TT_Ekim


YAZLIK KOMŞU NEDİR!

Uzun senelerdir yaz ayları da çalıştığım için, yaz tatili 1 hafta dışında hiç yapamadım.

Yazlık komşuluk, çok ilgilendiğim bir konu değildi.

Ama daima dikkatimi çeken bir konuydu.

Uzun senelerdir yaz ayları da çalıştığım için, yaz tatili 1 hafta dışında hiç yapamadım.

Böylece uzun uzun yazlıkta kalmalar ve yazlık komşularım hiç olmadı.

Yani yazın komşu olduğun insanlarla kışın komşuluk ilişkisi ne kadar devam ediyor hiç bilemedim.

Zaten saat itibarı ile iskelede yazlık komşu edinebilecek uygunlukla biri değilim. 

Sabah 07.00’e denize giden, 09.00’da denizden çıkıp evine dönen bir kadın için iskele ve deniz komşuluğu ne kadar olabilir ki.

Evde, kendi bahçesinde, terasında ömrünü geçiren bir kadının komşuluk ilişkisi ne kadar olabilir ki.

Etrafı ile ilgilenen, insanların kim olduğunu merak etmeyen biri için çok zor.

İnsanların evi ile bahçesi ile arabası ile ilgilenmeyen ve hiç merak etmeyen biri için çok zor.

Hayat akışım, saatlerim, ilgi odaklarım müsait değil anlayacağınız. 

Herkesin uyuduğu saatte, ben uyanmış ve hayata karışmışım.

Herkesin uyanıp, hayata karıştığı sırada ben eve dönüp saklanmışım misali bir hayat.

Yani sonuç olarak yazlık komşuların, kışlık arkadaşların olarak devam ediyor mu bilmiyorum.

Normal arkadaş mesafesinde nerede kalıyorsunuz, dost olunuyor mu mesela?

İskelede iki hanım konuşuyor, çocuklar geldi mi, torun geldi mi?

O ne yapıyor, bu ne yapıyor, döndüler mi? 

Siz ne zaman dönüyorsunuz? 

Ne zaman geldiler sorusu bitti, ne zaman dönüyorsunuz sorusu başladı.

Dinlemeye devam ediyorum, karşılıklı aileler herkesi tanıyorlar, soruyorlar konuşuyorlar.

"Koca yaz bir kahve içemedik, hep koşturmaca hep koşturmaca" diye anlatan, koşturan ama şişman kalan kadınlar. 

Acaba diyorum bu insanlar kış aylarında birbirlerini arayıp merhaba, nasılsın diye merak ediyorlar mı?

Merak yazın iskelede karşılaştığın ilk an başlıyor, sonra vedalaşarak Allahaısmarladık demeden bitiyor mu?

Ben ilişki devamlılığı, arkadaş vefası bilen birisi olduğum için anlamakta zorluk çekiyorum.

Bu sene bilerek, isteyerek tasarlamadım ama yazlık komşum oldu.

İskelede çok tatlı bir kadın ile arkadaş olduk.

Her sabah beraber yüzdük, çocukları konuştuk, hatta "geçen sene kimse ile konuşmuyordunuz, bu sene daha cana yakınsınız" dedi. 

Sanırım aklından geçen, geçen sene çok antipatiktiniz bu sene daha sempatiksiniz demek istedi.

Neyse gün batımı için kahveleri aldık, küçük plaja gittik, hayata dair sohbetler ettik, yine çocukları konuştuk.

Sonra evime davet ettim kahve içtik.

Artık yazlık komşu olmuştuk.

Öyle değil mi, benim yazlık komşum vardı.

Sonra 1 hafta görüşemedik, gitti sandım.

Baktım bana mesaj yazmış, 

Görüşemedik ben 3 gün sonra dönüyorum, iyi tatiller dilerim, sevgiler falan.

Yazlık komşu arkadaşlığı nedir bilmediğimden çok şaşırdım.

