'UMARIM KORONAYI HİÇ UNUTMAYIZ'

Röportaj Çarşamba 25 Mart 2020 08:00

Artık hiçbir şey eskisi gibi değil.. Kovid-19 ile mücadelede eşi görülmemiş küresel bir savaş var. İnsanlık iyi tanıdığı, aynı düşmanla, koronavirüs ile fakat yeni bir formuyla karşı karşıya..

'Umarım koronayı hiç unutmayız'

Aslı ÜSTÜNKAYA

Artık hiçbir şey eskisi gibi değil.. Kovid-19 ile mücadelede eşi görülmemiş küresel bir savaş var. İnsanlık iyi tanıdığı, aynı düşmanla, koronavirüs ile fakat yeni bir formuyla karşı karşıya.. Uzmanlar, pandemi ilan edilen ve dünyanın birçok ülkesinde ölümlere yol açan yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadelede, ruh sağlığının korunmasının da büyük önem taşıdığına da özellikle vurgu yapıyorlar.. Konunun uzmanı Klinik Psikolog Olcay Güner, “Ortak bilinç, güven hissi, psikolojik- psikiyatrik yardım, eğitim sistemleri, bağ kurma uzunca sayılabilecek bir dönem değişime uğrayabilir.” sözleriyle konuya farklı bir bakış açısı getiriyor. “Umarım koronayı hiç unutmayız” diyen Güner’le YeniBirlik için bu zor günlerde psikolojimizi konuştuk..

Hemen konunun başında “Ne yapmalıyız? desem..

Korona bize katkı sağlasın istiyorsak, bakış açılarımızı değiştirmemiz lazım. Artık “ben” yerine “biz” diye düşünme zamanımız geldi. Korona bize bunu öğretebilirse ne mutlu. Hep kendimizi ve sevdiklerimizi korumak için alınacak önlemlerden söz ediliyor ama bir başka sorumluluğumuz daha var: Toplum! Sadece kendimizi korumamız hiçbir işe yaramıyor. Korona bizi tüm toplumu koruma sorumluluğuna itiyor. Birey olarak hayatta kalmamız önemli ama bu meseleyi toplum olarak atlatabilmenin önemi bundan daha büyük. Herkes “Hayatta kalsam bile nasıl bir toplumda yaşayacağım?” sorusunu sormaya başladı bile.

Dolayısıyla en büyük temennimiz bunu toplum olarak kolayca atlatıp, rutinlerimizde gerekli değişiklikleri yapıp, eski yanlışlarımızı terk edip, daha güzel bir hayatı hep birlikte kurgulamak olmalı. Yoksa tek başımıza hayatta kalmanın pek de bir önemi yok artık! Hepimiz birbirimizi gözetmek zorundayız. Psikolojinin alt dallarından biri de “sosyal psikoloji”dir ki, yaşadığımız şu dönemde sosyal psikologlara daha fazla rol vermeliyiz. Alınacak tedbirler açısından onların görüşlerine ciddi ihtiyaç var. Artık bireyselin yanında, “toplumsal iyi oluş” hali üzerinde de düşünmeli ve önlemleri onların görüşlerine uygun biçimde almalıyız.

Nasıl bir süreçteyiz, ruh halimiz nasıl?

Öyle bir döneme girdik ki artık Klinik Psikoloji ve Psikiyatrinin kuralları da değişti. En azından bir süreliğine. Eskiden temizlik temalı ‘Obssesif Compulsive Bozukluk’ (OKB) kapsamına giren pek çok davranışı günlük yaşamımıza sokmak ve normal karşılamak durumunda kaldık.

Kim derdi ki, pek çoğumuz ellerini saat başı yıkayacak; üstüne kolonyalayacak, alışveriş çantalarını balkonda havalandıracak, eve girer girmez giysileri çıkaracak, çamaşır makinası günde dört beş defa çalışacak, ev sık sık dezenfekte edilecek, her şeye elle dokunulmayacak, gerekirse eldiven giyilecek!

Şu an hepimiz OKB’nin DSM-V tanı kriterlerine uygun durumdayız. Artık hepimiz birkaç hafta önceki düzene göre OKB’yiz! Pek çok eski OKB bu süreci gülümseyerek izliyor ve artık kendini hasta hissetmiyor. OKB özgürleşti. Artk hastalık değil.

Hali hazırda var olan psikolojik-psikiyatrik yardımların çoğu da kesintiye uğradı. Ancak kısa bir süre sonra bunların hepsi online yardımlar haline dönüşecek. Zira bu süreç birkaç aya yayılabilir ve bu süreçte yardımın tamamen kesilmesi bireylerin yaşantılarında artan sıkıntılara sebep olabilir. Psikoterapilerin ve psikolojik yardımların epey bir süre online olarak devam etmesi kaçınılmaz olacaktır.

