DTÖ: EYLEM ZAMANI

Ekonomi Pazar 24 Eylül 2023 07:00

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kamu Forumu 2023, 12-15 Eylül tarihleri arasında Cenevre'deki DTÖ merkezinde gerçekleşti.

DTÖ: EYLEM ZAMANI

DTÖ-GORDON-BROWN-VE-PANELProf.Dr. Rana ATABAY KUŞÇU

100’den fazla ülke, 2.000’i aşkın katılımcı ile 134 oturum gerçekleşti.

“Eylem Zamanı” temalı Forum’u, İstanbul Medipol Üniversitesi İngilizce Ekonomi ve Finans Bölümü Başkanı Prof.Dr. Rana ATABAY KUŞÇU, Yeni Birlik için değerlendirdi.

Uzmanlık alanı ‘uluslararası ticaret’ olan Prof.Dr. Atabay Kuşçu’nun izlenimleri, ticaretin yeşil dönüşüm ve iklim ilişkisini de ortaya koyuyor.

ProfDrRanaATABAYKUŞÇU-ve-DTÖBaşkanıNGOZİ

YEŞİL ZORUNLULUK

Dünya Ticaret Örgütü, “Eylem Zamanı - It is Time for Action” temalı forumunda özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için çok değerli mesajlar üretti.

DTÖ’nün Nijeryalı Başkanı NGozi Okinjo Iweala, adeta forumun enerji kaynağıydı. Bütün oturumlarda bulunduğunu görmek forumun mesajlarını güçlendiriyordu.

Forum, genel olarak dünya ticaretinin siyasi gerginlikler ve iklim değişikliği arasındaki sıkışmışlığına çözümler aradı, öneriler getirdi.

Genel olarak AB perspektifiyle sunulan değerlendirmeler, ABD’nin varlık ve gücünü hissettirdiği oturumlarla zenginleşti. Trump’ın yeniden seçilme olasılığı ve dünya ticaretine etkisi bile değerlendirildi. Doğrudan Afrika odaklı 12 özel oturum yapıldı. Bu da, özellikle temiz enerji ve yeşil dönüşümde kara kıtanın rolünü vurguladı.

Başkan Ngozi, iki kutuplu dünyanın çok kutuplu yapıya dönüşümünün altını çizdi.

ABD-Rusya eksenli siyasi yapının ABD-Rusya-AB-Çin güç odaklarıyla yenilendiği vurgulandı.

Oturumlarda BM çatısı altında olan bir çok uluslararası kuruluş, düşünce grupları da (tink-tank’ler) yer aldı. Hatta bu forum, kapsayıcılık anlamında “yerli halkların -indigious people” yer aldığı ilk forum olma özelliği de taşıyor.

Yeşil ve sürdürülebilir ticaret için hareket alanı dört ana hassasiyet ile sunuldu:

· İklim değişikliği

· Kapsayıcılık

· Dijitalleşme

· Yapay zeka

Açılış oturumunun ardından, Dünya Ticaret Raporu 2023’ün lansmanı yapıldı.

Raporun önde gelen başlıklarını şöyle sıralayabiliriz:

-Dirençli tedarik zinciri,

-2015’ten bu yana artan ticari gerilimler

-Açık ve çok taraflı ticaret sisteminin gerekliliği

-Reglobalizasyon (Yeniden küreselleşme).

Oturumlarda KOBİ’lerin yeşil ve dijital dönüşümdeki yeri ve önemi de ana başlıklar arasındaydı. Çünkü KOBİ’ler küresel işlerin üçte ikisini, küresel GSYH’nın dörtte birini oluşturuyor.

Afrika en önemli başlıklardan birisiydi. Tüm bu izlenimleri, sunulan veriler ve analizlerle birleştirince, temel ekonomi düsturlarının bile tartışıldığı bir sürecin başladığını gördük.

DTÖ-GORDON-BROWN-VE-PANEL

TİCARETİN RENGİ YEŞİL

Uluslararası ticaretin en önemli kuramlarından biridir: Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi.

David Ricardo der ki, bir ülke göreceli olarak en iyi olduğu malı üretmeli ve ihraç etmelidir. Şimdi yeşil dönüşüm bunu da değiştiriyor. DTÖ Başkanı Dr. Ngozi, “Artık, en iyi, en verimli olduğunuz alanda değil, en yeşil olduğunuz alanda üretim yapacaksınız.” dedi.

