RUHLARIN TAMİRİ

Bozulan musluk, tıkanan gider, aşınan parkeler, paslanan menteşe, fayanslarda açılan derzler, arıtıcının pompası… Evde tamiratlar bitmiyor.

Bozulan musluk, tıkanan gider, aşınan parkeler, paslanan menteşe, fayanslarda açılan derzler, arıtıcının pompası… Evde tamiratlar bitmiyor. Zamanla bir elin dokunmasına ihtiyaçları var. Bazen de maddi bir bozulma olmadığı halde evin havasını değiştirmek için eşyaların yerini, duvarların rengini değiştiriyoruz. İnsanın da tamirata ve havasını değiştirmeye ihtiyacı var ve olmalıdır. 

Çeşitli hastalıklar geçiriyoruz. Zamanla bedenimizde fiziki  yıpranmalar oluyor. Midemiz genişliyor, kalbimiz tekliyor, kulağımız işitmekte, gözümüz görmekte zorlanıyor. Bedenimizdeki doğal maddi tahribatı ve hastalıkları, çoğu zaman hekim eliyle gideriyor ve sağlığımıza kavuşuyoruz. 

Ruh ve zihin dünyamızdaki tahribatı gidermenin, bedendeki maddi hastalıkları gidermekten çok daha zor ve karmaşık olduğunu öncelikle belirtmeliyiz. Bedenin zamanla yorulması, gücünü yitirmesi, hatalı beslenmesi, yıpranması, hastalığa daha açık hale gelmesi gibi ruhumuz da yaşadıklarımızın birikimiyle zamanla yorulur, yıpranır, besleneceği lezzeti bulamayabilir ve hastalanabilir. 

Çok kullanılan eşyanın ve malzemenin sık bozulması gibi, çok çalışan bedenin de arızaları zamanla çoğalır. Benzer durum ruh dünyamız için de geçerlidir. İnsanın; birey, aile, iş ve toplumsal yaşam alanlarındaki ilişkilerinden kaynaklanan sorunlar, olumsuz yaşam deneyimleri, hayatın zorlukları ve dirençler, psikolojimizi etkiler ve ruh halimizi normal seyrinden çıkarır. Çok hareketli bir hayat, yaşamdaki hızlı iniş çıkışlar, ani kayıplar, meslek ve kariyer sorunları, sıkıntılı evlilik ve aile hayatı, toplumsal sorunlar, küresel krizler…

KORUYUCU RUH SAĞLIĞI

Yaşam ve ilişki evrenimizdeki bu arzu edilmeyen gelişmeler, problem çözme ve mücadele azmimizi aştığında arızalı musluğun evdeki yaşamı etkilemesi gibi zihnimiz karışır, psikolojik düzenimiz ve dengemiz de etkilenir. Bazı organlarda gelişen kanser gibi dışarıdan bir etki olmadığı halde ruh dünyamız, bazı genetik yatkınlıklardan dolayı kendi kendine de yıpranabilir, hastalanabilir. 

Günümüzde bütün ilişki alanlarımızda çok yoğun, çok yönlü ve derin etkilere maruz kalmamız, doğal olarak psikolojik dengemizin fazlaca sarsılmasına ve ruhlarımızdaki tahribatın giderek çoğalmasına neden olmuştur. 

Peki, bozulan psikolojik dengemiz ve ruh halimizdeki tahribatı nasıl tamir edeceğiz? Bedende olduğu gibi asıl tedavi koruyucu önlemlerin alınmasıdır. Zira alışkanlık gereği psikolojik sağlığımızı çok ihmal ediyoruz. Hâlbuki bedenimiz gibi ruhumuzu da muhafaza etmekten sorumluyuz. Ayrıca ruh halimizdeki aşınma, hayatımızdaki diğer tüm tahribatlardan çok daha etkilidir ve bazen daha uzun solukludur. Dolayısıyla en öncelikli konularımızdan biri psikolojik dengemizi ve ruh sağlığımızı korumak olmalıdır. 

Çünkü bugünün insanı; asimetrik bilgi, veri, ileti, malumat, ilişki bombardımanı altındadır. Dijital çağ ve sanal ortam, insanın saf ruh halini yaşamasını engellediği gibi başka bir insan üzerinden kendi gerçeğine erişmesine de engel oluyor. Bundan dolayıdır ki bedenimizi, ekonomik durumumuzu, mesleki kariyerimizi korumak için verdiğimiz mücadeleyi psikolojik dengemiz için de vermek zorundayız. 

HAYAT BEDEL İSTER

Psikolojik dengemizi ve ruh sağlığımızı korumak için davranış düzeyinde alınabilecek önlemler var. Her şeyden önce sade, her türlü aşırılıktan uzak bir hayatı hedeflemeliyiz. Hayatın dikensiz bir gül bahçesi olmadığını bilmeli ve karşılaştığımız sorunlarla mantık ve duygu bütünlüğüyle mücadele etmeliyiz. Mücadele etmeden sonuç beklemek ve sadece eleştiri ile zaman geçirmek takıntılara neden olacak ve dengemizi bozacaktır. Her türlü bağımlılıktan, körü körüne bağlılıktan kaçınmak ruhumuzu da bağımlı olmaktan kurtaracak ve hür olmasını sağlayacaktır.

Geldiğimiz yeri unutmamak, kültürümüzü ve geleneğimizi yaşamak, olgun bir ahlak yanında küresel bakışıda kavramak, bilgiye ve öğrenmeye yatkın olmak, kişisel gelişimin çabası içinde olmak ruhsal dengemiz için önemlidir. Bedenin emrinde değil de kalbin emrinde bir insan olduğumuz oranda ruhsal tatminimiz artacaktır. Hayatı bir mücadele, ezme ve savaş alanı değil bir barış ve huzur alanı olarak görmek uyumumuzu kolaylaştıracaktır. Hayatın bize sunduklarının karşılığını, çalışmamız ve çabamızla vermek bize iyi gelecektir.  

Hayat bedel ister ve bu bedeli de vermeye hazır olmalıyız. Unutmayalım ki başarının gerektirdiği bedeli ödememek, başarısızlığın bedelini ödemeyi gerektirir. Bunun için geçici maddi kazanımları aşıp ruh düzeyindeki manevi tatminlerin peşinde olmak, kendi gerçeğimizi yakalamanın arayışı içinde olmak ruhumuzun koruma kalkanı olacaktır. 

Bunca hengâmeye rağmen sade bir hayat sürmek, doğa ile iç içe olmak, iyi niyetlere sahip olmak, çevremizi ihmal etmemek, etrafa değer katmak, benlik atını terk etmek, bedeni doğal besinlerle, ruhu kalp, gönül ve hal değerleriyle, ilginin değil sevginin peşinde koşmak ve dünyadaki yolculuğumuzu anlamanın arayışı içinde olmak önemlidir. 

Ve psikolojimizde oluşan yıpranmaları giderecek ruh tamircilerine yakın olmayı da ihmal etmemek gerekir.