Arkadaşlık tellerim sinyal verdi, sensör yandı, söndü anlayacağınız.

Daha 3 gün var, görüşüp vedalaşmak olabilirdi diye düşünürken kendime izin vermedim.  

Anlam yükleme dedim.

Hatta aklından geçen keşke geçen yazki gibi antipatik kalsaydın, antipatik olmanın bir sebebi varmış ve görüşmeden vedalaşmadan giden yazlık komşun için şaşırmazdın dedim.

Sanki bu kadar zaman geçirmenin görüşmek ve vedalaşmak olduğunu, bunu hak ettiğini düşündüm.

Sıkma canını dedim.

Yazlık komşu.

Yazın konuş, kışın unut, yazın kaldığın yerden merak et, anlat, dinle ve devam et.

İlginç değil mi?

Funda dedim.

Sen hiçbir suyun derinliğini 2 ayağınla yoklamayan kadınsın.

Funda dedim.

Her şey ayağına yuvarlanır.

Funda dedim.

Az insan çok huzur dedim.

Funda dedim.

Biraz yeterli biraz çok yol kat eder dedim.

Funda dedim.

Diye diye..  

Funda'nın aklındakiler…

... Sinan Akçıl, bir arkadaşının youtube kanalına konuk oluyor.

Ve anlatıyor.

“Müge Anlı babamı arasa bir yerde çocuk yapıyordur.

Biz aynı anne babadan iki kardeşiz.

Yollar sonra biri geldi ben sizin kız kardeşinizim dedi.

Meğer annemden önceki eşinden kızı varmış.

Kız geldi, bizim bir de abimiz var dedi.

Abi Alman.

Annemden sonra babam tekrar evlendi ikiz çocukları oldu”.

Ne kadar şaşırtıcı değil mi, ama Sinan'ın babayı kabullenişi ve olgunca anlatımı var.

Babamı arasak büyük ihtimalle bir yerlerde çocuk yapıyordur diye anlatıyor.

Sorumsuzluk desem, diyemem.

Çocuk doğurmak isteyen kadınların kararına saygı duymuş adam.

Sinan.

İlk kez tek eşliyim demiş. 

Demek bundan öncekiler çoklu kalabalıktı.

Olgunca ve samimiyetle her şeyi anlatmak ne kadar güzel.

Neden mi?

Sahici de ondan. 

... Kızlar güzellik yarışmalarına giriyor. Dereceye girmesi önemli değil, yeter ki Türkiye'yi bir yerlerde temsil etsin.

Gazete ek sayfasında fotoğrafları çıksın.

Dizilerde başrol oynuyorlar.

Yeter ki uzun bacaklı, vücutları güzel kızlar olsun. 

Kızlar köklü ailelerin çocukları ile evleniyorlar.

İş adamlarının, iş adamı oğulları ile evlilik yapıyorlar.

Şimdiler de böyle bir evlilik ve boşanma hikayesi var, davalar ve sonuçları.

Kayınvalide gelinin odasını dinliyor, gelin dava açıyor.

Kayınvalide "aleni olmayan konuşmaları dinlemek" suçundan 2 yıl 6 ay ceza alıyor ve 20 bin TL tazminat ödemeye mahkum ediliyor.

Gelin ve bu kaynana aynı ortamda karşılaşıyorlar, eski gelin eski kaynanaya oh olsun! şeklinde elini göğsünden aşağıya indiriyor.

Eski kaynana " kişilerin huzur ve sükununu bozmak" suçundan eski gelinden şikayetçi oluyor. 

Mahkeme burada ne huzuru ne sükunu, ne alakası var? diye geline her beraat veriyor.

Bizde aile ile evleniyorsun, aile ile boşanıyorsun, ailecek davalar, ailecek suç duyuruları, ailecek boşanmalar.

Ne kadar zahmetli hayat değil mi? 

El aleme karışmaya gör.

Bir karış leğende boğul dur.