TT_FBB


TÜRSAB SEÇİMLERİ VE TURİZMİN AZ GELİŞMİŞLİĞİ

Musa ALİOĞLU 11 Şub 2018

Bazı meslek kuruluşlarının adının önünde yer alan "Türk" ve "Türkiye" kelimelerinin kaldırılması konusu gündeme gelince, aklıma TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) ve TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği) geldi.

Acaba bu iki birliğin adından da Türkiye adı çıkarılacak mıydı? Elbette böyle bir şey olmayacak.

Fakat, asıl konumuz bu değil. TÜRSAB Türkiye'deki kaçak acenteler hariç 7 bin 383'ü merkez, 2 bin 503'ü şube olmak üzere toplam 9 bin 886 üyeye sahip tek meslek kuruluşu. Bu kurum bu günlerde genel kurul ile gündemde. Seçime girme hakkı olan üye sayısı ise, tüm tantanaya rağmen 4 bin 643 kişi. Aralık 2017'de yapılması gereken bu seçime, 21 yıldır başkanlık koltuğunda oturan Başaran Ulusoy ve Firuz Bağlıkaya girecekken, Ulusoy bir son dakika manevrasıyla seçimleri ileri bir tarihe atıp, aday da olmayacağını açıkladı. Sonra işe Kültür ve Turizm Bakanlığı el koyarak, Memnun Talha Çamaş, Mustafa Kutluoğlu ve Emin Nedim Öztürk'ten oluşan üç kişilik bir seçim komitesi atadı. Komite, Beşiktaş İlçe Seçim Kurulu'nun gözetiminde 17 Şubat veya 24 Şubat 2018'de seçimleri gerçekleştirecek. Bu arada Ulusoy'un aday olup olmayacağı veya yerine kimi sokacağı büyük merak konusu. Başaran Bey, hükümetin de desteğini alarak, her an bir atak yapabilir diye konuşuluyor kulislerde. Seçimin favorisi olarak Firuz Bağlıkaya ve ittifakları gösteriliyor. Biz bu seçimi ve olası gelişmeleri şimdi bir yana bırakıp, görünenin aksine az gelişmekte olan turizmde yaşanan sıkıntıları ve de devletten yeterli destek alamayan tur operatörlerini mercek altına alalım derim. 

Türkiye'ye gelen turist sayısı konusunda yayınlanan rakamlara bakarak, sektörün geliştiğini ve hiç bir sorun olmadığını söyleyenlere sakın ola ki inanmayınız. 

Türkiye, elbette gelişiyor, büyüyor ve de turizm yatırımlarıyla adından söz ettiriyor. Ülkemizde, iklimi soğuk olan ülkelerin insanlarını cezbedecek sıcak bir iklimin yanı sıra güneşli günlerin sayısı da fazla.

Anadolu yarım adası üzerinde kurulan bu ülke, bir çok medeniyete de ev sahipliği yapmış olduğu için, tarihsel ve kültürel anlamda, çok değerli özelliklere ve çok değerli, ama az bilinen varlıklara sahiptir. 

Tüm bunlara rağmen, tatil için ülkemizi tercih edenlerin sayısına baktığımızda rahatlıkla "Turizm patladı" diyemiyoruz.

Geçmiş yıllarda ülkemize gelen turist sayısını ve turizm gelirlerimizi alt alta yazarak kafanızı karıştırmak istemem. 

Sadece, son iki yıla bakarak, nereden nereye gelemeyişimizi açıkça görürüz.

2016 yılında, dünya üzerindeki 100'ü aşkın ülkeden, Türkiye'ye 24 milyon 050 bin turist gelmiş. Yaşanan terör olayları, ve olumsuz siyasi gelişmeler nedeniyle ülkemize gelen turist sayısı azalmıştır. Örneğin, 2016'da bize en çok turist gelen Rusya'dan sadece 822 bin turist gelmiş. 

2017'ye geldiğimizde gelen turist sayısı totalde 30 milyon 706 bine yükselmiş. Ne yazık ki, Almanya, Hollanda, İsveç, ABD, Danimarka ve Finlandiya gibi bazı ülkelerden gelen turist sayısında -10 ile -30 arasında düşüşler olmasına rağmen bir önceki yıla göre, 6,5 milyonluk bir artış gözlemliyoruz. Uçak düşürülmesi krizi nedeniyle gelmeyen Rusların tekrar geri dönmesi yüzde 465'lık bir artışı ve 4 milyon 647 bin gibi yüksek bir sayıyı da beraberinde getirmiştir. 

Bu rakamlara baktığımızda güzel bir artış var gibi görünüyor. Gerçek acaba bu mu?

En çok turist geldiği açıklanan ülkelerden bizi şaşırtacak rakamlar çıkıyor ortaya.

Örneğin, Almanya her zaman bu listenin birinci sırasında yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, son iki yılda ortalama 3,5 milyon turistin geldiği bu ülkede yaşayan TC vatandaşlarını biz turist mi sayacağız? Ne gariptir ki ikinci sırayı da komşumuz Gürcistan alıyor.

Nüfusu 4 milyon bile olmayan böyle bir ülkenin Türkiye'ye 2,5 milyona yakın turist göndermesi mümkün mü? Bu durumun serbest geçişten kaynaklandığı ortada. Bu kadar insana biz turist mi diyeceğiz?

