SU MİSALİ İNSAN

Su; temizdir, adildir, berraktır, kavgası yoktur, rekabeti kendiyledir.

İki yamacın buluştuğu yerde ne de güzel akıyor derenin suyu. Aktıkça temizlenen, yol aldıkça coşan dere. İnişlerde hızlanan, yokuşlarda yorulan, yoluna çıkan kocaman taşların etrafını usulca dönen dere. Bazen engeli aşamaz da olduğu yerde döner durur. İçine düştüğü girdap, kendi kuyusunu oluşturmayı ve iç âlemine çekilip biraz derinleşmeyi sağlasa da bütün gücünü toplayıp akmak ister.

Su; temizdir, adildir, berraktır, kavgası yoktur, rekabeti kendiyledir. Akmak, hareket halinde olmak, bir işe yaramak derdindedir. Zira bir yolun yolcusudur. Ve iyilik ürettikçe, fayda sağladıkça gelişir, derinleşir, çoğalır ve deryalara doğru coşkuyla akar, gider.

Su; rahmettir, berekettir, sabırdır, istikrardır, değişimdir, aktıkça toprağı yeşertir, bitkinin canına can katar. Nice canlılara yurt olur. Bazen usulca akıp giden su; çölleri, yemyeşil bahçelere dönüştürür, bazen de yatağına sığmaz, celallenir, engel tanımaz, zarar verir, felaket olur, yıkar geçer. Kimi beldeler rahmetine koşar, kimileri felaketinden kaçar suyun. İyilik, güzellik, sadelik gibi felaket ve ıstırabı da taşır beraberinde suyun felsefesi.

Sevdalısı olduğu bir başka dere ile buluşmak, daha da gür akmak, bir nehre dönüşmek ister. Nihai hedefi, daha güçlü bir bütünün parçası olmak, enginlere ulaşmaktır. Denizin bir damlası olmak için bütün varlığından sıyrılmayı kabullenir. Ve kendini bulmak, belki de yabancılaştığı kendisi ile yüzleşmek ve nihayet olmak için akmak ister.

‘SU OLDUĞUNU DÜŞÜN’

 Azizdir çünkü bütün varlığın ve hayatın kaynağı, büyük âlem gibi küçük âlem insanın da özüdür su. Yüce kitabın, “Biz her şeyi sudan yarattık!” (Enbiya, 30) ifadesi bunun en güzel kanıtıdır. Yani marifet kapısının anahtarı, kendini bilen insanın sırrıdır su…

Yer ile göğün arasında devir daim yapan su misali insan, varlık âleminin en büyük gerçeği, nedeni ve sonucudur. Bunun içindir ki birçok filozof, suya benzetir insanı. Hazreti Mevlana su felsefesinde, insanın, kendi içindeki iyiliği aynen su gibi temsil etmesinde ısrar eder. “Sen, su olduğunu düşün. Su gibi güzel, yararlı, vazgeçilmez olmaya, hayat kaynağı olmaya çalış. Su gibi; sakin, sade ve yaşatan bir rahmet ol çevrene. Düşünce ve davranışlarınla sele, yıkıma, afete, felakete neden olma”. (Mevlana, Mesnevi, Çev.: V. İzbudak, MEB Yay., Ankara 1990)

Sade bir su gibi akmamızın ve çevremize hayat vermemizin önündeki engeller, bugün her zamankinden çok daha fazladır. Çevremize felaketi değil iyiliği ve güzelliği ulaştırmak giderek daha büyük bir çabayı ve kendimizi her gün yeniden inşa etmeyi gerektiriyor. Mesele bu çalışmayı ortaya koyacak cesareti yakalamaktır. O halde su gibi aziz olmayı nasıl başaracak günümüz dijital çağın insanı? Yıkıcı olmaktan yapıcı olmaya nasıl yöneleceğiz? Çağımızın bu kuşatıcı sorularının cevaplarını bulmak için suyun doğasından yardım alabiliriz.

Su, iki hidrojen ve bir oksijen molekülünden oluşur. Biri yanıcı diğeri yakıcı iki madde birleşerek yangınları söndüren rahmete dönüşmüş. Suyun formülünden hareketle bize ilham olabilecek kavramlar üretelim: (H2O) “Humble - Alçak Gönüllülük”, “Harmony - Uyum” ve “Opennes – Açıklık.” Şu halde günümüz insanı için çıkış yolu bellidir. Çıkmazdan kurtulmak için kendimizle ve çevremizle ilişkilerimizde; alçak gönüllü, uyumlu, açık, sade ve samimi bir duruşu sergilemek zorundayız.

İYİLİK ÜRETEN İNSAN

Dil ve anlam alanındaki çalışmalarıyla bilinen, çağımızın önde düşünürlerinden Chomsky; günümüz insanının çıkmazını, şöyle izah ediyor: “… Büyük bir problemimiz var. İnsanların birbirlerini düşünmek için zamanlarının olmadığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu öyle bir dönemki geriye bir adım atıp duraksayarak derin bir nefes almak artık bir lüks halini almıştır. Zihinlerimiz ve ruhlarımız, bizim için üretilen pazarlama faaliyetleriyle, haris kapitalizmle adeta hücrelerimizi damgalayan materyalist bir hiçlikle kirletilmiştir. Oysaki hepimiz, başkalarına karşı duyduğumuz merhamet, cömertlik ve sevgiyle doğarız. Adalet ve ayrımcılığa karşıyız. Hepimiz başkalarıyla ilgili olmak, almaktan çok vermek isteriz. Birlik ve dayanışmanın, bencillikten daha değerli olduğu bir dünyada yaşamak isteriz…” (Filistin Üzerine Konuşmalar, Çev.: S. Kamuran, İnkılap Yay., İstanbul 2016, s.7).

Yeryüzündeki hemen bütün inanç sistemlerinin ve modern psikolojinin hedeflediği ideal insan profili aynıdır aslında. İbni Arabi’nin ifadesiyle arz ile semadaki bütün her şeyin küçük bir numunesi olan, ünlü psikolog Jung’un ifadesiyle başkası için var olmayı başarabilen olgun insan profili. Hayat yolunda aktıkça iyilik üreten ve paylaşan bir insan, su misali…

NOT: Değerli dostumuz Prof. Dr. Aşkın Keser’in; uzun yıllardır üzerinde çalıştığı motivasyon konusunda yazdığı, ‘Çalışma Yaşamında Motivasyon’ kitabının genişletilmiş 3. baskısını, akademik arka planı kadar güncel örnekleri de kapsayan içeriği ile okurlarımıza tavsiye ederiz. (Aşkın Keser, Çalışma Yaşamında Motivasyon, 3. Basım, Umuttepe Yay., İstanbul 2021).