'Tüm güzeller oyuncu oluyor'
Cumartesi 31 Aralık 2016 09:27
'TÜM GÜZELLER OYUNCU OLUYOR'
Türkiye'nin en çok tanınan ve kazanan mankenlerinden biri... Bunun yanı sıra uluslararası bir şöhrete ve kariyere de sahip. Başarısının sırrını ve günlük temposunu InStyle'a anlatan Tülin Şahin "İkon model çıkmıyor çünkü tüm güzeller oyuncu oluyor" dedi.

Yakın zamanda Allure tarafından dünyanın en iyi 50 top model’i arasında gösterildiniz. Listeye 16. sıradan girdiniz ilk ve tek Türk olarak. Neler hissediyorsunuz?

- Mesleğim, kendim ve ülkem adına gurur verici diye düşünüyorum. Yoğun çalışmalarınızın karşılığını böyle almak paha biçilemez.

Aralık ayında gerçekleştirilen Türkiye İnovasyon Haftası’nda ilk defa bir manken konuşmacı yer aldı ve o da siz oldunuz. Farklı bir alanda birikimlerinizi paylaşmak nasıl tecrübeydi? 

- TİM’e teşekkür etmek istiyorum beni orada görmek ve dinlemek istedikleri için. Ben 1999’da İstanbul’a yerleştiğimden beri kendimce bir “moda politikası” geliştirip onu çabalarımla, mesleğimin yarattığı platform üzerinden yürütmeye çalışıyorum.

Modelliğin yanı sıra Star TV için “Tülin Şahin ile Moda” programını da hazırlayıp sunuyorsunuz. İkisi bir arada nasıl gidiyor?

- İkisi bir arada tahmin edersiniz ki çok yoğun gidiyor. Birbirini besliyor aslında... Diyelim ki bir defileye çıkıyorum, kulisteki diğer model arkadaşlarım da tüyolar veriyorlar seyircilere. Her pazar izleyicilerimize ekranda bir moda dergisi hazırlıyoruz diyebilirim. Seyircilerimiz de bu formatı çok sevdi en başından beri. Moda, güzellik, spor, sağlıklı beslenme, seyahat, teknoloji, otomotiv... Yani modanın dokunduğu her alan ekranda tüyoları ile birlikte yer alıyor. Montaj, yayın oluşturma, içerik bulma, kurgu gibi her bir aşamasıyla bizzat ilgileniyorum. Yani sadece kamera önünde değilim. Bundan da çok memnunum çünkü o kadar çok şey öğreniyorum ki. Televizyonun matematiği bambaşka, bunu da sağ olsun ekibim sayesinde her gün deneyimliyorum

 Sizin kuşağınızdan sonra Türkiye’de ikon model çıkmaz oldu. Sizce neden?

- Çok fazla neden sayabiliriz fakat en göze çarpan sebep yarışmalardan çıkan veya yeni model olan arkadaşların oyunculuğu seçmesi. Son dört yıldır Miss Turkey’de jürideydim, hem de ilk elemelerden final gecesine kadar. Harika isimler seçtik fakat oyunculuğa yöneldiler. Bir modelin “ikon model” olabilmesi için çok uzun yıllar sadece ve sadece modelliğe gönül, emek vermesi ve tutkuyla bağlı olması gerek. Bu sadece Türkiye için geçerli değil, tüm dünyada böyle. Bugün Naomi Campbell’a bakıyoruz, 47 yaşında ve hâlâ podyumlarda. Böyle birçok top model sayabiliriz. Bugünden yarına hemen ikon bir top model olunmuyor.

Moda, sanat ve sokak stili birbirinden ayrılmayan bir üçlü haline geldi. Sizin ilham kaynaklarınızı merak ediyorum...

- Moda, sanat, film, müzik, sokak stili birbirinden hep beslenir zaten. Yıllardır tasarımcıları, yönetmenleri, fotoğrafçıları, stilistleri besler... Elbette biz modelleri de... Hepsi birbirine ilham verir.

Günümüzde trendler iç içe girmiş durumda ve kırmızı çizgiler ortadan kalktı. Ama moda kurbanı olmak da kolaylaştı. Farklı stilleri tek bir kombinde yorumlamak isteyenler için nasıl ipuçları verirsiniz?

- Moda kurbanı olmamak için kendinizi, yüzünüzü, vücudunuzu, saçlarınızı, renginizi çok iyi tanımanız gerekiyor. Bu farkındalıklar olmadan en son trendleri üzerinize geçiriyorsanız moda kurbanı olmanız kaçınılmaz. Unutmayın moda geçicidir, stil kalıcı. Kendi stilinizin olması daha önemli.

Çekiminizin olmadığı ve sadece kendinize zaman ayırdığınız bir gününüz nasıl geçiyor?

- Öyle bir günüm neredeyse yok gibi (gülüyor). Tam bir ev kuşuyum, işim yoksa tüm gün evde vakit geçiriyorum.

