'MOTİVASYONUM: İYİ BİR İNSAN HİKAYESİ'

Röportaj Pazartesi 28 Mayıs 2018 09:00

40 yıllık deneyimine ve başarılarına rağmen futbol sisteminin dışına itilen 75 yaşındaki 'idealist' teknik direktör Adnan Dinçer'in ilanla iş aramasından ve kişisel hikayesinden yola çıkarak, yakın tarihimizden bugüne dek anlatılmayan olayların aktarıldığı belgeselin yönetmeni Emre Sarıkuş, YeniBirlik'e merak edilenleri anlattı.

'Motivasyonum: İyi Bir İnsan Hikayesi'

1970’lerin ikinci yarısından itibaren adını sıkça duyduğumuz ve futbol tarihimizin bir dönemine damga vuran, yapımcılığını Can Gezgör’ün üstlendiği Teknik Direktör Adnan Dinçer’in hayatını konu alan “Teknik Direktör: Adnan Dinçer” belgeseli seyirci ile buluşmaya hazırlanıyor.

Belgesel, 1980’ler ve 90’larda birçok kez şampiyonluk kazanan Beşiktaş takımında yer alan Rıza Çalımbay, Ziya Doğan, Tanju Çolak, Rüştü Reçber, Metin Tekin, Sinan Engin gibi yüzlerce isim yetiştiren Adnan Dinçer’in yaşadığı talihsizlikler yüzünden erken yaşta futbol oyunculuğuna veda etmesini, teknik direktörlük yıllarını, çalıştırdığı takımları, yetiştirdiği oyuncuları, futbolumuzun geçmişini ve bugün içine düştüğü durumu konu alıyor.
Federasyon Eski Başkanları Kemal Ulusu ve Yılmaz Tokatlı’nın yanı sıra eski futbolcular Tuncay Şeker, Mahmut Aydın, Halim Okta, İsmail Gökçek, Rüştü Reçber, Adnan Gülek, Ziya Doğan, Metin Tekin ve Sinan Engin gibi isimlerin de fikir ve açıklamalarıyla yer aldığı belgesel “Başka Sinema” salonlarında Haziran’da seyircisiyle buluşacak.

-Bu filmi yapmaktaki motivasyonunuz nedir? Adnan Dinçer belgeseli yapma fikri nasıl oluştu?

İyi bir insan hikâyesi anlatmaktı esas motivasyonum. Futbolu çok seviyorum ve futbolun içinden gelen birinin ilginç hikâyesiyle karşılaşınca bu fikir ister istemez oluşuyor.

-Filmde Adnan Dinçer’in özel hayatı ve meslek hayatında yaşadığı zorluklara dair oldukça kişisel açıklamalara yer verilmiş. Adnan Hoca’yı bu proje için nasıl ikna ettiniz?

Türkiye’de belgesel çeken insanların en zorlandığı noktalardan biri anlatacakları hikayeye samimi insanları dahil edememektir. Mesela suç işlemiş birine suçu işlediğini itiraf ettiremezsiniz. Ya da birinin hayatını anlatan bir çalışma yapıyorsanız herkes o kişiyle ilgili iyi konuşmak ister. Aman kötü olmayayım der...
Adnan hoca çok samimi ve açık bir insan... Kendisine sadece bir kere belgeselinizi çekebilir miyiz diye sordum ve çok fazla tanımamasına rağmen bana güvendi ve tüm samimiyetiyle projenin ortaya çıkması için bize yardımcı oldu. Hesap veremeyeceği, insanları inandırmak zorunda olduğu hiçbir konu yok Adnan Dinçer’in...

"Bizi destekleyen herhangi bir kurum/kuruluş olmadı"

-Filmin çekim sürecinde zorluk yaşadınız mı?
Saymakla bitmez... İki yaz tatil yapmadım. O dönem bir reklam ajansında çalışıyordum ve yıllık izinlerimin bir kısmını çekimler için harcadım. Bazen öğlen yemek arasında çekim yapıp ofise döndüğüm oluyordu. Bu belgesel için herhangi bir sponsor bulamadık, bizi destekleyen herhangi bir kurum/kuruluş olmadı. Yapımcı arkadaşım Can Gezgör bu işe sahip çıktı ve onun olağanüstü katkılarıyla lobisiz bir iş ortaya çıkartabildik.

-Filmde futbol camiasının oldukça ünlü isimleri yer alıyor. Bu isimleri projeye nasıl dahil ettiniz?
Konu Adnan Dinçer olunca eski öğrencileri elbette bir şeyler söyleyecekti. Adnan hocanın aracılığıyla ulaştık birçok isime...

