SEN DE Mİ BRUTUS?

Milattan Önce 44 yılının bir 15 Mart günü İmparator Sezar'ı senato binasında sıkıştıran bir grup muhalif senatör kendisini ömür boyu imparator ilan etmesini içlerine sindiremedikleri ve diş geçiremedikleri için olsa gerek en bilinen yöntemle Sezar'dan kurtulmak için bıçak, kama, pala ne buldularsa saplarlar İmparatorlarına.

“Öyleyse yıkıl Sezar” diye bitiyor bu diyalog William Shakespeare’in meşhur Julius Sezar oyununda. Latincesi et tu Brute, Yunancası kai su, Teknon?/sen de mi oğlum, bizde de sen de mi Brutus şeklinde kullanılıyor. Beklemediğin birisinden yediğin okkalı bir darbenin ardından dökülüveriyor dilinden insanın.

Milattan Önce 44 yılının bir 15 Mart günü İmparator Sezar’ı senato binasında sıkıştıran bir grup muhalif senatör kendisini ömür boyu imparator ilan etmesini içlerine sindiremedikleri ve diş geçiremedikleri için olsa gerek en bilinen yöntemle Sezar’dan kurtulmak için bıçak, kama, pala ne buldularsa saplarlar İmparatorlarına. İlk başlarda kendisini savunmak için çabalasa da Sezar, saldırganların içinde, eşi Cecilia’nın ilk evliliğinden olan ve kendisinin senatör yaptığı üvey oğlu Brutus’u de görünce uğradığı ihanetin büyüklüğü karşısında âdetâ kahrolur ve bu meşhur sözler dökülür dudağından Sen de mi Brutus? diyerekten ve kendisini savunmaktan vazgeçerek “öyleyse yıkıl Sezar” sözüyle veda eder dünya hayatına.

Galatasaray’daki son başkanlık seçiminde başkan adaylarından sadece Burak Elmas, Fatih Terim ile yola devam edeceğini beyan ve taahhüt etmiş ve diğer adayların bir adım önüne geçerek yarışı kazanmıştı. Liseli ve liseci tayfanın eskiden beri Fatih Hoca’yı istemediği, domestic bulduğu, elde ettiği tüm başarılara rağmen İmparator’un domine ettiği Florya başta olmak üzere kulüpte hüküm süremedikleri için diş biledikleri bilinmeyen bir şey değildi.

Sezon başında üç yıla yayılan bir planlama ile takımı gençleştirerek hem yarışmacı hem de yetiştirip, satarak finansal açıdan sıkıntısız bir kadro kurmak için harekete geçti Fatih Hoca. Transfer ettiği yerli ve yabancı futbolcularda dikkat edilen ana ölçü ihtiyaç halinde nakde çevrilebilecek nitelikte olmalarıydı. Rumen oyuncularda da, yerli oyuncularda da bu kritere özen gösterilmişti. Eğer para verip alınamıyorsa da kiralama formülleri ile süreç yürütülecekti ve kadro güçlendirilecekti. Öyle de oldu.

Ne var ki yönetim içerisindeki genç jenerasyondan iş adamları ile Fatih Hoca’nın frekansları bir türlü tutmadı. Hoca, en iyi bildiği işi gene kendi bildiği gibi yapıyor, kulüpte sözleşmeli bir çalışan/eleman olarak değil kendisini o renklere adamış ve bunu bir hayat tarzı haline getirmiş bir sahiplenmeyle Galatasaray’ın geleceğini inşa etmeye gayret ediyordu.

Yöneticiler önce Florya’da işleyen düzene, sonra Fatih Hoca’nın yardımcılarına taktılar kafayı. Aşçısından, çaycısına, bahçıvanından, çiçeklerine kadar Fatih Hoca tarafından seçilen ve yönetilen bir yapı olduğunu bilmelerine rağmen Hoca’nın ekibini değiştirmeyi ve etrafını boşaltarak yalnızlaştırmaya gayret ettiler. Necati Ateş ve Selçuk İnan’ın yerine yurt dışından asistan koçlar bularak kadroya takviye yapmak için sağla-solla görüşmelere başladılar.

Aslında belki bir kısmı hakem hatalarından, bir kısmı Muslera’nın sakatlığından, bir kısmı da şanssızlıklardan kaynaklanan saha sonuçları bu kadar negatif gelmese ve Galatasaray yarışın içinde kalabilmiş olsaydı “istemezük” diyenlerin sesi bu kadar gür çıkmayacaktı. Futbolda şansın ne kadar önemli olduğunu en iyi Fatih Hoca biliyor olmalı.

Gelinen noktada Fatih Hoca bu yaşananlara eyvallah etmedi ve dik durdu. Yönetim de Domenec Torrent konusunda ısrarcı olunca Fatih Hoca dördüncü kez Florya’ya veda ederek evine, torunlarına dönmüş oldu. Hem Galatasaray hem de Türk futbol tarihine silinmez izler bırakan İmparator Fatih Terim’in kaderi biraz da İmparator Julius Sezar’ın haşmetli sonuna benzer şekilde en yakınından gelen büyük bir darbe ile şimdilik sonlanmış oldu.

Hepimize güzel bir hafta dileklerimizle.