YENİ BİR CEPHE KAFKASYA VE HESAPLAR

Faruk AKTAŞ 29 Eyl 2020

Kuşku yok ki Ermenistan'ın Azerbaycan'a yönelik saldırısının hedefinde doğrudan Türkiye vardır.

Suriye, Irak, Libya, Doğu Akdeniz, Ege..

Şimdi de Kafkasya.

Türkiye’ye karşı yeni bir cephe açıldı.

Kuşku yok ki Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik saldırısının hedefinde doğrudan Türkiye vardır.

Aslında bu saldırı Ermenistan saldırısı da değildir.

Erivan burada maşa olarak kullanılmaktadır.

Saldırıyı planlayanlar, organize edenler ve Erivan’ı bu amaçla harekete geçirenler Türkiye üzerinde hesap güdenlerdir.

Bunların başında Fransa gelmektedir.

Libya’da Türkiye’nin desteklediği meşru hükümete karşı Hafter güçlerinin arkasında duran, Ege’de Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı kışkırtan, Suriye ve Irak’ta PKK/PYD unsurlarına açık destek veren ancak bu alandaki çabalarının hiçbirinden umduğu sonucu alamayan Macron yönetimi, şimdi Kafkaslarda Ermenistan üzerinden açtığı yeni bir cepheyle Türkiye’yi sıkıştırma hesabında.

Macron’un bu hesap konusunda birçok beklentisi var.

Birincisi Türkiye’ye karşı açılan yeni bir cepheyle Ankara’nın diğer cephelerdeki gücünü zayıflatmak.

Bu yolla hem kendi kazanç alanlarını genişletmek hem de birçok alanda vurmaya çalıştığı darbelerle ağır yara almasını umduğu Türkiye’deki iktidarın düşmesini sağlamak.

Bir diğeri son dönemde içerde giderek azalan kamuoyu desteğini arttırmak.

Zira Ermeni diasporasının en güçlü olduğu ülkelerin başında Fransa geliyor.

Türkiye ve Azerbaycan’a karşı Ermenistan’ın yanında görünmenin Macron yönetimi açısından böyle de bir getirisi olacak.

Gelelim bu saldırının arkasında en fazla ismi geçenlerden biri olan Rusya’ya.

Kuşku yok ki Ermenistan, Azerbaycan’a yönelik saldırılarında kazansa da kaybetse de yaşanan gelişmelerden ve ortaya çıkacak sonuçtan en kârlı çıkacak olan Moskova olacaktır.

Birincisi Rusya bu vesileyle her iki tarafa da silah satacaktır ki Ermenistan, Rusya’dan silah alımına başladı bile.

İkincisi Azerbaycan karşısında sıkışması halinde ABD ve Avrupa yanlısı Nikol Paşinyan hükümetinin Moskova’nın himayesine sığınmak zorunda kalması.

Üçüncüsü, yeni cephe üzerinden Türkiye’nin sıkıştırılarak Suriye ve Libya konusunda Ankara’ya geri adım attırmak ve bu alanlarda tavizler koparmak.

Dördüncüsü, Türkiye’nin en önemli doğalgaz tedarikini sağlayan Bakü-Tiflis-Ceyhan ve TANAP boru hatlarının güvensiz hale gelmesini, bu sayede Türkiye’nin doğalgaz alımı konusunda Rusya’ya bağımlılığının devamını sağlamak.

Türkiye’nin Rusya ile doğalgaz sözleşmesinin önümüzdeki yıl biteceğini anımsatalım.

Ermenistan’ın arkasındaki bir diğer güç ise kuşkusuz ABD.

Bu gücün, Trump yönetiminden ziyade ABD’de güçlü şekilde etkinliklerini sürdüren küreselci, neolibarel güçler olduğu notunu düşerek, bunların hesaplarına bakalım.

Bunların Türkiye ile ilgili öncelikli hesaplarının iktidarı değiştirmek, eski Türkiye’yi geri getirmek olduğu sır değil.