"MİRKELAM'IN KARGO'YLA YAPTIĞI PARÇASINI KULLANDIK"

-Filmin çekimleri ne kadar sürdü? Bu süreçte en çok zorlandığınız konular nelerdir?
3,5 sene sürdü filmin tamamlanması... Bu süreçte beni en çok zorlayan konulardan biri arşiv araştırma ve bir diğeri de müzikler oldu. Arşiv araştırmayı belgeselin yardımcı yönetmeni Cem Gezgör (Yapımcı Can Gezgör’ün kardeşi) ile birlikte yaptık. Koca bir yaz devlet kütüphanelerinden çıkmadık, eski gazeteleri inceledik. Adnan hocayı tanıyan insanlardan fotoğraflar topladık ve Dinçer ailesinin arşivinden yüzlerce video kaseti inceleyerek görüntü ayıkladık. Kullandığımız müziklerin de sahnelere uygun olması için çok fazla tarama yaptım. Burada Cem için ayrı bir parantez açmam gerekir. Yeri geldi kamerada, yeri geldi seste yer almıştı. Ekstra müzik ihtiyacımız doğunca kendisinin eskiden bestelediği bir parçayı yeniden çalarak projeye ekledik. Final sahnesi için de Mirkelam’ın Kargo ile yaptığı Yollar parçasını kullandık. Kargo grubunun eski solisti Ozan Anlaş o parçayı harika seslendirmişti. Bu noktada hem Ozan’a hem Mirkelam’a hem de menajeri Süheyl Atay’a ayrıca teşekkür etmek isterim; Adnan Dinçer’ın hikâyesine çok uygun olan bu parçayı kullanmamız konusunda her türlü desteği ve kolaylığı sağladılar.

"YUKARIDAN BASKI GELİYOR, SENİ KOVMAK ZORUNDAYIZ"

-Film bir dönemin efsane teknik direktörü Adnan Dinçer’in hayatına ve kariyeri boyunca yaşadıklarına ışık tutmasının yanında dönemin siyasi atmosferine ve futbol camiasına bir bakış sunduğunu düşünüyor musunuz?

Kesinlikle... Futbol hayattır ve futbol asla sadece futbol değildir cümlelerini yıllardır duyuyoruz. Ama bu cümlelerden önce “futbol siyasettir” sözü Türkiye için çok geçerliymiş. Adnan Dinçer’in hikâyesinde biz bunu görüyoruz. 12 Eylül döneminde Genç Milli Takım’ın başında gayet başarılıyken Doğu Almanya’ya gitmediği halde gittiği söylentileri ve Cumhuriyet’te yazdığı için görevden alınıyor ve görevden alan kişinin itirafı bu çalışmada var. 1987-1988 sezonunda da ikinci ligde Konyaspor Bakırköyspor ile birinci lige çıkma mücadelesinde... Adnan Dinçer Bakırköyspor’u çalıştırıyor. Bakırköyspor başkanı “yukarıdan baskı geliyor, seni kovmak zorundayız” diyerek Konya maçından bir süre önce Adnan Dinçer’in işine son veriyor. Bakırköylü yöneticilerinden biri de fazla sesimizi çıkaramadık ilçe takımıydık diye bir itirafta bulunuyor. Hatta Adnan Dinçer’i Konyalı yöneticiler arayıp “biz sizi kovdurduk, hakkınızı helal edin” diyorlar. Sanırım dönemin siyasi atmosferine ve futbol camiasına bakış için bu iki örnek yeterlidir.

-Adnan Dinçer’in uluslararası standartlarda Türk Futbolu’nu geliştirmek için attığı bir çok adım ve Türkiye’ye getirdiği ve öğrencilerine aktardığı özel teknikler var. Vizyon sahibi ve başarılı bir teknik direktör olan Adnan Dinçer’in sektörün dışına atılmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Filmde hem bazı futbolcuları hem de oğlu hiçbir başarının Türkiye'de cezasız kalmayacağını söylüyordu. Adnan Dinçer günübirlik başarıların peşinden koşan bir insan değil. Her şeyden önce bir eğitimci ve uzun vadede gençlere ve ülke futboluna neler verebileceğini düşünen ve bu yönde çalışan bir insan. Bildiği doğruları da neye mal olursa olsun söyleyen birisi... Böylesi idealist insanların burada pek sevilmediklerini ve sadece kendi menfaati için çalışan kişilerin ticari çıkarlarını baltalayan ayak bağı insanlar olarak görüldüğünü hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla sektörün dışına itilmesi bugünkü şartlarda son derece normal.

-Filmin Türkiye futbolu için nasıl bir önemi olduğunu düşünüyorsunuz?
Ülkenin futbol tarihine dair kıyıda köşede kalmış unutulmuş hikayeleri belgelemesi ve son elli yıldır hangi aşamalardan geçtiğimizi görmek açısından önemli bir film olduğunu düşünüyorum.