KTO


S-400'LER, KASABANIN ŞERİFİ VE SERİN SAVAŞ

Geçen sene olduğu gibi bu sene de ABD ve Türkiye arasında sular ısınacak gibi görünüyor. Geçen sene Halkbank'a ceza ve Papaz Brunson gibi meselelerle Türkiye'ye gözdağı vermek isteyen Kasabanın Şerifi, bu sefer de Türkiye'nin S-400 alımını bahane ederek Türkiye'yi ambargo ile tehdit etmektedir. Bunun altındaki sebepler ve dünyada aslında neler olduğu hakkındaki görüşlerimi sizlerle paylaşacağım.

Geçen yazıda Soğuk Savaş döneminde Rusya ve Amerika’nın kurduğu sahnede ülkeleri ve halkları nasıl kukla gibi oynattıklarını anlatmıştım. Bugün de, aradan geçen 29 sene sonunda, dünyanın dönüp dolaşıp geldiği nokta yeni bir kukla sahnesinin kurulma çabasıdır. Ana karakterler aynıdır: ABD ve Rusya… Bugünün dünden farkı Rusya ve müttefikleri ile ABD ve müttefikleri arasında ekonomik sistem farkı bulunmamasıdır. Her iki taraf da, kapitalist düzen içinde oldukları için oyuna bakışlarında farklılık yoktur. Ancak, özellikle ABD için, en önemli nokta dünyanın üretim merkezinin kaymasıdır. Bu ise, uluslararası sistemin ABD merkezli egemen güçlerin zamanında küreselleşmenin etkisinin tahmin ettiklerinin tam tersi yönde gerçekleşmesinden kaynaklanmaktadır.

ABD tek başına dünyayı kontrol edememekte, para akışlarının bir akamete uğramadan düzenli bir şekilde hareketini sağlayamamakta, milli parasının (ABD Doları) dünya parası olmasının avantajlarının dezavantaja döndüğünü görmekte, küreselleşmenin sağladığı imkânlarla bazı gelişmekte olan ülkelerin (başta Çin olmak üzere Asya ülkeleri) dünyanın üretim merkezi haline geldiğini teşhis etmektedir. Bu durumda, hem kendi egemenliğinin – en azından Soğuk Savaş dönemindeki düzeyinde- korunması hem de bütün dünya ekonomisini temelden etkileyecek enerji hatları, ticaret yolları ve finans sisteminin kendi kontrolünde kalması için yeni bir iki kutuplu dünya projesi tasarlamaktadır.      

Dünyanın iki rakip blok arasında egemenlik alanlarına bölünmesi hedeflenmektedir. Aynı soğuk savaş döneminde olduğu gibi, bu yeni bloklaşmada da, her egemen güç kendi bloğu içinde para, bilgi ve mal akışlarını koordine edecek, sistem içinde arıza çıkaran ülke ve bölgelerde düzeni sağlayacaktır. Böyle bir bloklaşmanın temel gerekçesi nedir? Kısaca özetleyelim.

2050’DE DÜNYA FİNANS MERKEZİ ASYA’YA KAYACAKTIR

Mal ticaretinde üretim merkezi doğuda ve tüketim merkezleri de batıdadır. Dolayısıyla malların akışı doğudan batıya paranın akışı da batıdan doğuya olacağı görülmektedir. Bu ise ister istemez dünyanın finansal sermayesinin de 2050 yılına kadar doğuya akacağı anlamına gelmektedir. Finans piyasalarının da merkezinin kayması para akışlarının kontrolünün New York’tan Shanghai’a kayması anlamına gelir. ABD’nin şer imparatorluğu aslında bir algı yanılmasına, değersiz yeşil kâğıttan dolara bütün dünya tarafından verilen hayali güce dayanmaktadır. Eğer para akışlarının kontrolünü kaybederlerse Batı’nın harikalar dünyası da çökecektir.