Yine listenin 4'üncü sırasında yer alan bir başka komşumuz olan Bulgaristan'dan gelen turist sayısının 1,5 milyon olması mümkün mü? Oradaki soydaşlarımız ne zaman turist oldu da bu listeye eklendi. KKTC'den gelmiş görünen 250 bin kişi gerçekten turist midir? Durumu böyle ele alırsak turist sayısı çok artmış diyebiliriz. 

Resmi rakamlara göre de sözde "Turizm patlaması" yaşıyoruz da dersek olabilir.

Milyarın üstünde nüfusu olan Çin'den sadece 150-200 bin turist getirebilmek, patlama fikriyle ne kadar örtüşebiliyor?

Rakamların dile getirdiği 2017'deki 30 milyonu aşan turist sayımızın, gerçekte 25 milyon kadar olduğunu söyleyebiliriz. 

Siz bakmayın, atılan nutuklara ve verilen demeçlere. Durum budur ve meselenin masaya yatırılmasının tam zamanıdır. 

Resmi gözetimdeki turizm kongreleri ve iyi niyet temennileri turisti çekebilecek ve ikna edecek yöntemler asla değildir. 

Kimseye haksızlık etmek istemem fakat, 1990'lı yıllardaki turizm faaliyetlerimizin daha başarılı olduğunu söyleyebilirim. 

Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren Türk tur operatörleri, kapılarını çalan her müşteriye "Önce Türkiye" diyerek tatil paketi satmayı prensip edinmişlerdi. 

Şimdilerde ne yazık ki yabancıların eline geçen Öger Tur, sadece Almanya'dan 1 milyon turist getiriyordu. Yine İngilizlere satılan Ten Tur, Almanya, İngiltere, Belçika ve Avusturya'dan tam 1,5 milyon turisti Türkiye gitmek için ikna ediyordu. 

Almanya'daki Nazar Reisen 1 milyonu aşkın turiste Türkiye kapılarını açıyordu. 

Fransa'daki Marmara ve Paşa Tur'un 300 bin kişiyi, Hollanda'daki GTİ'nın 500 bin ve HTS'nin 250 bin kişiyi getirebilmesi az bir şey değildi. Belçika'daki Meditera ve Bosphorus, Avusturya'daki Taurus gibi şirketlerin hepsinin sahibinin Türk olması bu başarının altında yatan tek gerçektir. 

İskandinav ülkelerine hakim olan Tursem Gurubu, kendi havayolu şirketi olan Sunways ile büyük işler başarıyorlardı. 

Ülkemize milyarlarca döviz kazandıran bu gerçek vatanseverleri unutmamalıyız. 

Ne yazık ki, devletlerince desteklenen Avrupalı dev şirketlerle rekabet etmekte zorlanan bu firmalar, Türkiye'den destek almak bir yana, ekonomik krizin etkisiyle istemeyerek kapılarını da kapatmışlardır.

Avrupalılar aldıkları Türk şirketlerinin portföyündeki müşterileri İtalya, İspanya, Yunanistan ve Mısır'a yönlendirdiler. 

TUI, Neckermann (Thomas Cook), Thomson ve First Choice gibi Avrupalı büyük turizm şirketleri, siyasi liderlerinin tavsiyeleriyle Türkiye'yi satış listesinden çıkarıp, satmaktan da daima kaçındılar.  

Şimdilerde ise, devlet yeterli teşvik ve destek vermediği için, Avrupa'da sayıları çok azalan Türk tur operatörleri öncelikle "Türkiye Paketi" satmak için büyük çaba ve gayret gösterip, tanıtım yapıyorlar. 

Belçika ve Hollanda'da Corendon Gurubu İskandinavya'da Detur, Türkiye'ye daha fazla turist göndermek için çırpınıyor.

Rusya pazarında başa güreşen, Pegas, Anex ve Coral, Türkiye'yi ön plana alan Türk sahipli tur operatörleri olarak, uçak krizinden doğan kayıpları telafi peşinde. Bu şirketler önemli başarılara imza atıp 5 milyon turist getirmenin yarışındalar. 

90'lı yıllarda Avrupalı turisti Türkiye'ye yönlendiren Türk tur operatörleri, ayrıca yolcularını da Türk charter havayollarıyla taşırlardı. Onur Air, Pegasus, Tur Avrupa, İstanbul Havayolları, Air Alfa, GTİ gibi şirketler Türkiye'ye gelen turistin yarıdan çoğunu taşıyıp ülkeye döviz kazandırırdı.

Tur operatörleri batınca, bağlı olarak Türk charter şirketlerinin de bir çoğu kapandı. 

Şimdilerde, her yıl bakan değiştiği için, asıl meseleyi unutan turizmciler, turizm için gayret etmek yerine TÜRSAB genel kurulu için büyük bir mücadele veriyorlar. Yeni bir başkan neyi, ne kadar değiştirir bilmiyoruz. Tüm bunlar olurken, yeni bir sezon nelere gebe olacak, nasıl bir sonuç alınacak bunu ön görmeye çalışmalıyız. 

Mutlu yarınlar Türkiye'm...