​O ŞAPKADAN TAVŞAN ÇIKMAZ

Federasyonumuzu da anlıyoruz aslında. Hiçbir şey istedikleri gibi gitmiyor.

Futbol Federasyonumuzun danışmanlık anlaşması imzaladığı Hollanda kökenli bir şirketin düzenlediği anketteki soru ve cevap seçeneklerinin adeta play-off sisteminin prezantasyonu gibi değerlendirildiğine dair bir kanaat oluştu spor/futbol medyamızda. Dünya futbolunda bizim gibi seksen milyonluk nüfusa sahip ve Süper Lig’inde 19 takım bulunan hangi ülkede bu sistem denenmiş de şimdi bize öneriliyor diye soruyor futbol ailesinin ağır abileri?

Federasyonumuzu da anlıyoruz aslında. Hiçbir şey istedikleri gibi gitmiyor. Ne hakemlere, ne sisteme, ne kurulu düzene hâkim olamadılar. Naklen yayın gelirleri kuşa döndü, korsan içerik paylaşımı aldı başını gitti. Stadyumlar ve zeminlerini artık ancak yeşil boya ile makyajlayarak maç oynatabiliyorlar. Malın sahibi oldukları halde sorumluluğu kulüplere bıraktıkları için acziyet içinde kıvranıyorlar. Onlar da ne yapsınlar şapkadan bir tavşan çıkaralım da bize “aferin” desinler diye bu anket ve play off işini gündeme getirdiler ama peşinen söyleyelim ellerindeki Süper Lig şapkasından play-off tavşanı çıkmaz.

Belçika, Hollanda vs.’yi örnek gösteriyorlar federasyonun iletişimcileri bize ama ne biz Belçika/Hollanda’yız ne de Süper Lig bu fanteziye uygun (değil). 2024 yılı UEFA planlaması ortadayken, yerel ligler, yerel kupalar,  Avrupa Kupaları, Milli Maçlar, ön elemeler, son elemeler, hazırlık maçları takvimde yer almaktayken 19 takımlı bir ligi önce normal düzen bitirip sonra bir de play off turunu hangi arada düzenleyeceksiniz Allah aşkına? 

En iyisi mi; TBMM’ye başvurun kanun çıkarsın Meclis, Eylül-Mayıs arasındaki aylara ilave birer hafta ve Mayıs’la Haziran arasına ilave bir ay eklensin olsun bitsin bu iş. (Bu ayın adı Tepük olabilir mesela Orta Asya’da dedelerimiz öyle dermiş ayak topuna)

Bu harika Play off “proce”sinin arkasındaki temel sâikin, seyredilmeyen ligimizi nasıl daha çok seyrettiririz de yayıncı kuruluş kazancına kazanç “Katar” endişesi olduğu aşikârdır. Çünkü bu standartlarda bundan daha fazla decoder/abonelik satmaları mümkün gözükmüyor. Ülkenin içinden geçmekte olduğu ekonomik sıkıntılar, temel ihtiyaç maddeleri başta olmak üzere hemen her şeye sık sık gelen zamlar futbol seyircisini de etkiliyor elbette. 

Bir de hakem yönetimlerinin adaletsiz olmasından saha zeminlerinin daha şimdiden alarm vermesine, yayıncı kuruluşun ekrana getirdiği veya getirmediği/getiremediği pozisyonların takımdan takıma, camiadan camiaya farklılık göstermesinden hakem atamalarındaki “yapay zeka” fiyaskosuna kadar hepimizin gözleri önünde cereyan eden defolar olunca kimsenin eli cebine gitmiyor bu “seyirlik”e abone olmak için.  

Play off’la özellikle en yüksek raitinge sahip üç büyük kulübümüzü tekrar tekrar karşılaştırıp (en az dört kez) malın içeriğini daha da kıymetlendirmek, daha çok decoder/abonelik satmak, daha çok reklam almak gibi tamamen yayıncı kuruluşa para kazandıracak hususlar öne çıkıyor.

Süper Lig 16 takıma düşerse Play off “proce”si ancak o zaman uygulanabilir bu takvimle. Ona da siyaset tarafı ne der bir sorsunlar bakalım aklı erenlere. Yerel politikacılar iktidar-muhalefet fark etmeksizin ligin 22 takıma çıkması için harıl-harıl çalışırken de bu olmayacağına göre bu iş yatar. Bu şapkadan beklenen tavşan çıkmaz-çıkamaz. 

Bol yağmurlu, bereketli bir Ekim ayı dileklerimizle…