az zaman yaşayabileceğimiz hoşgörü ve mutluluk ortamının buruk da olsa keyfine varabilmek istiyoruz bu bayramda. Bir arkadaşımdan gelen bayram mesajını buraya aktarmak istedim; “Mavi enginlerdeki yakamozların coşkusunda geleceğe umutla bakarak ufuktaki bayramların daha sevecen daha geçmişi özletmeyen boyutta geçip geçemeyeceğini düşledim...
Bu Bayramlarımız!.. Geçmişten geleceğe... İnsanın kendi kendisiyle seviştiği ruhların zenginliğindeki cümbüş. Çünkü seyreden biz, seyredilen de biz değil miyiz! Dante'nin yaşam tiyatrosunun sahnesindeki oyuncular gibi ya da istiridyenin içinden süzülüveren incinin sevgi huzmelerinde dostlarımızın ruhuna yansıyan yüreğimizin içinde bulunduğu bir cam fanus. Öyle bir çember ki sevinçleri ve üzüntüleri ile çevirdiğimiz ne başı belli, ne de sonu. Bilen varsa söylesin; nereden geldik nice bayramlarla. Nereye gidiyoruz nice bayramlarda.
Aydınlık Türkiyemin aydınlık insanı dostlarım. Sevgi imbatı ruhunuzun yelkeninden hiç eksilmesin. Gülen yüzleriniz hiç solmasın!” Ne güzel temenniler ve insanın içini ısıtan bir bayram mesajı... Doğru söze ne denir... Dilerim en kötü bayramımız bu olur ve bir daha böylesine bir ortamı paylaşmak, korkuların kader, yaşananların olağan hale dönüştüğü, günlük olağan haberler olarak alnımıza yazıldığı bir Türkiye’de yaşamak zorunda kalmayız...
Yüzünüzden gülücüklerin eksik olmadığı, terörsüz, şehitlerimize ağıt yakmadığımız, doğal afetlerden uzak, eğer mümkün olursa, sağlıklı, mutlu bir bayram, nice bayramlar dileklerimle.. Çoluk, çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek, coşkuyla hep birlikte kutlayabileceğimiz Mübarek Ramazan Bayramınız kutlu olsun...