Böylesine radikal bir vizyon, dünyanın ve küresel ticaretin geleceğindeki zorunlu dönüşümün sonucudur. Dijitalleşme, kapsayıcılık, çeşitlilik, tarım ve hatta balıkçılıkta yaşanacak tüm iyileştirmeler ve yenilikler, yeni bir ticaret yapısı ortaya koyacak.

Dünya baştan kurulmuyor ama ticaret yeniden yapılanıyor.

Ticaretin kuralları yeniden yazılıyor

Uluslararası ticaretin en temel unsurlarından korumacılık, bu anlayışla birlikte farklı yapılanmalara da sahne olacak. Korumacılıktan tarıma, dijital dönüşümden yapay zekaya, pek çok alanda dönüşüm gerekçeleri var ve uluslararası işbirliği kaçınılmaz durumda.

Bu dönüşüm sürecinde ticaretin, iktisadın temel teorilerinin bile yeniden şekilleniyor olması, “yeşil” sözcüğünün hayatımıza ne kadar güçlü ve ne kadar zorunlu bir giriş yaptığını gösteriyor. Karşılaştırmalı üstünlükler teorisinin kurucusu David Ricardo, teorisini oluştururken ne iyi ki yeşil hassasiyetleri gözetme zorunluluğu yoktu.

Oysa çocuklarımızın, dünyanın geleceği için biz buna mecburuz.

G20’YE MESAJ: PAMUK ELLER CEBE

İngiltere eski Başbakanı Gordon Brown, ülkesi kadar dünya ekonomisi için de önemli çalışmalar üretmiş ve şimdi BM’de eğitim alanında çalışmalar yürüten değerli bir siyaset insanı. Gordon Brown, önce hepimizin malumu, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm gerçeklerini anlattı. Ardından bunun mali boyutuna değindi. Gelişmekte olan ülkelerin, bu mücadele ve dönüşümün maliyetini göğüsleyemeyeceğini söyledi. Ancak, Ngozi’nin de sürekli vurguladığı gibi, dönüşümün başarıya ulaşması için hep birlikte hareket etmek gerekiyor. G. Brown burada sorumluluğu G20 ülkelerine adresledi. Hindistan’daki son toplantıyı umut verici gördüğünü söyledi. Bu maliyeti karşılayacak bütçe, G20 ülkeleri tarafından karşılanmalı. Hemen, zaman kaybetmeden masaya ne koyduklarını görmeliyiz, mesajını verdi.

Gordon Brown, siyasetin en önemli barajlarından birini liderlerin ‘kör noktaları’ olarak nitelendirdi. Verdiği çarpıcı örnek şöyleydi:

J.P. Morgan çok başarılı bir bankacı ve yatırımcıdır. Thomas Edison’un yeni ürünü ‘‘elektrik’ ile ilgilenmez, dar bir alan olarak yorumlar, yatırım desteği vermez, kör noktası vardır, geleceği göremez. Edison’un gelişimini biliyoruz. Çok zengin olur. Bir gün bir başka iş insanı Edison’a gelir, otomobil için destek ister. Henry Ford, Edison’dan beklediği desteği alamaz. Edison’un da kör noktası vardır. Ford’un ‘T Modeli’ efsanesi yüz yıldır anlatılageliyor.

Yeşil dönüşümde, tek tek ülkeler değil, bütün dünya kazanacak, G20 elini cebine atmalı, diyor Gordon Brown.

DTÖ-AÇILIŞ-OTURUMU

KARBON VERGİSİ VE TİCARETİN YÖNÜ

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, 1 Ekim 2023’ten itibaren geçiş dönemine başlayacak. Avrupa Birliği, karbon kaçağını azaltmak, dünyanın dekarbonizasyonuna katkıda bulunmak ve hatta dünyayı karbon-nötr hale getirmeyi amaçlıyor. Korumacı bir yapı olan SKDM’nin, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına ne kadar uyumlu olduğu ise akla gelen en önemli soru.

Korumacılık rüzgarları dünyada ilk defa Merkantilizm ile başladı ve dünya ekonomileri geliştikçe, özellikle kriz ve savaş dönemlerinde yoğunlukla kullanıldı. Dünya nüfusunun %85'ini ve dünya GSYH'nın %65'ini temsil eden gelişmiş ekonomiler, bu önlemlere sıklıkla başvurur.

