SEÇİME GİDERKEN: CHP'NİN STRATEJİSİ

20 yıllık bir AK Parti iktidarının muhalefette yol açtığı yorgunluk ve umutsuzluk, 2022 yılında yükselen "Bu sefer iktidar oluyoruz, galiba…" şeklindeki görüşlerle oluşan iyimser bir hava ortaya çıktı.

Önümüz seçim… Şurada 7 ay sonra seçim var… Muhalefet cenahında paylaşılan görüşlere göre “bu seçim belki de Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimidir.” 20 yıllık bir AK Parti iktidarının muhalefette yol açtığı yorgunluk ve umutsuzluk, 2022 yılında yükselen “Bu sefer iktidar oluyoruz, galiba…” şeklindeki görüşlerle oluşan iyimser bir hava ortaya çıktı. Ana muhalefet partisi olarak bu ortamda en büyük sorumluluk CHP’ye düşmekteydi. Ancak CHP’nin geçmişten gelen bazı temsiliyet problemleri de vardı. Bu şartlar altında CHP’nin stratejisini anlatmaya çalışacağım. CHP nasıl bir strateji kurdu? Buradaki amaç ne idi? Süreç içinde nereye kadar strateji başarıyla götürüldü, nereden sonra strateji aksamaya başladı? Haydi başlayalım…  

CHP’NİN STRATEJİSİ VE STRATEJİNİN AMACI

2018 seçimlerindeki mağlubiyetten sonra CHP’nin önünde birkaç temel sonuç durmaktaydı:

(i)                  İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana CHP’nin oy alamadığı ve iletişim kuramadığı ve yüzde 60-65 oy oranında bir geleneksel sağ seçmen kitlesi bulunmaktadır.

(ii)                Yüzde 35-40’lık seçmen kitlesi de CHP ve ondan doğan sol partiler ve HDP taraftarı bulunmaktadır.

(iii)               Mevcut Cumhurbaşkanlığı sisteminde yüzde 50+1’i bulabilmek için yüzde 60-65’lik sağ kitleden müttefikler bulmak gerekecektir.

(iv)              Seçime müttefikleri ile birlikte ortak bir aday ve ortak bir program etrafında gidilmesi zorunluydu.

2019 seçimlerine bu noktaları dikkate alarak CHP + İYİ Parti Millet İttifakı olarak ortak adaylarla katılma stratejisi oluşturdular. Sadece bu iki parti değil, önemli yerlerde aday göstermeyerek HDP de bu ittifaka dışarıdan destek oldu. Sonuç da İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük şehirleri Millet İttifakı aldı. Bu strateji de ifade edilmeyen ama herkes tarafından bilinen bir gerçek vardı: Başarının sırrı üç parti seçmeninin tek bir aday etrafında toplanabilmesinde idi. 2023 seçimleri için ders çıkarılması ve unutulmaması gereken en önemli sonuç da buydu: CHP, İYİ Parti ve HDP seçmenleri bütün Türkiye’de tek bir aday etrafında toplanabilmelidir.

Geçen haftaki yazımda da vurguladığım gibi kendi ideolojik farklarından kaynaklanan sebeplerle İYİ Parti ve HDP’nin ortak bir çatı altında toplanabilmesi çok mümkün değildir. CHP parti üst yönetimlerini böyle bir ittifaka razı edebilse bile her iki partinin seçmenlerinden önemli oranda fire verme ihtimali bulunmaktadır. Bu yüzden CHP’nin stratejisi HDP’yi Millet İttifakına almadan dışarıdan desteğini sağlamak veya doğrudan HDP seçmenini ikna etmek üzerine kurulmalıydı. Şu anda böyle bir uzlaşma veya HDP seçmenini iknaya yönelik bir kampanya var mıdır? Naçizane benim gördüğüm yoktur. Tabiî ben yanılabilirim. Ancak dışarıdan görebildiğim böyle bir gelişme yaşanmamıştır.

CHP’NİN STRTATEJİSİ NEREYE KADAR TUTTU?

