TRT


ŞUUR KAYBI NEDİR!

İnanılmaz konularla her sabah uyanıyoruz.

İnanılmaz günlerden geçiyoruz.

İnanılmaz konularla her sabah uyanıyoruz.

Her sabah.

İnsan her sabah şaşıracağı, hayret edeceği, pes diyeceği, oha diyeceği haberlerle uyanır mı?

Uyanır.

Bu ne yahu!

Ülkem şuursuz insanlarla dolu.

Bir insanın anne karnında gelişmesine, doğumuna ve akıl çağına ulaşmasına kadar ortalama 20 yıl gerekiyor.

Farkında mısınız akıl çağına ulaşmaya birçok;

Yalancı,

Dolandırıcı, 

Tefeci, 

Arsız, 

Yüzsüz,

Terbiyesiz insanların hikayelerine maruz kalarak ömrümüz geçiyor.

Ne münasebet.

Ne hakla.

Kadın 2011 yılından beri, aynı bankada, banka şubesi müdürlüğünde, tefecilik yapıyor.

Tam 12 yıldır, ondan para alıyor, inanılmaz faizlerle şuna para veriyor, ondan alıyor buna veriyor.

Sonuç, dayak yiye yiye beş parasız kalıyor, kendisi hapishanede, annesi sokakta, para nerede belli değil.

Bu ne şuursuzluk.

Bankanın önemli bir şubesinin banka müdürü, kameralı bir bankada çantalarla para çıkarıyor, para taşıyor.

At hırsızı suratlı adamlar para dolu milyon dolarlı çantaları taşıyor. 

Bu ne şuursuzluk.

Futbolcular, iş adamları bilmem kimler yahu bu geri ödenen para normal değil, adı faiz değildir, olamaz, dekont yok, hiçbir şey normal değil demiyor.

Bu ne şuursuzluk.

Kadın uzun senelerden beri engininnn diye diye, kameralara bağırıyor, insanlara tükürüyor, parmak işareti yapıyor, dolar saçıyor, evler, arabalar, yüzlerce güzellik merkezleri açıyor.

Bu ne şuursuzluk.

Devletin resmi görevli sorumlu daireleri bunları takip etmiyor mu, bilmiyor mu, bu paralar nereden geliyor arsız kardeşlerim demiyor mu?

Bu ne şuursuzluk.

Tiktok, kapanan genelevlerden berbat, kadınlar kocalarının yanında, karnında bebekleri ile çocuğunun sütü olan memelerini gösteriyor.

Bu ne şuursuzluk.

Ne kadar çok salak adam var, görmediği dokunmadığı el alemin karısının memesine para gönderiyor.

Bu ne şuursuzluk.

Kadın, uyduruk ürünleri, dövmeli kocası, koca dudakları ile burada kazandıklarını kaçırıyor Amerika'da ev alıyor.

Oradan her gün olmayan gözyaşı ile ağlıyor gibi anlatıyor, yalan söylüyor, ben masumum diye ağlıyor, hiç kimse yahu sen niye ülkene gelmiyorsun, gittiğin gibi gel, burada neden anlatmıyorsun demiyor. 

Bu paraları buradan kazandın, neden gittin diye sormuyorsun, "çocuklarım için gittim" diye anlatan kadına, bu ülkede milyonlarca çocuk büyüyor, hayırdır demiyorsun.

Bu ne şuursuzluk.

Instagram’da, bu kadınlar soyunuyorlar, memelerini, kıçlarını gösteriyorlar, devamlı seyahat ediyorlar, bunlar bu paraları nereden buluyor, bakalım ne vergi ne ödemişler demiyor musun?

Devlet demiyor mu?

Bu ne şuursuzluk.

Bunları milyonlara kadın ağzı açık, ağzı sulanarak takip ediyor. 

Bu kadınlar kendilerine aynaya bakıp ben niye aptal aptal takipçiyim diye kendine sormuyor.

Bu ne şuursuzluk.