Sanki bir güven sorunu da var gibi..

Şu anda bireylerin ve toplumların iyi oluşu için kendilerini güvende hissetmeleri çok önemlidir. Bu görevin bir kısmı büyük ölçüde yöneticilere düşmektedir. Devletin en yüksek kademesinden, en küçük mahalli yöneticilerine dek sağlık güvenliğinin yanı sıra duygusal ve maddi güvenliği de sağlayacak önlemleri, gerekirse iyi düşünülmüş geçici paketleri hazırlayıp, yürürlüğe koyarak toplumun güven hissini pekiştirebilirler.

Tek başına maddi güvensizlik bile, sağlık sorunları olmayanları dahi kaygı fırtınasına sürükleyecektir. Bireylerin ruhsal iyi oluş durumları ve psikolojik dayanıklılıkları azaldıkça da pek çok farklı alanda duygusal sorunlar yaratacaktır. Bu sorunlar kişilerin en yakınları ile ilgili ilişkilerini bozacaktır. Çift problemleri, evlilik içi sorunlar, çocukların davranış sorunları ve kişiler arası çatışmalar giderek artacaktır.

Çocuklar.. Özellikle hangi konunun altını çizersiniz?

Okul sistemlerinde de uzunca bir süre uygulanabilecek nitelikte çocukları ve gençleri koruyucu, tatmin edici, korkutmayan, destekleyen bir öğretim modeli şu dönem için daha uygun olacaktır. Bu arada özel eğitime gereksinimi olan, farklı öğrenen, dikkat sorunları olan çocuklar da unutulmamalıdır.

Gerekirse çocuklara ve gençlere, hatta ebeveynlere online psiko-eğitim hizmetleri sağlanmalıdır.

Anne babaların çoğu bu dönemde evde olduğundan öğretmenlik görevleri arasında yer alan takip, gözlem, teşvik gibi unsurlar da onların sorumluluğunda olacaktır. Yani yarı öğretmen rolü üstleneceklerdir.  Bu dönemde rutinler oturana dek anne babaların yönlendiriciliğine ihtiyaç vardır. Sabah kalkmak, el yüz yıkayıp, kahvaltı etmek, günlük giysiler giyinmek ve hazır halde online derse vaktinde oturmak, teneffüs aralarında ufak atıştırmalıklar ve bedensel hareketler organize etmek başlangıçta anne ve babaların yönlendirmesi ile olacaktır. Bu konularda okul psikologları, özel çalışan psikologlar anne ve babalara bilgilendirici yazılar, online görüşmeler ile yardımcı olabilir.

Özel durum dediniz? Boşanmış çiftlerin çocukları için ne söylersiniz?

Ülkemizde birçok boşanmış çift var. Çocuklar belirli günler annede, belirli günler baba da kalıyordu. Ancak şimdi virüs salgını nedeni ile anne babalar ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Belki de sağlık güvenliği açısından doğru olan çocukların en güvenli evde kalması.

“Güvenli ev?”

“Güvenli ev” derken şunu kastediyoruz. Anne ya da babadan biri çalışmak zorunda ise veya her gün işe gidip gelinmesi gereken bir sektörde çalışıyor ise, çocukların çalışmak zorunda olmayan ebeveynde kalması daha uygun olabilir. Tabii tek faktör bu değil.

Evde 65 yaş üstü bireylerin olmaması, çocukların duygusal olarak da güvende hissetmesi, evde uzaktan eğitimi aksatmayacak teknolojik donanım olup olmaması, anne babanın hijyen özeni ve imkanları da düşünülecek faktörler arasında.

Bu dönemde yapılacak en doğru iş anne ve babanın çatışmaları bir kenara bırakarak çocukları için fiziksel, duygusal ve sağlık açısından en güvenli olan alternatifi seçmeleri olacaktır. Şu dönem çocukların “dolaşır” durumda olmalarının onlara vereceği zararı hesap eden anne ve babalar kendi özel durumları çerçevesinde en sağlıklı olanı mantık temelli olarak tespit edeceklerdir. Bu seçim yapıldıktan sonra iş online iletişime kalıyor.

Yalnızlık duygusunun ağır bastığı bir süreç sanırım, ne yapmalı?

Böylesi dönemlerde bağ kurmak ve diğerleri ile ilişki halinde olmak çok önemli bir insan ihtiyacıdır. Bu dönemde insanlarla bağ kurmada imdadımıza yetişen online teknoloji sistemlerine hiç bu kadar muhtaç kalmamıştık!

