BİR TAŞLA İKİ KUŞ, NETNYAHU VE HAMAS (SÜLEYMANİ)! YA SONRA?

Yaşar İÇEN 17 Eki 2023

Hep diyoruz ya; Ortadoğu'da yeni kartlar açıldı işte bu çatışma süreci de büyük ihtimalle yeni oyun kurucuların lansmanında etkili olacak.

Netanyahu ve Hamas’tan kurtulmanın tek yoluydu bir taşla iki kuşu vurmak ve bu plan başarıyla devam ediyor her ikisinin etkisini bölgeden silmek adına… Bu kez “Arap Baharı Çanları” İsrail için çalıyor anlayacağınız!

“Yeni Dünya Düzeni; sadece yeni sınırları, yeni bakış açılarını, yeni yönetim anlayışlarını değil yeni liderleri de karşımıza çıkarak” diyorum son birkaç yıldır. Netanyahu Hükümetine de “giderayak coğrafyaya son golümüze imza at da öyle git” denmiş olacak ki akıllara zarar bir çatışma sürecine şahit oluyor dünya!

Hep diyoruz ya; Ortadoğu’da yeni kartlar açıldı işte bu çatışma süreci de büyük ihtimalle yeni oyun kurucuların lansmanında etkili olacak.

Son dönemde ülkesinde büyük ölçüde güç kaybeden Netanyahu’nun seçime az bir zaman kala sandıktan çıkmayacağı kesin gibi bir şeydi. O halde ne yapmalıydı? Emperyalist “sevdanın son vuruşu” ona nasip olmalıydı gider ayak.. Burada bir tahminimi daha aktarmak istiyorum; Netanyahu elbette son olmayacak, coğrafyada kartlar açıldıkça Netanyahu’ya biçilen gidiş yolu çok büyük ihtimalle birkaç liderin daha önüne serilecektir sırasıyla!

Peki bundan sonra ne mi olur? Uzun zamandır Ortadoğu’da oluşturulan ve oturtulan güçler yavaş yavaş sahne almaya başlayacaktır. Misal DEAŞ, misal YPG, misal Haşdi Şabi ve irili ufaklı pek çoğu. PKK ve Hamas’ın miadını doldurmasıyla yeni vizyonlara ihtiyaç duyan küresel oyun kurucular bundan sonra bu oluşumlara “böl-parçala-yönet” taktiğini devredecek. Şimdi İsrail-Hamas arasında devam eden çatışma sürecini kısa zaman içerisinde Suriye ve Irak’ta görmeye hazır olun derim zira merkez orası ve bilhassa son üç yıldır bu iki noktaya dikkat çektiğimi anımsayınca şimdi yaşananların geleceği neredeyse kesin gibiymiş…

Evet Obama’nın start verdiği “Yeni Ortadoğu Yüzyılı” son virajını almak üzere ve bu virajda ciddi anlamda yüklerini atacak gibi görünüyor ABD ve Avrupa.

Misal Hamas bahanesiyle coğrafyadan “Kasım Süleymani etkisini” azaltmak.İran demiyorum çünkü Kasım Süleymani öldürülmeden çok önce İran’ın mevcut işleyişi ile ters düşmeye başlamıştı zaten. Ve Süleymani İran, Irak ve Suriye’deki silahlı güçler arasında tek kıble gibiydi. Ortadoğu insanının çok güçlü ve kabul gördüğü bir isimdi. Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden hemen sonra tüm dünya ABD’ye odaklanırken ve İran’dan ABD’ye tehditler savrulurken ben köşemde “Süleymani’nin Şii-Şii çekişmesi sonucu öldürüldüğünü” yazınca tüm dengeler bir anda değişmişti… Ki yazımdan kısa bir süre sonra İranlı bir diplomat yazımı destekleyen sözlerini “off the record” bir ortamda ağzından kaçırmış ve anında dünya gündemine düşmüştü, Süleymani-İran restleşmesi. Hatta Irak’a gidenler bilir, Kasım Süleymani sevgisinin İran’dan daha fazla olduğuna.

Özetle Hamas’ın etkisinin azalmasını İran’la birlikte ABD, AB, İsrail ve diğerleri de istiyor zira yeni Ortadoğu’nun yeni kaos güçleri hazırda bekliyor. Sadece Filistin de olmaz elbette “Süleymani etkisini” azaltmak. Planda Irak’ta var biline. Öyle görüyorum ki Irak’taki Şii baskısını azaltmak adına ciddi senaryolar kapıda. Bu senaryolar Şii etkisini azaltmayı hedeflerken Kürt-Kürt, Türkmen-Türkmen, Arap-Arap ayrışmalarını da tetikleyecektir büyük ihtimalle zira “böl-parçala-kaos yarat-yönet” senaryoları böyle işliyor maalesef!

Bu noktada Iraklı Kürtlerin de Türkmenlerle birlikte yanyana gelmesi ve sağduyu içerisinde Türkiye’den yana bir yol haritası belirlemesi gerekiyor elbette. Irak’taki KYB’nin yürüttüğü “yeni Kandil-Sincar olma misyonunu” düşününce KYB içerisinden de ciddi bir mantık göçü KDP’ye yönelebilir diye düşünüyorum çünkü Süleymaniye bu tavrıyla her an Türkiye’nin terörle mücadele güdümüne girebilir.

Peki Türkiye nasıl bir tavır alabilir? Öyle tahmin ediyorum ki Türkiye, TBMM’nin tezkere oylaması sonucu Suriye ve Irak’ta bulunmaya devam ederek mevcut konumdan daha derin ve daha geniş bir güvenlik koridorunu oluşturacaktır. Çünkü Doğu-Güneydoğu-Akdeniz sınırımız bu denli “terör-savaş-göç” üçgeniyle sarmalanmışken ve yaşanan her şey anında etki ediyorken işin dışında kalmak imkansız gibi bir şey…