TELEVİZYON KANALLARI!

Ülke dertleri böyle iken hepimizin üzerine düşen görevler var ve yapmaya hazırız, sorumluklarımız var.

Ülkemiz çok zorlu dönemden geçiyor.

Hani çocukken, yatağa girip duamızı okuduktan sonra, "Allah'ım beni taş gibi yatır kuş gibi kaldır" diyerek uykuya dalardık ya.

Kuş gibi sabahlara uyanamadığımız zamanlardayız.

Sabah uyanıyoruz, geceden sabaha ülkemde şehit haberleri var.

Geceye nasıl hazırlanıyoruz ki zaten, akşam haberleri izledikten sonra, sağa dön sola dön, yatağının en dar geldiği uykusuz günlerdeyiz.

Sırtımızda ağır bir yük, omuzlarımızda taşıyamayacağımız kadar ağırlık var.

Allah korusun üstümden kamyon geçti deriz ya, sanki öyle oldu.

Münir Nurettin hocanın söylediği gibi “kör kuyularda merdivensiz” kaldık.

Ülke dertleri böyle iken hepimizin üzerine düşen görevler var ve yapmaya hazırız, sorumluklarımız var.

Ülkemin gencecik çocukları savaşırken, şehit olurken, hiç BİRŞEY olmamış gibi davranamayız vebal alırız, günah alırız.

Kendi adıma herkes görsün diye paylaştığımız, sosyal medyada, ülkemin kederini acısını paylaşırım ortak olurum.

Şimdilerde kol kalkmıyor, gönül bir yerlere gitmek istemiyor ya, evde televizyon en iyi arkadaş.

Bu dönemde televizyonlara sorumluluk düşmez mi?

Sabahtan akşama kadar kavga seyretirdiğiniz ana haberler zaten acı haber olmuş ve sonrası dizilerdeki gitgide artan şiddet anlayışı ile insanların duygularını nereye taşıdıklarının farkında mısınız acaba?

Kaynanalar gelinler, yürrrüü beee diyerek birbirine küpeleri büyüklüğündeki çirkinlikleri ile çirkefçe bağırırken nasıl yapacağız.

Evden başka adama kaçan gencecik gelinler, çocuğunun babasının kimden olduğunu bilmeyen utanmazca DNA testinde erkeğin tükürüğünde çocuğunun geleceğini arayan genç kadınlar.

Aile kavramının yerle bir olduğu hayat hikayeleri. 

Bunlarla insanlar akşamı ederken, acı haber saati geliyor hepimiz evimizde açıyoruz ve aldığımız haberler.

Ana haber programını kapatan sunucuların, "yarın daha aydınlık daha ferah bir ülkeye uyanma" dileklerini nereye koyacağız.

Ya sonrası.

Diziler başlıyor.

Daha ilk bölümden müşteri kapmak için, silâhlar patlıyor, kan, kavga dövüş olanca şiddeti ile hayatımıza giriyor.

Diziler birbirine darbe vurmak, o günün en reytingli dizisini geçmek için, ilk bölümden vurucu sahneler koyuyor ve nefes kesen şiddet hikayesi ile başlıyor.

Televizyon kanallarının bu anlamda sorumluluğu olmalı. 

Bir televizyon kanalının yayının sabahtan akşama kadar baktığınızda neye hizmet ettiğinin bir anlamı olmalı.

Evet televizyonlar ticari bir yerdir, para kazanmak için kurulmuşlardır, eğitim öğretim amacı yoktur, okul değildir.

Tamam ama kusura bakmayınız ki ülkenizin son durumu belli, sizin de üzerinize düşen sorumluluklar var.

Sen kanal olarak sabahtan akşama insanlara sert programlar, geceleri sert kavgalı diziler yüklersen olmaz.

Ülke ikliminin ve insanlarının yumuşaması lazım.

Bakın sabahtan akşama kadar, evlerde aileleri ile, komşuları ile, sokaklarda, metrobüslerde, insanlar birbiri ile kavga ediyor, dövüşüyor.

Siz bu dizileri evet çekilebilirsiniz, mutlaka seyircisi de olur.

Ama platformlarda yayınlanması gereken diziler var.

Nasıl olacak.

Yarın daha güzel daha mutlu ülkeye uyanmak için, senin de daha mutlu daha güzel programlar yayınlanan lazım.

Tüm televizyon kanalları, sizden rica ediyoruz.

Her sabah 10.00’da yayınlanan reyting rakamlarına bakarken ülkenize olan sorumluluk duygusu içinde bakmalısınız.

Unutmayın ki, siz de çocuklarınızı ister Avrupa'da ister Amerika'da okutun, istediğiniz eğitimi verin, bundan payını alacaktır.

Yani demem o ki! Önünde sonunda sizin de canınız sıkılacaktır.

Demem o ki, güzel yayınlar yap ki, güzel yarınlar falan diyelim.

Yok olmaz ise oyalamayın bizi ve kendinizi.

Funda'nın aklındakiler!

... Halûk Levent, hepimizin malumu, Ahbap platformunda, hastaları tedavi ettirmek, yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmek için ömrünü çabalamaya bıraktı.

Genç bir kız, ben o kötü hastalığa tutuldum, bana yardım edin diyor.

Raporlarını istiyorlar, yollamıyor, hastaneye soruyorlar, böyle bir hastamız yok diyorlar.

Bazı takipçiler inanıp para yolluyorlar.

Kız kayıplara karışıyor.

Sosyal medyada durum anlaşılınca, insanlar kıza nefret kusuyor.

Haluk Levent diyor ki, valilik izni olmadan asla kimseye para yardımı yapmayın.

... Hürriyet gazetesinin kadın moda eleştirmeni var.

Gardrop cadısı bu hafta sonu gazetesine Hülya Avşar'ı konuk etmiş.

Bu toplum gerçekten senelerce "çok güzel kadın o ne yapsa olura" bizi inandırdılar diyor.

"Ama artık gerçeği söyleme zamanı gelmiş", bu görevi de Hande hanım üstlenmiş. 

Devam etmiş şöyle yazmış 

Hülya hanım bir zamanlar güzeldiniz, ama artık kendinize bir çekin düzen verin, bacaklarınıza giydiniz taytı hiç yakıştıramadım size.

Ben sizi yaşınıza uygun daha elegan, yaşınızın kalıplarında görmek isterim.

Hande hanım, siz dünya starlarını izlemiyorsunuz sanırım, bakın bakalım sokakta Julia Roberts, Susan Sarandon, Merly Streep nasıl dolaşıyor. 

Hepsi doğal, olduğu gibi ve kimsenin kendine biçtiği kalıpları takmadan. 

Yeni dünyayı, doğallığı takip edin lütfen, eksik kalmışsınız.

Hülya'nın yaş aldığı söylemek için, bahaneniz hiç olmamış.

Hülya'nın geldiği noktayı, anladığı hayatı bilseniz, sizinle dalga geçtiğini anlardınız. 

Bu arada anladığım kadarı ile ne mutlu size gençsiniz, ama o küçücük fotoğrafınızdaki halka küpeleri çok demode buldum, bluzunuzun ya da tişörtünüzün yakasındaki detayı abartılı buldum.

Hem küpe hem yaka detayı ikisi bir arada hiç olmamış.

Hazır yaş takibinde iken, biraz daha dergi, biraz daha moda takibi lütfen.