Dostlar, arkadaşlar, komşular, akrabalar online da olsa iletişimi kesmemeli ve kontak kurmaya devam etmelidir. Bu özellikle dışa dönük karakterler için büyük bir ihtiyaçtır. Zira dışa dönükler enerjilerini başka insanlardan alabilirler. Bunun yanında belli saatlerde balkon ve camlara çıkarak sağlık sistemini alkışlamak, şarkılar söylemek, balkon dansları yapmak vb. etkinlikler de başkalarının varlığını, yalnız olmadığımızı hissetmek için çok iyi yollardır.

Ayrıca herkesin kolaylıkla ulaşabildiği TV kanalları da her zamanki programlarının dışına çıkmalı ve toplumu bütünleştirici, eğitici, yaratıcılığı destekleyici yayınlar, programlar yapmalıdır.

Örneğin; çocuklara el becerilerini, yaratıcılıklarını geliştirici uygulamalı çalışmalar, bilimsel bilgiler içeren uygulamalı deneyler, izlenebilecek müzik ve dans gösterileri, bedensel hareket içeren egzersizler, dans dersleri, resim dersleri, örgü, dikiş, nakış dersleri, okunan kitapları dinleme, kitap eleştirileri, münazara yarışmaları, tiyatro oyunları birkaç olası fikir olabilir. Bu tür programlar kişilere yalnız olmadığı, başkaları tarafından desteklendiği, düşünüldüğü hissini verebilir.

Sizin eklemek istedikleriniz..

En çok merak ettiğim şeylerden biri koronanın vedalaşırken bize ve topluma ne tür kalıcı hediyeler bırakacağı olacak. Umarım koronayı hiç unutmayız ve gereksiz tüketim, hırs, sosyal adaletsizlik, ayrımcılık, iklim değişimine duyarsız kalmak gibi törpülenmesi gereken yönlerimizi törpüleriz. Zira dersler alıp, sadeleşip ve doğaya dönene dek korona benzerleri bizi tokatlamaya devam edecektir.

Çocuklara ne söylersiniz?

Uzaktan eğitim başladı. Sürekli dış kontrole alışmıştınız. Okullarda sizi denetleyen, sus, otur, dinle diyen dış sesler vardı. Ama artık olmayacak. Kendinizi kendi iç sesinizle denetlemek durumunda kalacaksınız. Başlangıçta bu çok kolay olmayacak. Sizi tetikleyen ve dikkatinizi çeken pek çok dış uyaran olacak. Takip ettiğin diziler, gözünün takıldığı online oyunlar, satın almayı düşündüğün ayakkabının reklamı, annenin pişirdiği kekin kokusu, babanın telefonla yaptığı iş görüşmesi, kardeşinin çığlıkları… Tüm bunlara rağmen odaklanman gereken derse dikkat vermeyi becerebilirsen, öğrenme konusunda bir adım daha ileri gitmiş olacaksın. Bu belki de senin için iyi bir antrenman olacak.

•          Lütfen saatini kur ve her sabah tam zamanında hazır ol! Kahvaltı etmeyi, günlük bakımını yapmayı ve pijamalarını çıkarmayı unutma!

•          Bu akşamdan kendine bir çalışma mekânı kur. Mekanına yerleş. Çalışma malzemelerini hazırla ve odanın kapısını kapat.

•          Başlangıçta kendini organize edebilmen için ebeveynlerinden yardım alabilirsin. Ancak birkaç denemeden sonra kendi kendini organize etmeye başlayabilirsin.

•          Dersi kulaklıkla dinlemek seni dış seslerden soyutlayabilir.

•          Her ders arasında bedenini hareket ettirmeye çalış. Çalışma mekânından uzaklaş. Hopla, zıpla, dans et. Acıktıysan bir şeyler atıştır.

•          Yaşamında eksik olan şeyleri düşünmek yerine bu uygulamanın avantajlarının tadını çıkar. Belki de çok erken kalkmadığın, serviste zaman kaybetmediğin, kısacık dersler dinlediğin, uzun teneffüsler yaptığın, dikkatini dağıtan diğer öğrencileri görmediğin böyle bir zaman dilimini yaşamanın güzel olduğunu düşünebilirsin.

•          Dersten sonra neler yapabileceğini önceden düşünüp planlarsan ve bu plana eğlence ve gelişimi (kitap okumak, egzersiz yapmak, ödev yapmak vb. yarı yarıya yerleştirirsen zamanını çok verimli kullandığını düşünerek yaşamının anlamlı ve verimli olduğunu düşüneceksin. Bu da seni mutlu edecek.

•          Unutma ki iç dünyanın zenginliği kendi başına yaptıklarından hoşnut olup olmadığına bağlıdır!

•          Kendi başına anlamlı şeyler yap ki sıkılma!

 

 

 

 

 

EN ÇOK OKUNANLAR