PAPA'NIN IRAK ZİYARETİNDEN KALANLAR

Katoliklerin ruhani lideri, Irak'ta yaşayan 45-50 bin civarında Hristiyan'a dini ayin yaptırarak, onların yalnız olmadıklarını vurgulamak için de yapmış olamaz.

Dünya liderlerinin her türlü toplantısını online yaptığı, pandemi nedeniyle sınırların kapandığı ve salgının kontrol altında tutulamadığı, daha doğrusu salgın ile ilgili sağlıklı verinin olmadığı, güvenliğin büyük sorun olduğu, devlet ve devletaltı örgütlerin güç mücadelesi yaptığı, ölüm ve saldırıların birbirini izlediği Irak’a Papa’nın ziyaretini insancıl, dini, özlem vb. kavramlarla açıklamak mümkün olmaz.

Aynı zamanda bir devlet başkanı da olan Papa’nın ziyaretinin iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek, ticaret hacmini yükseltmek, teörle mücadele gibi konularda iş birliği yapmak gibi bir amacı da olmadığı aşikardır.

Katoliklerin ruhani lideri, Irak’ta yaşayan 45-50 bin civarında Hristiyan’a dini ayin yaptırarak, onların yalnız olmadıklarını vurgulamak için de yapmış olamaz. Medeniyetler çatışmasına son vermek gibi bir amacı asla olamaz. Haçlı seferlerinin bu bölgede bıraktığı derin izler hafızalarda iken. 

Papa maddi ve manevi gücü olan aslında hegemonik bir güçtür. Maddi gücü vardır. Birçok ülkenin yıllık gelirinin çok üzerinde bir gelir elde etmektedir. İslamiyette olmayan ruhani özelliğe sahiptir. Kısacası tam bir yumuşak güç unsurudur.

Bu unsurlara yıllar içerisinde kabul gören ve Papa’ya yeni üstünlükler kazandıran doktrinleri de eklemek gerekmektedir. Papa’nın üstünlüğü, Papa’nın yanılmazlığı gibi. Papa, yanılmazlığı ile Tanrısal vahyi içtenlikle yorumlayabilmekte, açıklayabilmekte, yani ictihatta bulunabilmekte, ancak yeni bir vahiy ortaya koyamamaktadır.

Hiçbir yönetici de olmayan bu vasıfları sınırsız finansal geliri ile birleştiren, Afrika’da bir köydeki papazın bile bağlı olduğu Papa bir mesajı veya söylemi ile milyonları harekete geçirebilecek bir güce sahiptir.

ZAMAN VE ANLAM AÇISINDAN

Papa’nı ziyaretini zaman ve anlam açısında iyi incelemek gerekir. Ciddi bir risk alarak gerçekleştirilen bu ziyaretin sadece ruhani bir amacı olmadığı  ve hatta zorlayıcı bazı izler taşıdığını da söylemek mümkündür. Bu izler incelendiğinde ABD Ortadoğu politikasının gölgeleri görülebilecektir.

Vatikan’a göre,DEAŞ saldırıları nedeniyle sayıları giderek azalan Hristiyan nüfusu yerlerinde kalmaya ikna etmek, Şii İslam ile kalıcı ve yapıcı ilişkiler tesis etmek bu ziyaretin iki temel amacı. Elbette görünürde.

Birkaç saatlik bir ziyaret ile ne kadar etkili garantiler versenizde tehdit altında olanları ve daha önce DEAŞ’ın nasıl eziyet ve zulüm  yaptığını görenlerin yerlerinde kalmaları için ikna olmalarının pek mümkün olmayacağı açıktır.

Şiilik kendi içinde çeşitli bölünmüşlükler yaşamaktadır. Şii din adamalarına atfedilen, gözle görünmeyen ancak var olduğu görülen ruhani özellik Papa’yı kendisi gibi ruhani bir liderle görüşme yapma ve anlaşma konusunda  teşvik etmiş olabilir veya zorlanmış olabilir.

Papa’nın, Haçlı seferleri döneminde savaşla değil birlikte yaşayarak Müslümanların Hristiyanlaştırılabileceğini savunan Francis Asisi’nin ismini almasının da sıradan bir isim alma olmadığını özellikle vurgulamak gerekir. Bu kapsamda ziyaret bu stratejinin bir parçası olarak düşünülebilir. Ziyaret sırasında Sünni kesim ile görüşme  gerçekleştirilmemesi ayrıca sorgulanması gereken bir husus olmalıdır. Bu durum Irak’ta etkisi giderek artan Şiilik ile ilişkileri geliştirerek Sünnileri etkisiz hale getirme odaklı bir politikanın devamı da olabilir.

Bu ziyaretin Papa tarafından bir haç ziyareti olarak nitelendirilmesi ziyaretin siyasi değil  bir misyon ziyareti olduğunu düşündürse de İran yönetimi ile pozitif ilişkiler kurmayı planlayan Biden için, genelde Şiilerle, özelde İran Yönetimi ile ilişkilerini geliştirmek açısından önemli bir enstrüman olabileceği dikkate alınmalıdır.