ENERJİ KAYNAKLARI VE ENERJİ HATLARI HAYATİ ÖNEMDEDİR

Enerji hatları hem endüstriyel üretim merkezi olması beklenen Doğu’nun hem de yüksek teknolojili hizmet üretiminin merkezi olması beklenen Batı’nın zorunlu ihtiyacı olan enerji hammaddesine ulaşımı sağlamaktadır. Günümüzde petrol kadar hatta daha önemli enerji kaynağı doğal gazdır. Doğal gazın ana üretim merkezi Rusya ve hinterlandındaki ülkeler (Rusya, Türkmenistan, Azerbaycan, İran, Suriye ve Irak ) ile yeni keşfedilen Doğu Akdeniz’de bulunmaktadır. Öte yandan petrolün ana üretim merkezi de Orta Doğu ülkeleri (Suudi Arabistan, Katar, BAE, İran ve Irak), Rusya ve hinterlandındaki ülkeler (Rusya, Türkmenistan, Azerbaycan) ve Venezuella’dır. Şimdi, baktığımızda güç dağılımı için en önemli kavga enerjinin üretim merkezinin kontrol altına alınmasındadır. Bunun için Arap Baharı örgütlenmiş, bazı safderun Müslüman kardeşlerimiz tarafından mücahit olarak tanımlanan selefi eşkıyalar, DEAŞ, PKK ve benzeri terör örgütleri seferber edilmiş, milli devletleri parçalamak isteyen her türlü negatif propaganda işleme konulmuştur. Venezuella’da da arka arkaya FETÖ darbesi benzeri darbeler desteklenmiştir. Bizim ülkemiz de, bundan payını yüklü bir şekilde almıştır. Enerji üretim merkezini kontrol altına almak her iki blok için de hayati önemdedir.

TÜRKİYE TAM GORDİYOM DÜĞÜMÜ ÜZERİNDEDİR

Her iki blok da, her alanda mümkün olduğunca egemenliklerini arttırmaya çalışıyor. Orta Doğu başta olmak üzere bu egemenlik mücadelesi –kendi askerlerini tehlikeye atmadan- figüran zavallıları savaştırarak gerçekleşiyor. İşte tam bu keşmekeşin ortasında Türkiye her iki tarafla da mesafeli ve her iki tarafla da ilişkide bir pozisyondadır. Ve… Türkiye daha elini göstermemektedir. Bunda da haklı sebeplere dayanmaktadır.

ABD için, birinci olarak, Doğu Akdeniz’deki enerji hammaddesi kaynakları çok önemlidir. Darbeci Sisi, ABD’nin maşası İsrail, fırsattan istifade etmeye çalışan –çakma Daevrimci- Çipras ve Rum Yönetimi bu emel için ittifak etmiştir. Bu alanda bizim de petrol ve doğal gazdan ciddi bir payımız ve hakkımız vardır. Hükümetimiz Doğu Akdeniz’deki fırsatçılıkları “casus belli” yani “savaş sebebi” olarak tanımlamaktadır. Bize yönelik S-400 hamlesi ve ambargo tehdidi Türkiye’yi sıkıştırmak ve burada taviz vermesini sağlamak içindir. Yoksa Türkiye’ye yerleştirilecek 3 tane S-400 bataryasının ABD için hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Yahu adamların Ortadoğu’daki en önemli askeri üssü – içinde seksenden fazla nükleer füze ile birlikte- İncirlik’tedir. Bütün çevreyi izleyip dinleyecek en büyük radar üssü Kürecik’tedir. S-400’ler ABD’yi niye tehdit etsin?

İkinci olarak, İran’a muhtemel bir müdahalede bu iki üssün aktif olarak kullanılması, bu olmasa bile, Türkiye’nin en azından tarafsız kalması istenmektedir. Sadece askeri etkenlerden mi bahsedeceğim? Hayır. Türkiye enerji hatları, ticaret yolları ve para akışlarının tam geçiş bölgesindedir. Ancak ABD’nin Ortadoğu kurgusu Türkiye’nin milli menfaatlerini zorlamaktadır. Bu yüzden Türkiye bölge ülkeleri ve tabiî ki Rusya ile yakınlaşmaktadır. Tam Gordiyom Düğümü üzerinde bulunan Türkiye’nin rakip blokla yakınlaşması, hatta blok değiştirmesi ABD için mutlak bir yenilgi ve Rusya için mutlak bir galibiyet olacaktır.

SONUÇ

1.       ABD Türkiye’yi kaybetmek istemez.

2.       Pazarlık öncelikle Doğu Akdeniz’deki doğal gaz rezervlerinin paylaşım ve kullanımı üzerinde olacaktır. Önümüzde Reis ile Kasabanın Şerifi’nin G-20’de buluşmasındaki ana tema bu pazarlık olacaktır.

3.       Benim tahminime göre, Türkiye’nin blok değiştirmesi öyle kolay değildir. Muhtemelen Türkiye’nin doğal gaz rezervleri üzerindeki haklarının ve bu ticaretten payının belirlenmesi ve muhtemelen Türkiye’nin de içinde bulunduğu bir konsorsiyum kurulması karşılığında S-400’lere izin çıkacaktır.

4.       Hükümet ABD’nin blöflerine kanmamalı ve milli menfaatlerimizi kararlılıkla savunmalıdır.