Forumun üçüncü gününde, Financial Times Dış İlişkiler Baş Yazarı Gideon Rachman, Çin’in DTÖ üyeliğinin hata olup olmadığını, sübvansiyonlar, telafi edici vergiler, anlaşmazlıkların halli mekanizması, bölgeselleşme çabaları, devlet alımları (government procurement) anlaşması ve dijital ticaret başlıklarını sorulaştırdı. Başkan Ngozi, DTÖ perspektifinden hiç sapmadı: “Sübvansiyonlar ve telafi edici vergiler gibi korumacı politika olarak değerlendirilen uygulamalar araştırma ve inovasyon için kullanıldığı takdirde, düşünüldüğü kadar kötü değildir. Ancak ABD ve AB’nin Çin’in sanayi malları sübvansiyonlarından yakınması, Çin’in ABD’nin tarım sübvansiyonlarını şikayet etmesi kadar da olağandır” dedi.

Ticaret her zaman sihirli bir değnek değildir

Ngozi diyor ki; ticareti açık, adil ve rekabetçi olan ülkeler aynı zamanda en eşitlikçi ülkelerdir. Almanya, Litvanya ve bazı Avrupa ülkeleri, özellikle İskandinavlar, açık ticarete sahip ama diğerleri kadar eşitlikçi değiller. Ticaretin toplumlara yarar sağlayabilmesi, yeni işler yaratabilmesi için işleyen emek piyasası politikaları, sosyal politikalar gerekli. GSYH’sı yüksek olan ülkeler bu tür politikalara sahip olan ülkeler. Bu politikalara yatırım yapmayan ülkeler geride kalır.”

Ngozi çok önemli bir kavramın altını çiziyor: karşılıklı bağımlılık-interdependence. Uluslararası ticaretin temeli olan karşılıklı bağımlılık, yerini aşırı bağımlılığa (overdependence) bırakmamalı; ilaç ihracatının %80’ini sadece 10 ülkenin yapması gibi. Çünkü ticaret ve barış birbirine bağlı iki kavramdır. Ticaret, barışı sağlayabilir, refahı artırabilir, tabi ülkeler arasındaki entegrasyon artarsa…

Başa dönelim ve SKDM etkisini inceleyelim. İklim krizi, tüm dünyanın bir araya geldiği, ortak akılla çözümler üretmeye çalıştığı en önemli kavram. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve 55’e Uyum Paketinin bir parçası olan SKDM, AB’nin sağlayacağı sübvansiyonlar ve uygulayacağı karbon vergisidir. Özü itibariyle bir korumacı politikadır. Mekanizma açıklanırken, “DTÖ kuralları ile uyumlu” deniyordu. Ben de DTÖ Başkanı’na bunu sordum; SKDM’nin korumacı yapısı, DTÖ kurallarına ne kadar uygun?

Doğal olarak çelişki öne çıkarılamadı. Başkan Ngozi, iklim değişikliğinin etkilerinin ortadan kaldırılması, insanlığın ve dünyanın geleceği için fosil yakıtların kullanımının sonlandırılması, dünya kaynaklarını optimal kullanma gerekliliğini dile getirdi. Buna “gerçek ve zorunluluk” dedi. Ancak bütün bu zorunluluklar yerine getirilirken dünya ticaret sisteminin temelini oluşturan Dünya Ticaret Örgütü’nün, hiçbir ülkeyi kayırmadan oluşturduğu kurallar da varlığını sürdürmeli, dedi.

SKDM bir korumacılık aksiyonudur. Ticaret, büyük tehditleri, sorunları aynı anda bertaraf etmeye çalışıyor. Dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve kapsayıcılık, çok taraflı çaba gerektiriyor. Bir yandan yeşil dönüşüm bir yandan iklim eylemi içinde, ticaret doğal yönünü bulacaktır, SKDM’ye de uyum sağlayarak…

TÜRKİYE: DAHA YEŞİL EKONOMİ

Forumun üçüncü gününde Ticaret Bakanlığı’nın evsahipliğinde “Bridging the Digital Divide for Transition to a Greener Economy” (Daha Yeşil Bir Ekonomiye Geçiş İçin Dijital Açığın Kapatılması) başlıklı bir oturum yapıldı. Oturumun başkanlığını, DTÖ Daimi Temsilci Yardımcısı Ayşegül Şahinoğlu Yerder yaptı. Konuşmacılardan biri TEPAV G20 Çalışmaları Direktörü Doç.Dr. Sait Akman’dı. Ülkelerin dijital dönüşümden ne kadar ve ne koşullarda etkilendiğinden, yapay zeka, big data, kağıtsız ticaret gibi dijitalleşme unsurlarını ne kadar hayata geçirebildikleri verilerle aktarıldı. Gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkelerle arasındaki uçurum, yeşil dönüşüm yolunda rekabet etme konusundaki avantajından bahsedildi. Pek çok oturumu birlikte takip ettiğimiz İMMİB delegeleri gibi, AB ve Afrika’dan katılanların yoğun ilgisi, yeni ticaret yönünün anlaşılması çabasıydı.

