İmamoğlu ailesinin kullandığı villalar, kamu kaynaklarıyla mı korunuyor?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Ekrem İmamoğlu'nun edinmiş olduğu üç villa ile ilgili yeni detaylar gün yüzüne çıktı. Savcılığın ulaştığı kira sözleşmesi, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Yapılan arama işlemleri neticesinde elde edilen belgelerde, üç taksitte 15 milyon TL’ye alındığı öne sürülen villalardan birinin yıllık peşin 6 milyon TL bedelle kiraya verildiği tespit edildi. Bu durum, mal varlığı beyanı ve gelir-gider dengesine ilişkin ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Aile üyeleri villalara yerleşiyor
Elde edilen bilgilere göre, üç villadan biri İmamoğlu’nun oğlu Selim İmamoğlu tarafından kullanılmaya başlandı. Diğer villaya ise eşi Dilek İmamoğlu’nun bayram sonrası taşınacağı iddia edildi. Söz konusu taşınmaların kamu kaynaklarıyla ilişkilendirilmesi ise soruşturmanın seyrini derinleştiriyor.
Kamu personeliyle özel mülk koruması mı?
En dikkat çeken iddia ise şahsi mülklerin güvenliğinin İBB iştiraki olan İstgüven A.Ş. personeli tarafından sağlanması. İddiaya göre, bu personelin maaşları da kamu bütçesinden karşılanıyor. Belediyeye ait imkanların özel mülklerde kullanılması, kamu zararı ve görevi kötüye kullanma başlıkları altında değerlendiriliyor.
"15 milyon TL’ye devretmedim" savunması
İş insanı Ali Nuhoğlu ise emniyetteki ifadesinde villaların gerçek değerinin yaklaşık 50 milyon dolar olduğunu, söz konusu devir işleminin medyada yansıtıldığı gibi sadece 15 milyon TL ile sınırlı kalmadığını vurguladı. Nuhoğlu, Güllüce Tarımcılık adına satın aldığı bu taşınmazların planlanan proje gerçekleşmeyince İmamoğlu’na ait şirketle yapılan anlaşma kapsamında devredildiğini belirtti.
Nuhoğlu ifadesinde şu detaylara yer verdi:
“Villaları yaklaşık 4 milyon dolara mal ettim. Planladığımız projeyi hayata geçiremediğimiz için İmamoğlu İnşaat ile görüşerek, 15 milyon TL nakit, Beylikdüzü tarafında bir villa ve kur farkı kapsamında 87 milyon TL ödenecek şekilde anlaşma yaptık. Ancak bu ödemeler tam anlamıyla gerçekleşmeyince arabuluculuk sürecine geçildi. Kur farkı o tarihte yaklaşık 100 milyon TL’ye ulaştı. Dolayısıyla bu villaları 15 milyon TL’ye devrettiğim iddiası doğru değildir.”
Kamu vicdanı bu sorulara cevap bekliyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kaynaklarının kişisel mülklerde kullanıldığı iddiası, kamu vicdanını derinden yaralarken, savcılık soruşturmasının derinleştirilmesi bekleniyor. Özellikle kamu güvenliğinin kişisel mülklere tahsis edilmesi, etik ve hukuki açıdan ciddi tartışmalar yaratıyor.
Bu gelişmeler, kamu kaynaklarının şeffaf ve adil kullanımının ne denli hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, sürecin hukuki boyutlarıyla birlikte siyasi yansımalarının da ilerleyen günlerde daha da büyümesi bekleniyor