Alamet-i farikanız olan saçlarınıza da birçok kadın gıpta ediyor. Zaten kozmetik firmaları da bunun farkında. En son Syoss’un marka temsilcisi oldunuz.

- Evet saçlarım ve ben (gülüyor). Sokakta kadınlar beni durdurup, “Saçınıza dokunabilir miyim” diye soruyorlar. Mesleğim gereği onca işlem görüp de nasıl hâlâ bu kadar güçlü olduğuna şaşırıyorlar. İşin sırrı hep çok iyi ürünler keşfetmemde. Mesleğim gereği evet günde üç kere şekillendiriliyor. Çünkü rahatlıkla bir gün içinde iki defileye çıkıp ardından kanala dönüp program için çekimler yapabiliyorum. Bu durumda elbette çok ürün görüp denemiş oluyorum.

 Saç bakımınız için neler yaparsınız? 

- Doğru şampuanı, bakımı ve şekillendirici ürünleri kullanırım. Ürünleri doğru seçip doğru kullanmadığınız zaman saçlarınızdan istediğiniz performansı alamazsınız.

İletişime çok açık bir karakteriniz var. Size bugüne kadar sorulmayan ve yanıtlamadığınız bir soru oldu mu?

- Hayır.

Aynı zamanda hep pozitif mesaj veren bir yaklaşımınız var. Kendinizi mutsuz hissettiğinizde enerjinizi yükseltmek için neler yaparsınız?

- Evet elimden geldiğince pozitif olmaya çalışıyorum. Bazı günler elbette ki hiçbirimiz için kolay olmuyor bu... Ama bazen kendimizi zorlamamız gerekiyor ki kendimizden en iyisini alalım, bu birçok alan için geçerli. Çünkü negatif olmak en kolayı. Bir şey hakkında, bir kişi hakkında anında negatif konuşmak, önyargılı olmak çok kolay fakat onu pozitife çevirmek zor. Pozitif olmak sürekli kahkaha atan ve hiçbir şeyi umursamayan biri olmak anlamına gelmiyor. Birçok kişi böyle algılıyor çünkü. Bunların hepsi bulaşıcı. Negatif kişilik de pozitif kişilik de bulaşıcı. Etrafınızı sadece pozitif kişiler ile sararsanız daha mutlu olursunuz. Ben enerjim düştüğünde genelde hemen müziğe, çikolataya, tatlıya yöneliyorum, çok iyi geliyor. Ekibim veya benimle sürekli çalışan kişiler çok iyi bilirler; enerjim düştüyse hemen çikolata veya tatlı bir şeylerle gelirler, anında mutlu olurum

 Beş yıl sonra nasıl bir Tülin Şahin hayal ediyorsunuz?

- Yarın sağlıklı uyanıp uyanmayacağımızı bile bilmezken, bu planlar bana anlamsız geliyor.

UNICEF’in iyi niyet elçilerinden birisiniz, sosyal kampanyalarında aktif olarak yer alıyorsunuz. Ayrıca Vodafone 38. İstanbul Maratonu’nda Darüşşafaka adına koşarak 400 bin lira bağış topladınız...

- Su konuda çok seçiciyim, çünkü artık sosyal sorumluluk adı altında çok fazla proje yapılıyor. Ben yer aldığım sosyal sorumluluk projesinin adım adım her detayında olmak istiyorum. Özellikle herkesin temel hakları olan eğitim, sağlık konularında mümkün olduğunca aktif kalmaya gayret ediyorum. Ayrıca kadınların, kızların haklarının arandığı, korunduğu alanlarda varlık göstermeye çalışıyorum. Darüşşafaka çok özel, çalışma şeklini çok beğendiğim bir kurum. Maratonu Instagram hesabımdan, televizyon programımdan ve gazetelerden duyurduğumuz andan itibaren sevenlerimizden destek yağdı ve 400 bin lira toplandı. Tabii ki bunu okuyanlar yıl boyu bağış yapabilirler, sadece maratona özel bir durum değildi.

UNICEF’e gelince... Küçüklüğümden itibaren desteklediğim bir başka kurum. Çünkü onlar beni şöyle etkilemişti: Danimarka’da yaşarken, sanırım 10-12 yaşlarımdaydım okula bir gün UNICEF yetkilileri geldi ve bize kendilerini anlattılar. “Biliyor musunuz sizin her gün 10 Kron’a aldığınız şeker ile Afrika’da bir çocuğun sağlığı, eğitimi karşılanabiliyor. Aylık sadece 10 Kron UNICEF’e bağış yaparak Afrika’daki veya dünyanın başka bir ucunda ihtiyacı olan yaşıtlarınıza yardımcı olabilirsiniz. Bugün şeker almayıp bunu yapmak ister misiniz?” diye sorduklarında okul olarak çok etkilenmiştik. İşte o gün bugündür UNICEF’e yardımda bulunurum.