DÖNGÜSEL TİCARET

Bu terim İngiltere’de oluşturuldu. Dijital teknolojilere erişim, iklim değişikliği ile mücadelede de önemlidir. Sürdürülebilir ve yeşil tedarik zincirleri, KOBİ’leri yeşil üretim sürecine ve dekarbonizasyona yönlendirmek, yenilenebilir enerjinin adaptasyonu ve dijital piyasalar yoluyla döngüsel ekonomiyi hızlandırmak; tüm bu alt başlıklar, döngüsel ticaret ekosistemini oluşturuyor. Değerlendirmelerin yönü şu başlıklardaydı:

· Harmonize sistem kodları ve döngüsel ekonomi arasındaki ilişki,

· Döngüsel ekonominin desteklenmesi için HS kodlarının reformasyonu

· Yeşil dönüşüm ile birlikte uluslararası ticaretin evrildiği nokta

Bu içerikler soğuk kavramlar değildir, ekonominin yeni yön işaretleridir.

Uluslararası ticaret, kapsayıcı bir döngüsel ekonomiye geçişin sağlanmasında veya engellenmesinde kilit rol oynayacaktır.

KOBİ’LERE CAN SUYU

Müthiş bir mücadelenin içindeyiz. İklim eylemi ve sürdürülebilirlik, azalan kaynaklar, talebin hem nitel hem nicel olarak artışı, ticareti her alanda yeniliyor. Daha önce söz ettiğim yeşil mecburiyet, tüm bu başlıkları kapsıyor. Ancak asıl iddia KOBİ’ler üzerinden geliyor.

KOBİ’lerin seslerini yükseltecek, masaya oturtacak yol bulunması gerekiyor. Bu dönüşümü KOBİ’lerin gerçekleştireceği vurgulandı.

KOBİ’lerde istihdam edilen çalışanların becerilerinin geliştirilmesi, kapasite artırımı, climate-smart (iklim hassasiyeti olan) teknolojilere erişimlerinin oluşturulması, bunun için de finansmana erişimlerinin sağlanması konuşuldu.

Pamela Coke-Hamilton, Uluslararası Ticaret Örgütü (ITC) İcra Direktörü.

“Yeşil dönüşümü gerçekleştirecek olan KOBİ’lerdir” sözü, bu seviyede bir yöneticiye ait.

KOBİ nedir? Türkiye'de, mevcut tanıma göre; çalışan sayısı azami 250, yıllık cirosu azami 25 milyon ₺ olan; mikro, küçük ve orta ölçekte işletmeler, KOBİ olarak tanımlanır. Bu tanım AB, ABD ve diğer ülkelerde farklılaşıyor. Değişmeyen tek şey, KOBİ’lerin gerek Türkiye’de gerekse dünyada, ekonomilerin can damarı olduğudur. Veriler, analizi güçlendirir.

• AB’de her 100 işletmeden 99’u (24milyon işletme) KOBİ. Toplam istihdamın üçte ikisi (yüzde 65) yani 83 milyondan fazla kişi KOBİ çalışanı.

• ABD’de oranlar aşağı yukarı aynı. Toplam işletmelerin yüzde 99.9 (33.2 milyon işletme) KOBİ ve toplam istihdamın yaklaşık yarısı (yüzde 47.3) KOBİ’lerde.

• İngiltere’de yüzde 99.9 (5.5 milyon işletme) – toplam istihdamın yüzde 60’ından fazlası.

• Çin’de yüzde 99.8 (38 milyon işletme) – toplam istihdamın yüzde 80’i.

• Hindistan’da yüzde 95 (resmi rakamlara göre 80 milyon işletme) – toplam istihdamın yüzde 40’ından fazlası.

• Türkiye’de her 100 işletmeden 99,8’i (4 milyon işletme) – toplam istihdamın yaklaşık dörtte üçü (yüzde 73,8) KOBİ’lerde gerçekleşiyor.

