MİSLİYLE MUKABELE GEREKTİR

Geçen hafta Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi grup maçında Old Trafford stadında İngilizleri çok güzel bir oyundan ve harika gollerden sonra 3-2 yenip memlekete dönerken havaalanında bazı sıkıntılarla karşılaştığı haberi pek yer bulmadı medyamızda.

Diplomatik teamüllerde “mukabele-i bil-misil” denir. Karşılık verirken sebep olunanın şiddetiyle cevap vermek anlamında. Dirayetini, gücünü gösterir karşılık verenin. Öyle Hz. İsa’ya atfedilen “bir tokat atarlarsa öbür yanağını dön” şekli geçerli değil yani.

Geçen hafta Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi grup maçında Old Trafford stadında İngilizleri çok güzel bir oyundan ve harika gollerden sonra 3-2 yenip memlekete dönerken havaalanında bazı sıkıntılarla karşılaştığı haberi pek yer bulmadı medyamızda. Zaferin büyüklüğü, gollerin güzelliği biraz gölgeledi sanki bu sıkıntılı durumu.

Olan şuydu; İngiliz gümrük görevlileri İngiltere’den ayrılıp Ülkemize dönmeye çalışan Türk takımının otuz iki milletten müteşekkil kafilesine rutin dışı uygulamalar yaparak eza, cefa etmeye kalkmış, bavullar tek-tek aranmış, her bir işlem birkaç kez tekrarlanmış, malzeme çantalarındaki toplar, formalar, havlular didik-didik edilmiş ve sanki olmayan bir suç icat edilmeye çalışılarak temsilcimiz kötü muameleye maruz bırakılmıştır.

Bunun bir de öncesinde İstanbul’daki İngiliz Konsolosluğunda yaşanan vize problemleri, evrak sıkıntıları falan da var ya o biraz da Hariciyemizin işi olduğu için şu anda yazımızın konusu değil.

Şimdi bize düşen İngiliz Manchester United takımı 29 Kasım’daki maç için İstanbul Havalimanına indiği andan itibaren kendilerine bize yaptıklarını misliyle iade etmek olmalıdır. Onlar bizi pantolonumuza kadar aradıysa biz onları donlarına kadar arayalım, onlar bizi üç saat gümrükte beklettiyse (hem gelirken, hem giderken) biz onları beş saat oyalayalım. Bakalım el mi yaman, bey mi yaman.

Bizim Manchester’daki konsolosluğumuz karşılama ve uğurlamada elbet kendine düşen kolaylaştırıcı iş ve işlemleri yapmıştır, bundan şüphemiz yok ama İngilizlerin bize sömürge muamelesi yapmasını engellemek için demek ki Londra Büyükelçiliğimizin devreye girmesi gerekiyordu belki de. Bundan sonra aklımızda bulunsun İngiltere gibi, Fransa gibi, Hollanda gibi “gıcık” ülkelere giderken takımlarımızın dış ilişkiler sorumluları Hariciyemiz ile daha iyi koordine olsunlar.

Eskiden Rusya veya Doğu Blok’u ülkelerine giderken de çok sık karşılaşırdık böyle “odun” muamelelerle şimdilerde oralarda neyse ki azaldı ama “hazımsız” ve “mağrur” İngilizler eski hikayelerine devam ediyorlar demek oluyor bu yaşadıklarımız.

Galatasaray Kulübü tarafından yapılan açıklamada belirtildiği gibi ;” ahlak dışı ve evrensel insan hakları değerlerine aykırı bir muamele haline dönüşen” bu uygulamaların altında kalmak bizim gibi bin yıllık devlet geleneği olan, ağır başlı, vakur bir devlete yakışmaz. 

Türkiye’deki İzcilik faaliyetlerinin duayenlerinden ve gönül insanı merhum Tevfik Rüştü Günday’ın bir sözüyle yazıyı toparlayalım. “Oğlum derdi, Tevfik Bey – hadsize haddini bildirmek, yoksula elbise giydirmek gibidir.”

27-28-29-30 Kasım’da İstanbul Havalimanı’nda dış hatlar gelen-giden yolcu kontuarlarında görevli gümrük memuru, polis, özel güvenlik personeli arkadaşlarımıza özellikle rica ediyor ve Havalimanı Mülki İdare Amiri Vali Yardımcımıza hassaten rica ediyoruz; lütfen “mukabele-i bil-misil” ne gerekiyorsa yapalım. 

Hepimize güzel bir hafta dileklerimizle…