Yeni Birlik Gazetesi
İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
ANKARA
00:00:00
İkindi vaktine kalan
İSTANBUL
00:00:00
İkindi vaktine kalan
Ara

Alçaklar!

Haftaya sevgili patronlarımdan Ali Tarakçı ağabeyimin silahlı saldırıya uğramasıyla başladık. Haberi ilk duyduğum anda yaşadığım üzüntünün tarifini bu satırlarda anlatmam mümkün değil.
Gündem

Haftaya sevgili patronlarımdan Ali Tarakçı ağabeyimin silahlı saldırıya uğramasıyla başladık. Haberi ilk duyduğum anda yaşadığım üzüntünün tarifini bu satırlarda anlatmam mümkün değil.

Haftaya sevgili patronlarımdan Ali Tarakçı ağabeyimin silahlı saldırıya uğramasıyla başladık. Haberi ilk duyduğum anda yaşadığım üzüntünün tarifini bu satırlarda anlatmam mümkün değil.  Yıllar önce Ali Tarakçı ağabeyim ile Manşet Gazetesinde kesişen gazetecilik serüvenim daha sonra Gerçek Gazetesi ve şimdi ise eski adı Gazetem İstanbul, yeni adı Gazete Damga  ile devam etmekte. Yani bu mesleğe başladığım ilk yıllardan beri emeği var üzerimde.  Yeri gelir patron gibi fırça çeker, ama yeri geldiğinde de bir ağabey gibi dimdik arkamızda durmuştur. En son söyleyeceği lafı en başta söyleyen bir yapıya sahip olan Ali abinin, yüreği ne kadar yumuşaksa, kalemi de o kadar sert ve sivridir.  Kimseden korkmadan çekinmeden yazılarını yazar.  Ve bu duruşuyla da bana her zaman örnek olmuştur. 
Gelelim sevgili patronum Ali Tarakçı’ya yapılan kahpe saldırıya. 3 yaşında evladının yanında tetikçilerine silahla saldırtacak kadar gözü dönmüş zavallılar, bu mu sizin adamlığınız? Yazılan bir habere açıklama yapacak cesareti olmayanların en aciz yöntemidir bu saldırılar bana göre. Küfür, tehdit, dayak ya da silahlı saldırıda bulununca yaptığınız yolsuzluklar, usulsüzlükler, yanlışlar düzelmiş mi olacak?  Yani siz o kurşunları sıktığınız da bu olay kapanmış mı oldu? Siz belki 3 kurşunu patronumun ayağına sıktınız ama asıl silahın biz gazetecilerde olduğunu unuttunuz galiba! Ne diyorduk; gazetecinin silahı kalemidir! Sizin merminiz, cephaneniz bitecek ama bizim kalemimiz ve mürekkebimiz asla tükenmeyecek. Çünkü biz doğruyuyuz, siz yanlış! Ve yanlış olduğunuz kadar, aynı zamanda da korkak, alçak ve hainsiniz. Elinizde tuttuğunuz silahın bile mertçe sıkamayacak kadar ödleksiniz. Aracın içinde bir babanın yanında minicin çocuğunun gözü önünde bu hainliği yapacak kadarda kanı bozuksunuz. Ne dediler size, bu iş o an orada bitecek mi? Yanında kim olursa olsun vurun acımayın mı dediler? Be Allah’tan korkmazlar sizin silah tutan o eliniz de, size o silahı veren elleri de bu iş yakacak.  Unutmayın ki bu saldırılar bizleri korkutmuyor. Aksine kamçılıyor. Çünkü biz bu işi seviyoruz. Sevmenin de bir bedeli var. Ve biz bu bedeli bazen canımızla, bazen malımızla ödüyoruz. Ve bundan da hiçbir zaman gocunmuyoruz.
 Bu yaşanan üzücü ve tatsız hadiseyi sadece patronum Ali Tarakçı üzerine yorumlamak istemiyorum. Maalesef bizim mesleğin kaderinde bu gerçek var. Ülkemin her köşesinde yerel ya da ulusal birçok meslektaşıma bu tarz saldırılar gerçekleşiyor. Çünkü gazeteci yazılamayanı yazar, ya da söylenemeyeni söyler! Bu gerçekte maalesef boğazına kadar pisliğe batmış kişi, kişiler, ya da kurumları rahatsız eder. Ve nihayetinde boğazına kadar battıkları pislikten de bu şekilde pis bir yöntemle kurtulunabileceğini zannederler. Ama yaptıkları pislikler ellerine öyle bir yapışmıştır ki, ne yapsalar da  kurtulamıyorlar. Tek çözümleri ise  baskı, tehdit, hakaret ve çeşitli illegal yöntemlerle en kolay olarak gördükleri gazetecilere yönelik saldırı çeşitleridir.  Ve işte Sayın Patronum Ali Tarakçı’nın da yazdığı yazılar, yaptığı haberler birilerinin hoşuna gitmemiş olacak ki, böylesine üzücü bir hadisenin yaşanmamasına sebep oldular. Muhakkak ki o tetiğe basanda, o tetiğe bastıranda bulunacaktır. Yüce Türk Mahkemesi önünde hesap verecekler. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti bir muz Cumhuriyeti değildir. Burası bir hukuk devletidir. Hiçbir şey karanlıkta kalmayacak. Ve mutlaka bu kirli saldırıda aydınlığa kavuşacaktır. Ben devletimin Polisine, Savcısına, Hakimime güveniyorum. Kalleş saldırı sonrası yaralanan ve halen tedavisi devam eden sevgili patronum, meslek büyüğüm Ali Tarakçı 
ağabeyime bir kez daha çok ama çok geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, başta Tarakçı ailesi olmak üzere Gazete Damga aileme de metanetler diliyorum. Özgür basın susturulamaz! 
Kalın sağlıcakla… 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *