Yeni Birlik Gazetesi
İstanbul
Kapalı
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
ANKARA
03:21:10
Öğle vaktine kalan
İSTANBUL
03:37:10
Öğle vaktine kalan
Ara

İmamoğlu'na mahkum olanlar beraat bekliyor...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Ekrem İmamoğlu için öğrencileri ve seçmeni #sokağa çağıran Mansur Yavaş, yine yeniden kökeninden soyutlandığını resmetti. Arasının hep limoni ve yarış içinde olduğu İmamoğlu için ani bir refleksle sağ kanattan sol kanata geçiverdi. Öyle panik halindeydi ki 23 kişilik boş yer olan Taipei-Ankara uçağında dönüş bileti bulamadı(!) Yavaş'ın bu kısır döngüsü akıllara şu soruyu getirdi; Yavaş’ın savaşı ne için? Meral Akşener, 2023 Genel Seçimleri Nevşehir Mitinginde; ‘Hepimiz dürüstlük nutukları atıp, dürüst olduğuna kefalet koyup, seçilmesine vesile olduğumuz kişilerin daha sonra kocaman birer hırsız olduğunu anladığımızda çektiğimiz acıları anlatmam mümkün değil...’ diyerek seçilmesine vesile olduğu iki isme dikkat çekmişti. Biri hiç şüphesiz Ekrem İmamoğlu diğeri ise Mansur Yavaş'tı. “Seçilmesine vesile olduğumuz kişilerin daha sonra kocaman birer hırsız olduğu...” cümlesindeki itirafın Ekrem İmamoğlu üzerindeki hazin gerçekliği olgunlaşmaya başladı. Akşener’in ‘Kocaman birer hırsız...’ cümlesinin bir diğer muhatabı Mansur Yavaş mı? Bu iddia çoktandır Yavaş’ın ensesinde gölge misali dolaşıyor ve inatla gerçeğin gün yüzüne çıkmasını bekliyor. 

Meral Akşener ne ile tehdit edildi? 

Akşener, 2023 Genel Seçimlerinde ‘millet iradesini yansıtmadığı’ gerekçesiyle kalktığı hatta dağıttığı masaya nasıl geri dönebilmiş ya da döndürülmüştü? Bu kadar net bir şekilde her şeyi bilen birinin devirdiği masaya geri dönerek enkazın altında kalmayı yeğlemesi hiç normal değildi! Siyasi kariyerini ve arkasındaki onlarca Milliyetçiyi hiçe sayarak ringi terk etmesi masum gelmediği gibi; Akşener, bugün soruşturulması gereken önemli tanıklardan biri... 

Özel, İmamoğlu’ndan kurtulmak mı istiyor? 

Özgür Özel, CHP Genel Başkanı olma vasfını tek başına taşıma hakkını bir türlü elde edememişti. Şaibeli Kurultay sonrası İmamoğlu’nun gölgesinde kalan Özel, bugün suç örgütü ele başı şüphelisine yönelik içi boş bir savunma halinde... CHP hiyerarşisinde önde gelen ismin İmamoğlu olmasına tahammülü kalmamış gibi... Özel her şeyi biliyor. İsnat edilen suçların belgeleri CHP’ye iletilmiş. Peki Özel, neden devleti ve yargıyı hiçe sayarak milleti sokağa çağırdı? Doğru tavrın bu olmadığını o da biliyordu. Sanki doğru dururken yanlış bir yol izlemek işine geldi. Birşey olmalı? Özel’in vasfından önde gelen bir korkusu olmalı? Korkularını alt etmenin yolunu sokakta buluyor olabilir. İmamoğlu’nu sözde savunan Özel Saraçhane’de İmamoğlu mahkumiyetine karşı özgürlük mücadelesi veriyor. “CHP’nin kapısından kayyum giremez.” diyerek aslında günahın asıl merkezini mi işaret etti? CHP, binasını gizemli hale mi getirmek istedi? ‘Aradığınız burda’ der gibi açık adres vermesi de neyin nesiydi?.. 

Kılıçdaroğlu nerede? 

‘Yenilik’ vurgusuyla illegal bir çetenin ağına düşen CHP’de ilk vurgunu Kemal Kılıçdaroğlu yemiş ve şaibeli Kurultay’da saf dışı bırakılmıştı. O dönem Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak düşündüğü iki isimden biri olan Ekrem İmamoğlu tarafından Kılıçdaroğlu ekarte edildi. Dolayısıyla “Buradayım be Buradayım!” diye esip gürleyen adam sessizce safları sıklaştırmaya başladı. İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu arasında başlayan ‘saf polemiği’ esasında Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu’na yönelik bir operasyonuydu. Bakmayın bugün ‘demokrasi’ sloganı attığına, İmamoğlu’nun tutuklanmasına en çok sevinenlerden biri de ‘burdayım!’ konumuna dönmek isteyen Kılıçdaroğlu... 

Gelelim Dilek İmamoğlu’na... 

Gizli tanık, Ekrem İmamoğlu’nun eşi(!) Dilek İmamoğlu ile Murat Ongun’un ilişkilerinin iyi olmadığını söyledi. Tanık ifadesinde: “Kendi hayatını sürdürebilmesi için İstanbul Vakfı Dilek İmamoğlu’nun kontrolüne verilmiştir. Bu yöntemle Murat Ongun devre dışı kalıp, kalan örneklemdeki 400 bin lira gibi rakam İstanbul Vakfı’na yatırılmaktadır” dedi. İmamoğlu, sorguda bu soruyu muhatap almadı, Murat Ongun ise inkar etti. İBB’ye bağlı İstanbul Vakfı’nın Dilek İmamoğlu’na hibe edilmiş olması soruşturmaya tâbi tutulması gereken önemli bir husus diye düşünüyorum. Dilek İmamoğlu’nun iddiaya göre; “ayrı yaşadığı kocası Ekrem İmamoğlu’nu” neden savunduğunun cevabı da bu vakıfta gizli gibi... 

Netice itibariyle; İmamoğlu’na mahkum olanların bugün topyekun beraat bekledikleri aşikar... Suçluluk psikolojisiyle yaptıkları yanlış savunmalarsa kendi mahkumiyetlerine koştuklarının emaresi... Bakınız; Eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun oluşturduğu rant çarkıyla ilişkili yeni ses kayıtları olduğu iddiası var. 

Söz konusu ses kayıtlarında, Kongrede İstanbul halkından çalınan paralarla rüşvetler dağıtılıp CHP İl Delegelerini satın almak için pazarlık yapıldığına dair konuşmalar olduğu iddiası ve CHP’li belediyelere yönelik yeni deliller; önümüzdeki süreçte kimlerin İmamoğlu suç örgütünün eski mahkumları ve yeni tutuklular olacağını ortaya koyacak... Hukuk nasıl olsa işliyor...

Yorumlar
Z
Ziyaretçi 2 gün önce
Süper otesi bir yazi olmus. Cok begendim
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 1 gün önce
Özel, İmamoğlu’ndan kurtulmak mı istiyor,? Çok fena
BEĞENME
0
CEVAPLA