Bu kesimler, öncelikli küresel düşman olarak gördükleri Rusya’nın güçlenmesi pahasına, bu hesaplarına yarayacağı umuduyla Türkiye ve Azerbaycan’a karşı Ermenistan’ın arkasındalar ve onu kışkırtıyorlar.

Dikkatleri buraya yönelterek Suriye ve Irak’ta PKK/PYD’ye rahat nefes aldırmak ve onlar üzerinden bu bölgede hayata geçirmeye çalıştıkları planlarını gerçekleştirmek de bir diğer amaçları.

Erivan’ın arkasındaki bu üç büyük gücün, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki sorunların çözümü için oluşturulan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu eş başkanları olduğunu vurgulayalım.

Yani güya Washington, Moskova ve Paris, başta Dağlık Karabağ olmak üzere iki ülke arasındaki sorunlarının çözümü konusunda kilit rol üstlenmiş ülkeler.

Oysa aynı ülkeler açık bir şekilde hem Ermenistan’ın arkasında durmakta hem de Erivan’ı Azerbaycan’a karşı kışkırtmaktalar.

Dolayısıyla ortaya çıkan tablo AGİT Minsk Grubu’nun çöktüğünü gösterir ki Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de bu son saldırı sonrası yaptığı açıklamada aynı minvalde ifadeler kullandı.

Bu olayın bir diğer boyutu da bu bölgede PKK için yeni bir alan oluşturma hesaplarıyla ilgili.

Malum PKK’nın öteden bu yana Ermenistan ile sıkı fıkı olduğu zaten bilinen bir durum.

Başta başkent Erivan olmak üzere Ermenistan’ın hemen hemen her kentinde PKK’nın ofisleri, şubeleri var.

Bir süre önce Suriye ve Irak’ta Ermenilerden oluşan PKK gruplarıyla ilgili görüntüler basına yansımıştı.

Geçtiğimiz günlerde de yine 200’ü aşkın PKK’lının Ermenistan’a geçerek özellikle Dağlık Karabağ’a yakın bölgelere yerleştiği ve burada Ermeni güçleri ile ortak çalışmalar içine girdiği de ortaya çıktı.

Burada ortak düşman Türkiye’ye karşı iş birliği yapma hesaplarının yanı sıra özellikle haziran ayından bu yana Türkiye’nin Pençe-Kaplan operasyonu nedeniyle Kandil bölgesinde sıkışan PKK’nın bazı unsurlarının buraya taşınması planlarına dikkat çekmek gerek.

Yine burada PKK için yeni bir Kandil oluşturulmaya çalışılıyor.

Yaklaşık 30 yıldır Ermenistan işgali altında bulunan Dağlık Karabağ bölgesinde, yakın dönemde Türkiye’den, Irak’tan ve Suriye’den PKK yanlısı sivillerin taşınması suretiyle burada Irak’taki Mahmur benzeri kamp veya kampların oluşturulması yoluna gidilmesi şaşırtıcı olmaz.

Dolayısıyla bu sayede hem Irak ve Suriye’de sıkışan PKK için nefes alacağı bir alan yaratılmış olacak hem de Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir tampon bölge kurulmuş olacak.

Muhtemelen bu bölgenin korunması sorumluluğunu da Rusya üstlenecek ki bu sayede PYD’nin ABD güdümünde olması gibi PKK’nın bir bölümünü de Moskova kucağına almış olacak.

Görüldüğü gibi herkesin kendine göre bir hesabı var.

Ama açık ki hesapların tümü Türkiye üzerine oynanan oyunlarla ilgili.

Türkiye, bugüne kadar gerek Suriye’de gerek Irak’ta gerekse de Doğu Akdeniz ve Ege’de oynanan oyunları önemli ölçüde bozdu.

Türkiye ve Azerbaycan iki devlet ve tek millet olarak yekvücut şekilde bu oyunları da bozma güç ve kudretine sahiptir.