Pamela Coke-Hamilton, iklim eylemi, her alanda olduğu gibi ticarette de zorunlu değişim getirirken başrolü KOBİ’lere veriyor. Ne yapmalı, nasıl yapmalı soruları, finansman kıskacıyla birleşiyor.

KOBİ’ler adil geçişte kapsayıcı olmalı.

Kadınlar, çocuklar, yerli halklar ve marjinal gruplar, bu kapsayıcılığa dahil edilmeli.

Bugün, küresel işlerin üçte ikisi KOBİ’ler tarafından oluşturuluyor. Dünyanın GSYH’nın dörtte biri bu işletmelerden geliyor.

Yeşil dönüşümde KOBİ’lerin seslerini yükseltmeleri, masaya oturmalarını sağlamanın yolu aranıyor.

Öte yandan, KOBİ’lerin kapasitelerinin geliştirilmesi de gerekiyor. Kapasite geliştirilirken çevresel regülasyonların iklim dostu olarak düzenlenmesi de önemli.

Geliştirilmesi gereken beceriler ve beceri setleri var. KOBİ'lerde istihdam edilen kişilerin becerilerinin ve yetkinliklerinin yeşil dönüşüme uyumlu halde geliştirilmesi son derece önemli.

Ayrıca teknolojik gelişmeler, bu dönüşümün önünde engel değil destekleyici olmalı.

Akıllı iklim teknolojileri gerek tarımda gerekse ormanlaştırmada kapasite artırımı için elzem başlıklar.

Peki en büyük soru; finans nasıl çözülecek?

Burada beklenen yapı, teşvik mekanizmasının gelişmesi ve hızla uygulanması.

İklim etkilerinin azaltılmasına yönelik dönüşümün mali yükünü devletlerin karşılaması öneriliyor.

Son G20 toplantısındaki olumlu ve işbirliği gözeten ruhun, bu alan için de umut verici olduğu değerlendiriliyor.

Uluslararası arenada, KOBİ’lerin çevre regülasyonlarına uyumu da ayrı bir başlık. Ortak karar, metinlerinin çevirilerinin dahi özenle yapılması, uygulamayı doğru yöne çekecektir.

KOBİ’lerin kapsayıcılık ve çeşitlilik başlıklarına uyumu da desteklenmeli. Ancak kurallar değişiyor, yanlış, yetersiz, eksik çeviriler nedeni ile insanlar anlayamıyor. Örneğin, Jamaika dünyanın en önemli muz üreticilerinden ve ihracatçılarından biriyken, bu işi öğrettikleri Kostarika ve Ekvador’un gerisinde kaldılar. Milyonlarca ton üreten ülke, 2022 yılında sadece 900 ton muz ihraç edebildiler. Çünkü değişen kurallar uygulamalarına yansıyamadı, rekabet edemediler.

Finans, bilgi, içerik destekleri, KOBİ’ler için can suyu niteliğinde.

DTÖ bunu konuşuyor, çıkış arıyor ve onlara büyük sorumluluk atfediyor.

Ne dersiniz, KOBİ’ler bu can suyunu hak etmiyor mu?

AFRİKA; YEŞİL Mİ KARA MI?

Afrika nüfusunun yaklaşık dörtte biri elektriksiz yaşıyor. Yaklaşık 560 milyon kişinin, 2023 yılında elektriğe erişimi yok. Kara kıtanın yeşil dönüşüme katkısı, kaynaklarının değeri, sürekli anlatılıyor. Rüzgar ve güneş enerjisi santralleri, kıtadan başlayıp dünyaya can verecek, deniyor. Bir yandan da dijitalleşmeden, mobil ticaretten söz ediliyor. Kimi Afrikalı delegeler ve katılımcılar bu çelişkiyi sıkça dile getirdi. Yapısal bir büyük değişiklik geliyor. DTÖ gibi kurumlar, tek bir Afrika pazarı, tek bir Afrika yapısını anlatıp durdular.

Yine de Afrika için dijital ödeme çözümleri, dijitalleşme, dijital dönüşüm ve e-ticaret konuşuldu. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması (AfCFTA)’nın kıta içindeki ticareti artırması açısından ne kadar önemli olduğu bir kere daha tekrar edildi. 2018’de kurulan bu birlik, dünyanın en büyük serbest ticaret alanını yaratacak. Afrika içi ticareti hızlandıracak. Yatırımcıların 1.7 milyarlık nüfusa erişimini sağlayacak. İş ve tüketici harcamaları toplamının 2030 yılına dek 6.7 milyar dolara ulaşması hedefleniyor.

ABONE OL