YENİ ÖYKÜLERİM YAZILMAYI BEKLİYOR

Röportaj Pazartesi 30 Aralık 2019 03:00

On iki öyküden oluşan "Gökbilimcinin Salyangozu" adlı kitabın ödüllü yazarı Ayşe Dündar, kitabının yazım yolculuğunu ve neler hissettirdiğini anlattı.

Yeni öykülerim yazılmayı bekliyor

SEMA SEZEN

Otuz beş yıllık bir eczacı olan Ayşe Dündar’ın hayallerinin peşinden giderek çıkarttığı ilk öykü kitabı “Gökbilimcinin Salyangozu”, Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı. Daha önce “Macar Çocuktan Mektup” öyküsüyle “Fakir Baykurt Öykü Yarışması”nda birincilik elde eden Dündar, eczacı olarak şifa dağıtmayı sevse de içinde birçok "henüz su damlası kadar küçük ama çağlayan olmayı bekleyen pek çok öykücüğü" olduğunu belirtiyor. Okurların çok sevdiği "Gökbilimcinin Salyangozu"nun çıkış öyküsünü anlatan eczacı Dündar, öykülerindeki sözcüklerin de şifa verdiğini söylüyor.

-Öykü kitabı fikri nasıl ortaya çıktı?

Doğarız ve bize bir yol çizer hayat. Hatta daha önce belirlenmiş izlerin üzerinden gitmemizi. Şimdi bunu yapmalısın, bunu şöyle, diğerini böyle; doğrusu budur gibi... Çoğumuz, bu yönergelerin dışına çıkmamaya özen gösteririz. İşte ben de yıllarca böyle akıllı uslu çalıştım eczanemde. Ama hayal kurmanın ne kadar muhteşem bir şey olduğunu keşfettiğim bir gün, yürüdüğüm yollardan çıkmaya, farklı sokaklara sapmaya karar verdim. Dışarıda elimin değmediği başka bir dünya vardı ve bunu görmemekle, ıskalamış olacaktım gerçek hayatı. Değerli ressam Mahir Güven'in atölyesinde bir süre resim çalıştım. Sonrasında heykele, fotoğrafçılığa ufak dokunuşlar yaptım. Son durağım ise İstanbul Oyuncak Müzesi oldu. Yazar, şair ve fotoğraf sanatçısı Akgün Akova müzede "Yaratıcılık Seminerleri" veriyordu. Çaldım kapıyı, girdim içeri. Yaklaşık yedi sene kadar da dışarı çıkmadım! Orada ne yaptığıma gelince; müzik dinledim, hayal kurdum, kitaplar, yazarlar, şairler, kuklacılar, insanlar tanıdım. Gökyüzüne baktım, yıldızlarla konuştum... Yazarlığımın ilk tohumları orada atıldı diyebilirim aslında. Önceleri yaptığım küçük yazı denemelerim, zamanla kısa öykülere dönüştüler. Çoğalıp olgunlaştıklarında ise yerlerini aldılar.Gökbilimcinin Salyangozu'nun sayfalarını oluşturdular. Yaşamımızda öyle rastlantılar vardır ki, bana göre onlara rastlantı demek de pek doğru değil aslında ama; eksik olanı tamamlamamızda, az olanı çoğaltmamızda, sıradanı güzelleştirmemizde yön verirler bize. Akgün Akova ile tanışmak da benim hayatımda böyle bir rastlandır işte. Beni yazmak için heveslendiren, cesaretlendiren, desteğini ve fedakârlığını esirgemeyen değerli hocama ve dostuma buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum. Bu arada kitabımı yoğun redaksiyon sürecinde bana destek veren Gülden Akıncı’ya da teşekkürü unutmamalıyım.

- Bundan sonra nasıl öyküler bekliyor bizi?
Her zaman, henüz su damlası kadar küçük ama çağlayan olmayı bekleyen pek çok öykücüğüm vardır aklımda. Bazısı bir kelimeden ibarettir, bazısı kocaman bir hayaldir. Önemli olan o tek kelimeyle bile aramızdaki bağı korumak, uzun zaman birbirimizden uzak kalmamaktır benim için. Bu yüzden kalemi elime her aldığımda, yazılmayı beklediklerini unuttuğumu düşünmesinler diye güzel sözcükler fısıldarım her birinin kulağına, çabucak gürleşip çağlayan olsunlar diye. Sonrası, hepimizin bildiği, tanıdığı insanların öykülerini ve sıradan insanların sıra dışı hayatlarını anlatmaya devam ederim.

- Okuyucularınıza söylemek istedikleriniz?
Yakın bir arkadaşım; neden yazıyorsun diye sormuştu bana. Hemen cevap verilebilecek kadar basitmiş gibi görünse de, uzunca bir süre konuşamamıştım şaşırtıcı bir biçimde. Sonrasında hep aklımı kurcaladı; defalarca kendi kendime sordum bunu. Net bir cevap bulamadım henüz. Anlatmak istediğim bir şeyler var demek ki diye geçirdim aklımdan. Sorduklarında; "Yapabildiğim en iyi şey demiş bir yazar. Bir diğeri; "Çocuklarım büyümüştü, benim de hikaye anlatacak kimse kalmamıştı, ben de yazdım" demiş. Sait Faik Abasıyanık; "Yazmasam çıldıracaktım" diye cevaplamış. Bana gelince; bir gün gerçek cevabı bulduğumda şimdikinden daha çok mutlu olur muyum bilmiyorum ama; yazmayı, duygularımı, düşüncelerimi en rahat ifade ettiğim alan olarak görüyorum. Bu yüzden de yazmaya devam diyorum.