Toplum ahlakını bozuyor, ülkemde namusu ile para kazanan geçinen insanların asabını bozuyorlar, kapatalım şu platformları.

Hiç kimsenin morali kalmadı, toplumun ortak morali çok önemli demiyor.

Bu ne şuursuzluk.

Yahu.

Bakın bu ülkenin insanı en çok çocuklara merhamet eder, çocuk dedin mi atmaca olurlar.

Kimse kimsenin çocuğuna acımaz oldu, merhamet etmez oldu,

Tam tersi çocuklarına "oh olsun", der hale geldi insanlar.

Allah çocuklarından çıkarsın diye herkes beddua ediyor.

Dolandırıcı, hırsız, arsız, yüzsüz, terbiyesiz, utanmaz, edepsiz ana babaların çocukları artık hiçbir yere saklanamaz.

Kendinize gelin be.

Bıktık.

Usandık.

Ne hakkınız var sizin.

Ülkeyi bir karış leğendeki suda boğdunuz.

Funda'nın aklındakiler…

Ne söylersek söyleyelim, ne yazarsak yazalım ne anlarsak anlayalım.

İyi şeyler var.

Günün sonunda ülkemin çok çalışkan, çok akıllı, sadece işinde gücünde yatırım yapan çalışkan kadınları var.

07 Aralık perşembe akşamı, "ARYA" dayanışma kadın platformunun toplantısında konuşmacıydım.

Kadınlar bir araya gelmişler, Mŭnteha Adalı ve Ahu Serter hanım kurucusu olmuşlar.

Çok akıllı kadınlar. Münteha hanım ve Ahu hanım, bir araya gelelim, çalışalım, gücümüz olsun demiş.

Ve böylelikle kadın dayanışma, iş gücü platformu oluşmuş.

Benim canım içi arkadaşım, avukat Özge Yalçın davet etti beni.

Ortak konularımız, ortak dostlarımız olan, ama orada tanıştığım Nihan'cım vardı.

Çok kıymetli kadınlar vardı.

Çok sıcacık bir toplantıydı.

Hayati konuştuk.

İnsanları konuştuk, her türlü ilişkiyi konuştuk.

Hayatımın en önemli konularında biri olan "halden anlamak" konusunu konuştuk.

EH erkekleri konuşmadan olmaz, onları konuştuk.

Pek tabi ki erkek kadın ilişkilerini konuştuk.

Erkeklerle ilgili güzel bir karar aldık, güldük çok, gülümsemek önemli biz bunu yaptık.

Halden anlayan, çalışkan, üreten kadınlarla gözlerimizde samimiyet ve en önemlisi merhamette buluştuk.

Kadınlar güzeldir, saygındır, onurludur, hepinizle tanıştığıma çok memnun oldum.

Daima ve daima kendimizden iyi insan yaratma çabası taşıyacağız.

Hadi çay demleyelim ve içelim.

İki gözümüz iki karanfil olsun.

Çok güzeldirler.

Funda'nın aklındakiler…

Hırsız demem.

Dolandırıcı demem.

Adalet söyleyinceye kadar, anladıklarımızla, bildiklerimizle, okuduklarımızla, "iddialara göre" der ve beklerim.

Elbet adalet bir şey diyecek.

Elbet demek zorunda.

Ama insanın aklına gelmeden edemiyor.

Açılan güzellik merkezlerini, say say, topla başa çıkamadım.

İnsanın aklı karışıyor.

Yüzlerce şube var, sadece bir arsızın.

İnsanın aklına;

Ne kadar çirkin,

Ne kadar selülitli,

Ne kadar sivilceli,

Ne kadar kaşsız,

Ne kadar dudaksız,

Ne kadar saç tarama özürlü,

Ne kadar çıt çıt saç meraklısı,

Ne kadar bronzlaşma meraklısı kadın varmış.

Anladım canım.

Kadınların çok parası var.

Harcayın bacılarım.