TOPLU İNTİHAR

Dünyanın önde gelen birçok kulübü kış transfer dönemini mümkün olduğunca sakin geçirirken bizde tam tersi bir hareketlilik oluyor son senelerde.

Kış Transfer Dönemi diye tanımlanan toplu histeri krizleri sezonunu hafta başı itibarıyla geride bıraktık ama bu 25 günlük dönemin açtığı yaralar kolay kolay kapanacak gibi durmuyor. İrili-ufaklı bütün Süper Lig kulüplerimiz ve başaltında güreşen aday namzedi alt lig kulüplerimiz elde avuçta ne varsa hatta çeşitli yöntemlerle elde avuçta olmayanı da sarf etmekten geri durmadılar bu dönemde.

Dünyanın önde gelen birçok kulübü kış transfer dönemini mümkün olduğunca sakin geçirirken bizde tam tersi bir hareketlilik oluyor son senelerde. Daha geçenlerde Jose Mourinho: “Ara transfer yapmayacağız, daha çok çalışacağız” demişti. Bizim kulüp yöneticilerimiz ise bir akıl tutulmasına dûçâr olmuşçasına ucuz-pahalı demeden, fair play falan dinlemeden, federasyonun –güya- koyduğu transfer bütçe limitlerini delik deşik ederek, bırakın bugünü-yarını, geleceği ipotek ettirip buldukları, bulabildikleri her futbolcu için birbirlerini ite-kaka bir transfer çılgınlığı yaşıyorlar ve neredeyse “top”la ve topluca intihar etmek için yarışıyorlar. Pes demekten başka bir şey gelmiyor sağduyu sahibi insanların elinden.

Yaz döneminde tam 18 (on sekiz) futbolcu transfer ederek rekor! kıran bir kulübümüz kış sezonunda da 5-6 futbolcu transfer ederek borç üstüne/borç altına giriyor. Diğer bir güzide kulübümüz ise mini minnacık olan ara transfer limitine takla attırarak rakibinin elinden futbolcu alabilmek için ağır bir savaşı göze alabiliyor. Olmayınca vuruyor kendini piyasanın kurt menajerlerine. Nispeten içlerinde en akıllısı olan diğer bir güzide kulübümüz bile eski golcüsünü Ada’dan geri çağırıp taraftarların ağzına bir parmak bal sürmek için -geleceğini- İtalya’ya yolcu etmekte bir beis görmüyor. Karadenizli bir başka kulübümüz de üçüne beşine bakmadan alabileceği kim varsa kadroya katıp bu seneki toplu akıl tutulmasında ben de varım deyiveriyor.

Bu paralar nereden çıkacak sizce? Kulüp yöneticilerinin cebinden mi? Olmayan tribün ve loca gelirlerinden mi? siftahsız kapanan perakende dükkânlarında satılacak formalardan mı? Cevap -) Hiçbiri

Bankalarla yapılan, yapılmak üzere olan borç yapılandırma anlaşmalarında bu transferlere yer olmamasına rağmen nasıl olacak peki bu transferlerin ödemeleri, taksitleri? Denk bütçe, artı bakiye vaatleri yalan mıydı?

Sonunda gelip dayanacak nokta; üç büyükler, beş küçükler demeden bütün kulüplerimizin iflas bayrağını çekerek borç veren bankalar tarafından ucuz-pahalı demeden satılması ve çok özendiğimiz “sahipli kulüp yapısı” modelinin bize de “güm” diye gelmesi olacak (bunun için korkmaya geç bile kaldık.) Artık o dönemde Hintli mi alır, Japon mu alır, Amerikalı mı alır anlı şanlı kulüplerimizi Allah bilir. (Kamu Otoritesinin bu gidişi görerek ses çıkarmamasından “zımnen” onayladığı anlamı çıkabilir mi? Sorular, sorular, cevabı olmayan birçok soru var kafalarda)

Yaz aylarında yeni naklen yayın ihalesi olacağı ve müflis kulüplerden oluşan bir “süper lig”e yerli-yabancı yayın platformlarının kaç lira bedel biçeceği ve ödeyeceği de ayrı bir gösterge olacak.

Biz böyle hayıflandıkça piyasadan bazı arkadaşlarımız bizim gibi düşünenleri “muhasebeci” diye toptan yaftalıyorlar ama görünen köy de kılavuz istemez yani. (Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak diyor ya Üstad Necip Fazıl, aynı durumdayız.)

Sağlıklı ve Kovid-19’dan uzak kalmayı ümit ettiğimiz güzel bir Şubat ayı dileriz.