2021 Eylül ayında Hükümetin kritik bir karar vermesi gerekti. Pandemiden çıkan Türkiye’de ağır bir işsizlik sorunu vardı, dahası özellikle KOBİ’ler ciddi bir borç yükü altındaydı. Enflasyon bütün dünyada başını kaldırmıştı. Yani hem yüksek işsizlik bulunmakta ve kitlesel iflasların olması ihtimal artmakta hem de yüksek enflasyon tehdidi bulunmakta idi. Hükümet enflasyona karşı tedbir alırsa işsizlik artacak ve iflaslar patlayacaktı. Bu Hükümetin 2023 seçimlerini kesin olarak kaybetmesine yol açardı. Öte yandan işsizliği düşürüp büyümeyi ve ekonomik canlılığı devam ettirirse bu sefer enflasyon katlanarak artacaktı. Ancak bu senaryoda seçimleri kaybetmek kadar kazanma ihtimali, de bulunmaktaydı. Bu yüzden Eylül 2021’de –burada benim de çok eleştirdiğim -  Türkiye Ekonomi Modeli uygulanmaya başladı. Kurlar yukarı fırladı, enflasyon azdı, vatandaşın alım gücü düştü. CHP’lilerin morallerinin yükseldiği ve “seçimin çantada keklik olduğu” düşüncesinin yaygınlaştığı dönem, bu dönemdir. CHP ve yönetimi için artık “seçim kazanılmıştı” ve bütün enerjilerini birbirinden çok farklılıkları olan “altılı masada” seçimi kazandıktan sonra ne yapacakları üstüne yoğunlaştırmışlardı. Ekonomik durumdaki bozulmaya hükümetin ekonomide hâkimiyetini kaybetmesine, vatandaşın güvenini yitirmesine ve beceriksizliğine bağlıyorlardı. Ancak kazın ayağı öyle değildi. Hükümetin politikası bilinçli bir tercihti. Seçime kadar büyümeyi sürdüren ve canlı bir ekonomi amaçlamışlardı. Bu süreçte özellikle KOBİ’lere, serbest ticaret sahiplerine ve servet sahibi rantiyelere gelir transferi yapılıyordu. Evet, toplumun geniş kesimleri zor durumdaydı ama belli aralıklarla yapılan çeşitli iyileştirmeler durumun idare edilmesine yol açıyordu. Pekiyi CHP ne yapıyordu?

CHP NEREDE HATA YAPTI?

CHP’nin ve özellikle Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun doğruları birkaç tanedir:

(i)                  Birbirinden çok farklı partileri bir araya getirerek “altılı masayı” kurması ve liderlik etmesi

(ii)                Toplumun kendilerine mesafeli kesimlerine ulaşmayı amaçlayan “helalleşme” kampanyası,

(iii)               Tek adamın baskın liderliğini değil ortak yönetimi savunması,

(iv)              Siyasi kimlik olarak kenarda kalmış kesimlere ulaşmaya yönelik çalışmalar yapması.

Pekiyi bu doğrulara rağmen CHP beklenen ağırlığına neden halâ kavuşamadı? Bunları da şöyle özetleyebiliriz:

a)      Vatandaşın temel sorunu olan ekonomik sıkıntılara köklü, herkesin anlayabileceği ve somut çözüm önerilerini içeren bir program üretilememesi

b)      “Altılı masanın” çalışmalarının “kanarya sevenler derneğinin” rutin toplantılarına benzemesi, bu masadan somut bir program, somut öneriler çıkmaması,

c)       HDP ve İYİ Partinin beraber çalışması beklentisi yoktu ama bu iki partinin kamuoyunda karşılıklı sert atışmalara girmesinin önlenememesi,

d)      Partinin içinde “çoktan kazanılmış olduğu düşünülen seçimlere” bağlı olarak Cumhurbaşkanlığı adayı yarışının çıkması, bu yarışmanın yarattığı gerginlikle esas amaç olan 2023 Seçimlerine yönelik siyaset geliştirilmesine odaklanılmaması

CHP BUNDAN SONRA NE YAPMALI?

Sayın Cumhurbaşkanı Türk tarihindeki en uzun süreli yöneticilerden birisidir. 30 seneyi geçen saltanatları ile Fatih, Kanuni ve II. Abdülhamit’e yakındır. Paşalar arasında Rüstem Paşa ve Sokullu Mehmet Paşa ile yakın bir yönetim süresine sahiptir. Cumhuriyet Dönemi’nde de İsmet Paşa ve Demirel’le birlikte en uzun siyaset tecrübesine sahip kişidir. Sayın Cumhurbaşkanı’nı seçimlerde yenmek için CHP’nin başlangıçta kurduğu matematik doğrudur: CHP + İYİ Parti + HDP = yüzde 50. Ama bu sayılar siyasette her zaman kâğıt üstünde olduğu gibi işlemez. Eğer doğru zamanda doğru siyaseti geliştirirseniz bu oran yüzde 60’a çıkabilir. Tersi durumda yüzde 40’ın altına da inebilir. Üç partinin oy potansiyeline gerçeğe dönüştürmek için üç partiden de oy alabilecek, ağzı laf yapan, kavgacı değil kucaklayıcı bir aday belirlenmelidir. Bu aday tek başına yetmez, aynı zamanda arkasında “altılı masa” partilerinin temsil edildiği sağlam bir kadro, birbiriyle uyumlu politika önerileri ve samimi bir kampanya gerekmektedir. Bütün bunların yanında, muhalefetin gereksiz yere gereksiz konularda iktidarla atışmaya girmemesi gerekir. Önemli olan CHP’nin liderlik ettiği “altılı masanın” vatandaşın sorunlarını çözeceğine vatandaşı ikna edebilmesidir.

MEVCUT DURUM DEVAM EDERSE SEÇİM TAHMİNİNİZ NE?

Burada kısaca tahminimi söyleyeyim: Mevcut halde muhalefet bir öneriye, bir vaade sahip değildir. Milletin de parlamenter rejim gibi bir derdi yoktur. Öte yandan bütün olumsuzluklarına rağmen Hükümetin bir programı vardır. Elindeki yürütme gücünü de kullanmaktadır. Muhalefetin ve CHP’nin mevcut durgunluğu devam ederse Sayın Cumhurbaşkanı ilk turda bile seçimi kazanabilir.