​MÜGE ABLA İLE HAYAT TAMİRHANESİ!

Gencecik bir kadın, darmadağın hayatın içinden çıkamayarak, canı ağacın dalında son bulmuş.

Gencecik küçücük bir kız.

Aslında çocuk kız sayılır.

Günlerdir kocaman, uzun, gür ve doğal rengi şahane saçları ile stüdyoda oturuyor.

Yeşil, ela bal rengi o güzel gözleri, hayatın içinde kaybolmuş cesareti ile efelik tapıyor.

Ablası ağaçta asılı bulunmuş. 

Gencecik bir kadın, darmadağın hayatın içinden çıkamayarak, canı ağacın dalında son bulmuş.

Ölmüş.

3 çocuğu da arkasında bırakmış.

Ailesi kızları ile başa çıkamıyor, kızlar sokaklarda, erkeklerin elinde yasaklı maddeler kullanarak savrulmuşlar.

Canım Müge.

O kadar önemli bir iş yapıyor ki.

Ailelerin terbiye edemediği, sokaklara düşmüş kızları, stüdyo da terbiye ediyor.

"Bu hayat, hayat değil.

"Oku canım" diyor.

Kız, "okumak canım hiç istemiyor, canım evlenmek istiyor" diyor.

Müge kızı incitmeden ürkütmeden, Müge ablası gibi, usul usul yola getirmeye çalışıyor. 

Evleneceği adamı, görseniz korkarsınız.

Bir diğerine bakınca, 3 çocuğu ve hatta torunları olan kadın, evli 3 çocuk sahibi adama kaçıyor.

Adam merhaba derken, zavallı kadına senet imzalatıyor, bileğindeki altın künyeyi emanete verelim paraya ihtiyacım var diyor.

Allah'tan çok akıllı annesi var da canavar gibi stüdyoya gelip kızını kurtarıyor.

Aslında demek istediğim.

Programa baktığınız zaman, hayatından endişe edilen ölen kadınlar, cesedi bulunamayan kadınlar, kaybolan kadınlar, dolandırılan kadınlar.

Anlatıyorlar.

Önce küçücük sesle, usul usul anlatmaya başlıyorlar.

Müge abla.

Müge abla.

Müge ablası dinliyor.

İlk önce, stüdyodaki bu kadınları ve anlattıklarını dinlerken, hiçbirine kıyamıyorsun.

Vah vah.

Neler gelmiş başlarına neler yaşamışlar.

O zavallı kadınların içinden canavar çıkıyor, gerdan kıra kıra, bağıra bağıra hesap soruyorlar.

Adamlara kurban olmuş kadınlar, bu adamlara nasıl kandırılıyor inanmak çok zor.

Ağızları laf yapıyor.

Uyuşturucu kötüdür bilmiyorlar mı?

Çocuklarını terk etmek çok kötüdür değil mi?

Evliyken başka adama kaçmak olmaz değil mi?

Kocamdan şiddet görüyorum diyerek, karısını döven başka evli bir adama kaçmak kötüdür değil mi?

Sosyal medyadan tanıdığın adama kredi çekilip para verilmez değil mi, olmaz değil mi?

Sosyal medyadan tanıdığın adama güvenilmez değil mi?

Herkesin hop diye koynuna girilmez değil mi?

Her adamın eli tutulmaz değil mi?

Baktığın zaman, bu kadınlar kaldırılacak gibi değiller.

Ey kadınlar iyi ki Müge ablanız var.

Her gün okuyun diyen, bir ablanız var.

Oku diyor oku.

Bir televizyon programından çok öte, okulda olmayan , öğretilmeyen "Hayat Dersi " veriyor.

Küçüğü, büyüğü "Müge abla" diyor.

EH öyle ise dersin adını koyalım.

Müge Abla ile Hayat Bilgisi.

Müge Abla ile Hayat Tamirhanesi.

Funda'nın aklındakiler…

… 29 Ekim 2023 pazar günü.

Cumhuriyet'imizin kuruluşunun 100 yılı, yani ülkemin doğum günüydü.

Düşündükçe gözlerim doluyor.

Gördüklerimi ömrüm boyunca unutmayacağım.

İnsanımız ne kadar güzel sahip çıktı, cumhuriyetine.

Sokaklar, tüm şehirler, ilçeler ve köyler kırmızı beyaza büründü.

Gencinden yaşlısına, hatta kucaklarda bebekler herkes sokaktaydı.

Herkes en güzel kıyafetlerini giydi.

Ellerinde ülkemin bayrakları, koşa koşa sokaklara çıktılar.

İstanbul'da boğaz hattı insan akınına uğradı

İnsanlar;

Boğazdan geçen donanmayı selamladılar.

Gökyüzünden geçen ışıklara bakarak umutları çoğaldı.

Uzun zamandan sonra, ilk defa insanlar el ele sıcacık birbirlerine sarıldı ve kucaklaştılar.

Ülke sıcacık ısındı.

Ülke ışıl ışıl aydınlandı.

Canım ülkem.

Canım cumhuriyetim.

Çok güzeldi.

Nice 100.yıllara.

Funda'nın aklındakiler

... Mehmet Ali Erbil.

Filmleri, tiyatroları ile oyunculuğunu, televizyon yarışma programları ile başarılarını konuşamıyoruz.

Ne yapıyoruz?

Hayatına giren abuk subuk genç kadınlarla olan biteni konuşuyoruz.

Ne kadar üzücü değil mi?

En son saçma sapan, gencecik bir kadın ile nişan haberlerini, tüm televizyon programları tepe tepe kullandı.

Kadın 40 yaş küçük.

Arsızın teki.

Pes değil mi?

Sonunda "kaçınılmaz son" geldi ayrıldılar.

Mehmet Ali bey diyor ki.

"Benden, ev, araba, pırlanta istiyordu, giderken 180 bin TL’lik yüzüğü de aldı gitti" demiş.

Eeee ne isteyecekti.

Kadın çok karlı çıktı, reklamını da yaptı.

Televizyon kanallarına çıktı, gazetelere magazine haber oldu.

Valla.

Herkes oh olsun diyor.

Ne diyelim.

Dede dedeliğini bilsin, dede olsun.

Torun da torunluğunu bilsin, torun kalsın.